Vaktiyle İstanbul'un bir "yangınlar mevsimi" varmış. Yaz ayları.. Ama bunun bir sebebi bulunurmuş. Devir bugünkü devir değil; öyle her sebzeyi, her meyvayı istediğiniz vakit yiyemezsiniz. Her sebze, her meyva kendi mevsiminde... İstanbul'un "yangınlar mevsimi" de, patlıcan mevsimi. Çünkü patlıcan çıktı mı, herkes onu kızartmaya başlıyor; bir kıvılcım sıçrıyor, bir kızgın yağ damlası damlıyor ve ahşap İstanbul'un o semtini alevler sarıveriyor.
İstanbul'un "yangınlar mevsimi"nin yaza rastlamasının, görülüyor, mantıklı bir nedeni mevcut.
Peki, bu aralar niçin, Türkiye'de adeta "parti kurma mevsimi"? Birbiri peşinden partiler, siyaset hayatımızda, farkında mısınız, arz - ı endam eylemeye başladı. Saadet Partisi, arkadan Ampul Partisi. Haydi onlar FP'nin bıraktığı boşluk sonuçu diyelim; ama bu boşluğun dolmadığına inananlar - örneğin Ankara Belediye Başkanı - da kolları sıvamış haldeler. O kesimde daha kaç yumurtadan kaç civciv çıkacak, belli değil.
Bu arada, muhtarlar hareketlendiler. Buldukları isim de pek cuk oturmuş: Ulusal Muhtariyet Partisi! Soldaki vıyaklamaları saymıyorum. Onlar tabiaten biraz bezme ekabir olduklarından kürekleri aheste çekiyorlar ve birbirlerine "Önden siz buyrun!", "Hayır, siz buyrun!" diye ikramda bulunuyorlar. Ama bir, sıraya girdiler mi "sürüsüne bereket" dedirtmeleri hiç kimseyi şaşırtmayacaktır.
Tabii bir de, koşunun "outsider"i, her daim "potansiyel kurucu" Kemal Derviş. Zaten mevcut 40 parti, - bazılarının ismini bile bilen yoktur - yetmiyormuş gibi.. Eee, bu iş parayla değil ki.. Dayıyorsun İçişleri Bakanlığına bir dilekçe, oluyosun "otomatikman" siyasi parti.. Bektaşinin dediği gibi, rızkını vermedikten sonra yap yap sal!
Parti, nenin devası?
Olayın asıl dikkat çeken tarafı, işin "siyaset hayatı / medya" ikilisinde bulduğu yer. Bu gösteriyor ki, o ikilinin de ciddi bir işi yok. Çünkü, eğer Türkiye'nin bugünkü durumuna ciddi bir çözüm aranıyorsa "yeni parti", hatıra gelebilecek son reçete. Türkiye'nin gündemine el koymak için mevcut DYP ve CHP'den, kurulmuş SP veya AK'ın, ya da solda / sağda kurulacak bir başka partinin kırk paralık "fazla şans"ı var mı? Zaten bunların söyledikleri farklı şeyler mi? Osmanlı Bankası bile meşhur reklamında "Yok birbirimizden farkımız ama, biz.." derken daha fazla fark hatıra getiriyordu.
Bu, şuradan da belli ki "siyaset hayatı / medya" ikilisinde bunların tuttuğu yer duvar afişlerine benziyor: Bir sonraki gelip bir öncekinin üstünü kapatıyor ve oyun sürüp gidiyor. Bir genel seçim olacak da, bunlar o genel seçime girecekler de, seçmen hepsinin arasında onu seçip iktidar yapacak, o da sistemi sağlığa kavuşturacak, sonra ülkeyi ihya edecek!
Siz kimin evini soruyorsunuz? Seçim kararını verecek Parlamentoda çokluk iktidarının başı "Bizim alternatifimiz yok" diyor, bir yardımcısı seçim kelimesini telaffuz dahi etmememizi salık veriyor, en açıkgözü tarihi söylüyor: Nisan, 2004! Böyle hallerde "parti kurarak gündeme el konulmaz". Demokratik bir toplum hareketi yaratarak gündeme el konulur, sonra her şey, sağlıklı demokrasi kurallarının işlemesiyle doğal mecrasına girer.
Siz her şeyin "doğal mecra"sında olduğunu mu sanıyorsunuz?