Rahatsızlığım nedeniyle dinlenmek için gittiğim Bodrum’da beni en çok şaşırtan olayı aktarmak zorundayım. O nedenle gazeteciliğe ara vermeden sizinle bu olayı paylaşmak istiyorum. Olayın başlığı: "Arkadaştan bile oy yok!"
Kime? Mesut Yılmaz’ın lider olduğu ANAP’a.
Kimden? Yılmaz’ın kadim dostu Mehmet Nazif Günal’dan.
Bakın ne diyor: "Artık ANAP’a oy vermem. Kimse vermiyor ki, ben vereyim." Gerçi seçim sathı mahalline girmiş değiliz ama partilerin geleceği ekonomik programın başarısıyla ölçüleceğinden "oy tercihi" gündemimize girdi bile.
TV8, Bodrum Resort, Antalya Topkapı Palas, Ankara - İstanbul Mega otelleri, MNG kargo uçak şirketi, MNG Bank, MNG İnşaat gibi şirketleri ve 7 bin çalışanı bulunan bir grubun başkanı Günal. 20 yıl önce müteahhitliğe başladığı yolda, "Şimdiye kadar 20 bin yatak inşa ettim" diyerek mesleğine turizmci damgasını vuruyor.
Soruyorum kendisine: "Sorun ne?"
"Lider sultası" diyor. Öncelikle piyasalara güven verecek bir siyasi yapılanma için Partiler Yasası’nın değişmesi gerektiğini vurguluyor. Olumsuzlukları söylemekten çok nelerin yapılması gerektiğini anlatmayı tercih eden bir işadamı Günal. "Çünkü siyasiler olumsuz eleştiri aldıkları zaman hiçbir şey yapmıyorlar, bari olması gerekenleri anlatalım" felsefesinde.
Günal, krizin nedenini "devlet yatırımları ederinin iki üç katı fazlayla yapıldı. Aradaki fark da iyi ellerde birikmedi. Dolayısıyla lüzumsuz dış borç yükü altına girildi. 2000’de bilanço Türkiye’nin içine çekildiği krizi gösteriyordu. Kasım krizinden önce eylülde herkes devlet kâğıdı alırken sattım. Bunu yaparken bankamın genel müdürünü bile zor ikna ettim. Tüketici kredisi verilmemesi için direttim. Yüzde 3’le kredi kullandırıp, gelecek riski alamazdık" diye anlatıyor.
Hemen bankasını soruyorum: "MNG Bank küçük ve riski düşük bir banka, içinde tek kuruş kredimiz yok. Egebank’ın binasını BDDK’dan satın aldık, merkezimizi oraya taşıyacağız. Sermaye yükseltme takvimimizi verdik, turizmden sağladığımız döviz gelirinden 7 trilyon lirayı bankaya yatırıyoruz." Günal kendi grubunun geleceğini turizme nasıl bağladıysa, Türkiye’ye de aynı hedefi koyuyor. Turizm sektörüne yönelik mesajlarını vermek için kurduğu TV8 kanalına bu uğurda yılda 5 milyon dolar para gömüyor." 10 yıl sonra Türkiye’nin turizm gelirlerinin 60, hatta 80 milyar dolar olmasının hayal olmadığını anlatmaya çalışıyor.
Nasıl mı? Dış tanıtıma 500 milyon dolar yatırarak. Bu yıl Türkiye tanıtım bütçesi 75 trilyon lira. Söylediği rakam kolay kolay altına imza atılacak boyutta değil. Ama ısrarlı, Avrupa turizm pazarını reklama boğmaktan yana.
Günal, bir noktaya işaret ediyor: "Bugünün değeri işini iyi yapmak. Herkes işini iyi yaparsa krizi aşabiliriz." İşini iyi yapmak ne demek? Müteahhitin devletten aldığı arsaya iki yılda otelini inşa edip işletmeye açması, pazarlamanın güçlü bir etkinliğe kavuşması, hizmet kalitesinin artması... Ve de avantacılığın ortadan kalkıp alın terinin hakim kılınması.
Siz öyle mi bugünlere geldiniz? Tashihli arazilerden, otobanlardan payınızı almadınız mı diyorum. Sıralıyor; IMF, Dünya Bankası, AB bürolarından yılda 2.5 milyon dolar kira geliri sağladığı MNG’nin Ankara’daki binasından uçak şirketine kadar "otellerimin arsalarını satın aldım. Antalya, DYP’nin Orman Bakanı Hasan Ekinci zamanında verildi. Bakın bakalım trilyonların gömüldüğü otoyollardan kaç araç geçiyor. Santrallar kaça yapıldı?"
Ne diyeyim artık. Dost acı söyler diye boşuna söylememişler.