Şimdi bizim ‘Sürekli Aydınlık Eylemi’ gibi kitleselleşecek bir ‘Onur Eylemi’ne ihtiyacımız var. Herkes gizli gizli yeniden onurlu insanlar olmak istiyor çünkü. Korktukları tek bir şey var: Yalnız kalmak!
Dolmuşta iki cep telefonu çalıyor. Bir genç kızla, bir genç adam aynı anda ceplerine davranıyorlar. Enteresandır, müzikleri aynı. ikisi de yirmilerin başındalar, ikisinin de cep telefonlarında Hababam Sınıfı! Bu tatlı tesadüfe gülümserken onlar, dolmuştakiler -öyle belli ki yüzlerinden- "Hemen açmasalar keşke. Dinlesek biraz" diyor içinden. Yağmur da bastırmasın mı o anda! Anında değişiyor güzergâh: Beşiktaş’ta inmek yok, buradan direkt 70’lere gidilecek!
Anlamadın mı Kaptan? Biz eskisi gibi iyi insanlar olmak istiyoruz! Onurumuzu, gururumuzu geri istiyoruz! Gerek yok, sorma: Kimse inmeyecek bu arabadan!
Nasıl insanlar olacağız biz?
Geçen cuma "Kıyıdan" köşesinde başlatmıştık bu meseleyi. Daha sonra Radikal’de Türker Alkan ve Hakkı Devrim de değindi:
Bu lanet krizle birlikte çuvallayan "Homoözalus" yerine "yeni insanı" koymak istemiyor muyuz? Ne yapacak bu insan, bilmek istemiyor muyuz? Selpakçı çocuklara para verecek mi, vermeyecek mi? Ölüm orucu tutanlara "Zaten sizi istemiyorlar, siz de kendinizi öldürüyorsunuz" mu diyecek? Yoksa "Devam çocuklar!" diye mi bağıracak? Dolar almaya, daha çok kazanmak için küçük hesaplar yapmaya "tenezzül edecek" mi?
Arkadaşları işten atılırken direnecek mi, yoksa kendisi de atılmasın diye başını önüne mi eğecek?
Konuşsanıza! Hepimiz birbirimizin gözünün içine bu yeni ahlak seferberliğini kim başlatacak diye bakmıyor muyuz?
Onur Eylemi!
Topyekün lumpenleşmiş - lumpenleştirilmiş bir ülke burası. Aşkı, acısı, namusu, yoksulluğu, yönetimi, müziği, şiiri lumpenlikle bayağılaşmış bir ülke. Özal’ın başlattığı "ahlak darbesinden" sonra yarattığı insan tipinden artık tiksinen, o çiğ insandan kurtulmak isteyen bir ülke. Güney sahillerini Avrupa orta sınıfının yüzme havuzu haline getirmek için karnınını çatlatacak kadar alçalan bir memleket. Başkenti üçüncü sınıf pavyon ışıklandırmasıyla çirkinleştirilirken lamba manyağı olacak kadar aşağılanmış olan. Velhasıl güzelini çirkinini, iyisini kötüsünü karıştırmış insanlarız biz.
Şimdi bizim tıpkı ‘Sürekli Aydınlık Eylemi’ gibi kitleselleşecek bir ‘Erdem Eylemine’ ihtiyacımız var.
Konuşsanıza!
Konuşsanıza! "Bugün dolar almıyoruz!" diyecek, "Bu yaz Diyarbakır’da tatil yapıyoruz"! diyecek, "Yerli Malı Haftası yapıyoruz!" diyecek, her ilkokul çocuğuna 50 milyon vermenin saçmalık olduğunu söyleyecek, bunun yerine üniversite mezunu askerlere talimden ziyade "Doğu’da zorunlu öğretmenlik" yaptırmayı önerecek olan birini desteklemez misiniz? Artık siz de "düzgün" cümlelere geri dönmek istemiyor musunuz?
Başarının zenginlikle, gücün vandallıkla eşitlendiği, dibine kadar lumpen bir hayattan yorulmadı mı kalbiniz? Düşünsenize, şimdi siz çocuklarınıza ne öğreteceksiniz? "Yeni Türkiye insanı" nasıl bir tip olmalı? Konuşsanıza! Bundan böyle nasıl insanlar olmalıyız biz?