21 Ağustos 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Ulusal güvenlik ve AB

     ANAP lideri Mesut Yılmaz, konuyu bugünkü MGK toplantısına getireceğini söylüyor:
     - Meclis'in açılmasından önceki, bu son MGK toplantısıdır. Milli Güvenlik kavramıyla ilişkili maddeleri konuşmamız lazım. Konuyu gündeme getireceğim.
     
Hangi maddeler?
     - Mesela 13, 14, 26 ve 28. maddeler...
     
Bunlardan 13. madde "temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasını", 14. madde "kötüye kullanılmasının" önlenmesini düzenliyor.
     26. madde düşünce hürriyetiyle, 28. madde basın hürriyetiyle ilgili...
     Önce, asker sivil hepimiz şunu görmeliyiz: Bu maddelerdeki hürriyetleri genişletmeden AB'ye üye olamayız!
     Hürriyetleri genişletmek "ulusal güvenlik kavramına"na uymuyorsa, ya bu kavramı değiştirmek, ya da AB üyeliğinden vazgeçmek gerekecektir... Demek ki, "tartışılacak bir şey yok" değil.
     
     PARTİLER arası uzlaşma komisyonunun hazırladığı Anayasa değişikliği taslağında bu maddeler değiştiriliyor. Evvela, uzun ve ayrıntılı ifadeler yerine, kısa ve genel kavramlar kullanılıyor. Yoruma daha müsait hale getiriliyor.
     Kaygının bir sebebi bu olabilir. Bir de AİHM içtihatları uygulanırsa, yorum yoluyla, hürriyetler daha da genişler ve "kötüye kullanma" sorunu gündeme gelebilir.
     Değişiklik taslağında, hürriyetlerin kısıtlanmasının "ölçülü" olması kuralı getiriliyor; aşırı kısıtlamalara imkan verilmiyor.
     Taslakta devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliği ve Cumhuriyet'in nitelikleri ve resmi dil Türkçe hükmü korunmaya devam ediyor. Ancak "varlığını tehlikeye düşürmek, sosyal sınıf hakimiyeti, ayırım yaratmak" gibi kavramlara yer verilmiyor.
     26. maddede, "düşünceyi açıklama ve yaymada kanunen yasaklanmış dil kullanılamaz" ifadesi çıkarılıyor.
     
     ASKER gözüyle bakıldığında bu değişikliklerin bir kısmından kaygı duyulabilir. Etnik milliyetçiliğin yükseldiği bu çağda, kaygıları hafife almamak ama abartmamak da lazım.
     Devletin "iç atmosferi" bu kaygıları sürekli vurgulamaktadır. Kemal Derviş gibi "liberal sosyal demokrat" bir ismin bile "irticai şirket" paranoyasına uyarak, sermayenin nasıl dünyevileştirici (sekülerleştirici) bir faktör olduğunu unutmuş olması, "iç atmosfer"in etkisini göstermektedir!
     Halbuki AB süreci çok boyutludur ve "devletin iç atmosferi" bakış açılarından sadece biridir: AB sürecinin diplomatik, siyasi, ekonomik, kültürel yönleri vardır.
     AB üyesi olacak bir Türkiye siyaseten ve iktisaden son derece de güçlenecektir. Onun için dışişleri bakanları, ekonomi bakanları, maliye bakanları, bu konularda duyarlı başbakanlar daima AB üyeliğine büyük önem vermişlerdir; vizyonlarını "iç atmosfer"le sınırlandırmamışlardır.
     Yılmaz'ın konuyu gündeme getirmesi isabetli olmuştur. Bakalım bir adım atılabilecek mi? 12 Kasım'da AB'nin yayımlayacağı "İlerleme Raporu"undan önce Türkiye'nin ciddi adımlar atması gerekmektedir. Ekonomik kriz için de şarttır bu... Bakalım ne olacak?
     
     t.akyol@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Ulusal güvenlik ve AB

Fikret BİLA
Bostancıoğlu’nun koltuğu sarsıldı

Güneri CIVAOĞLU
Ata’yı kopyalasınlar

Can DÜNDAR
Tevbih günü

Sami KOHEN
TIR'da dış politika!

Tuncay Özkan
Ulusal güvenlik ve MGK toplantısı

Hasan PULUR
Onlar artık üniversite şehri olmak istiyor...

Derya SAZAK
Depremin vurduğu gençlik

Meral TAMER
Krizin uğramadığı kent

Tamer HEPER
Ölçü üretim ve istihdam

Güngör URAS
İşte at işte meydan

Serpil YILMAZ
Dost acı söyler

© 2001 Milliyet