22 Ağustos 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 







Fenerbahçe’de saklambaç

     ERCAN GÜVEN

     Nedir bu?.. Futbol hadisesi mi, "ulusal güvenlik" meselesi mi?..
     Takım mı kuruyorsun, Apo’yu Afrika’dan getirecek tim mi oluşturuyorsun...
     Bu ne gizem, ne esrar...
     Hocam, incir çekirdeğini doldurmayacak avantajlar uğruna, Fenerbahçe ile ona gönül veren milyonları yabancılaştırıyorsun...
     * * *
     İnanın, önceleri cehaletime veriyordum.
     Fenerbahçe bir maça çıkıyor bir takım, ikinci maça çıkıyor başka takım...
     "Yahu kazanan takım niye değişti" diye soramıyordum.
     Herhalde bir bildiği vardı Mustafa Denizli Hocam’ın...
     "Her şeyi bilen" veya "bilmek zorunda olduğunu düşünenölere kulak kabartıyordum, ağzım bir karış açık kalıyordu.
     "Meğer kafamın basmadığı ne çok şey varmış ve Denizli, yapılması gerekenin en iyisini yaparmış..."
     Şüphelerim yüzünden kendimden utanıyordum.
     * * *
     Geçen sezon takıma altıncı yabancıyı aldığında bile "gerçek hedefinin" ne olduğunu anlamaya çalıştığım, neyi saklamak istediğini tahmin etmeye uğraştığım olmuştu Denizli’nin.
     Ve bu sezon yüzümü kızarttım, senelerin tecrübeli Fenerbahçe muhabiri Yusuf Kobal’a sordum merak ettiklerimi.
     Fenerbahçe, İstanbulspor maçına çıkacaktı ve henüz kadrolar elimize ulaşmamıştı.
     "Yine takımda değişiklik olacak mı Yusuf?"
     "Valla ancak 5 - 6 futbolcudan emin olabilirim. Gerisini Denizli bilir."
     "Hepsini tanıyorsun, futbolculara sorsana."
     "Onlar da bilmez ki"...
     Ürperdim... Sanki, Güngören Stadı değil, KGB koridorlarında gezinmekteyim.
     * * *
     Takımlar sahada ısınmaya başladığında, kadrolar da elimize ulaşmıştı ve tekrar sordum:
     "Sen bilirsin, sisteme göre hangi futbolcu nerede oynayacak şu kağıda yazar mısın"...
     Yanıt bardağı taşıran son damlaydı.
     "Hiç belli olmaz, oyun başlasın bakalım"...
     Düşünebiliyor musunuz?.. Son beş yılının günde yaklaşık 16 saatini Fenerbahçe ile geçiren, hiçbir antrenmanını kaçırmayan, takımdaki futbolcuları öz kardeşi kadar iyi tanıyan Kobal, 20 kilometrelik deplasmandaki bir lig maçında hangi futbolcuların kadroda olacağını ve hangi sistemin hangi mevkiinde oynayacağını tam olarak kestiremiyordu.
     * * *
     Evet sevgili Fenerbahçeliler... Kulüp, Denizli ile bu stilini bilerek kontrat imzalamıştı. Hazırlık maçlarını sevmez, takımı kafasında oynatırdı. Kadroya alınacaklar, hemen her haftanın en büyük tartışması olacaktı. Sürpriz sürprizi kovalayacak, ama maçlar tıkır tıkır kazanılacaktı...
     Gördük İstanbulspor maçını...
     Neymiş, bunlar telafi edilebilirmiş.
     Buradaki üç puan, geçen sezon son maçın son dakikalarına kadar hesabı yapılan bir puanın tam üç katı değil mi?
     O, "spor" yazarı, "skor" yazarı lafları da bu şartlarda palavra...
     Bunca bilinmezlik arasında biz nereye bakacağız, Denizli’nin hatıra defterine mi?..
     "Ben takımı yayık ayranı gibi çalkalayarak kurarım" diyorsa Sayın Denizli ve sadece bir futbolcusunun transfer ücreti karşılığında alın teri dökenlere yeniliyorsa takım...
     Kime soralım?.. Marko Paşa’ya mı?..
     Futbolda "olur böyle kazalar" hoşgörüsünü, bilgilendirmediği insanlardan bekleme lüksü yoktur Sayın Denizli’nin.
     O, "işime karışmayın, sonuca bakın" tavrından sonra, insanların elinde referans olarak skordan başka ne kaldı artık?..
     * * *
     Verin bu kadroyu en beğenmediğiniz yerli hocaya; hem İstanbulspor’dan üç puan alırdı, hem Glasgow turunu atlardı, hem de üzerine çift antrenman yapardı.
     Demek ki, bu kadar esrarengiz olunca insan, kendinden de bazı bilgi ve gerçekleri saklamaya başlıyor.
     Rüzgar daima poyraz esmiyor...
     Lodos da var, fırtına da, bora da...
     İşlerin ters gideceği olası günlerde, bu "zengin" ve "seçkin" kadrodaki her yıldızın birer dinamit lokumuna dönüşeceğini ve Denizli’den bu "one man show"un intikamını almak için çırpınacaklarını da unutmayın.
     
Üfleyin lütfen!..
     Barbaros Bulvarı’nda geçen bu kurgusal olaydaki isim ve karakter benzerlikleri tamamen raslantısaldır.
     Boşuna polis kayıtlarını araştırmayın:
     -Kartal sağa çek!..
     -Sağolun arkadaşlar, lastiklerde sorun var, acele edin.
     -Tamam da, önce üfleyiver.
     -Ne üflemesi be. Formula 1 yarışında lastiği nefesle mi şişireceğiz?
     -Beyefendi lütfen lafı karıştırmayın ve üfleyin.
     -Bana bak, daha 32 tur var önümde. Herkes gazladı gidiyor...
     -Çabuk inin aşağı ... Şu amcayı da indir, arabayı bağlayacağız.
     -Siz ne biçim Ferrari teknisyenlerisiniz. O adam Danimarkalı çok ünlü bir kaleci, aynı zamanda benim co - pilotum.
     -Kardeşim, memuru meşgul etme, üfle şunu.
     -Şimdi anladım... Siz Schumacher’in adamlarısınız. Geçen turda motor arızasını doğru dürüst onarmayanlar da sizsiniz.
     -Yahu amirim, bu adamın kafası iyi, alkolmetreyi üflemiyor.
     -Eh Hasan, sen bizi Ardahan’a sürdürmeye niyetlisin. Tanımadın mı Christoph o... İçişlerinden torpili var. Zaten üfletsen de bir şey çıkmaz. Koyver gitsin.
     
"Yarım sıfır"
     Trabzonspor’un bu kadar çabuk toparlanmasını kimse beklemiyordu doğrusu...
     Gerçek bir "iç harp" yaşamış, "ateş kes" sağlanıp sığınaktan çıktığında onu ekonomik kriz karşılamıştı.
     Silah mı alacaktı, ilaç mı?.. Para mı arayacaktı, dost mu?..
     İşi çok zordu... Ama toparlandı...
     En önemlisi Trabzonlu’nun onu kucaklaması...
     Trabzonspor’un grafiği yükselmeye devam edecekse şayet, bu Brezilyalılar yüzünden değil, yönetim ve teknik kadronun doğru teşhislerinden olacaktır.
     Sadi Tekelioğlu’nu duydunuz:
     "Bizi öyle abarttılar ki, Antep maçından korkuyordum ve "yarım - sıfır"a bile razıydım" dedi.
     Yani Trabzonspor, bu kez "dolduruşa" gelmedi.
     
Servis yok
     "Aşçı ile şef garson pahalıya patlıyor, çıkaracağım."
     "Et yemekleri çok masraflı, satmayacağım."
     "Elektrik faturasını masaları satıp karşılayacağım. Artık müşterileri karanlıkta oturtacağım."
     Ee, kapat be kardeşim lokantayı o zaman. Sen hangi yemeği kime pişirtip, kimle servis yapacaksın ki, müşteriler karanlıkta görüp beğenecek...
     Bu mantıkla "kurtarılmaya" çalışılan bir lokantanın ne kadar şansı varsa, Galatasaray’ın da o kadar.
     Biri çıkıp, üretim gereçlerinin, hammaddenin satılıp sermaye yapılamayacağını Galatasaray yöneticilerine anlatmalı.
     
Öfke ve sevinç
     Öfke baldan tatlı...
     Bayılıyoruz öfkelenmeye ve hakkını da veriyoruz.
     Ama böyle günlerde çıt yok.
     Hangi Fenerbahçeli Bulgaristan’dan gelecek iyi habere sevinmeyecek, hangi Galatasaraylı Glasgow galibiyetine gülümsemeyecek?..
     Düşmanlık değil rekabet duyguları içinde olduğumuzu itiraf etmeye korkuyoruz.
     Değil mi?
     
Ankaragücü ve Ersun Yanal
     Ankaragücü, ligin ilerleyen haftalarında nereye kadar gidebilir bilinmez. Ama geçen sezonun ikinci yarısında yakaladığı rüzgarı bu sezona da taşıdı ve gol rekorları kırarak zirveye oturdu.
     Parası mı çoktu?.. Hayır. Kulübün bütçesi 8 milyon dolar. Hatta, galibiyet pirimleri çok tutacak diye korkuyorlar.
     Ya taraftar?.. Ne alakası var. Son maçta tribünlere gelenler, ancak 10 bini aştı.
     Peki "fark" nerede?..
     Ersun Yanal...
     Cemal Aydın’ın başkanlığında devrim yapmış hoca.
     Lig bittiğinde, imzalarını peşinen atıp tatile çıkan futbolcuların yedekleri bile her golden sonra saha kenarında sıraya giriyorlar golcüyü kutlamak için.
     Ankaragücü büyük bir olasılıkla bu yıl şampiyon olamaz. Zaten hedefi Kupa... Ama hocası tırnaklarıyla geliyor teknik direktörlerin "A takımı"na.
     
     eguven@milliyet.com.tr


 SPOR


Kalbimiz santrada
Haftanın Analizi
At yarışları
AVRUPA LİGLERİ
Bradley’e çağrı
İkinci Lig
Rodman mahkum
Filede elendik
Daum yine esti
Güzel gün olacak
Kaybetsek ne olur?
Hami’ye Tekelioğlu freni
Namık Sevik’i andık
TEVFİK LAV: Tur bizim
Hakan Şükür yol ayrımında
Masa tenisi şenliği
2008 için niyet mektubu
Fatih’li Mallorca Şampiyonlar Ligi’nde
Körfez’e temlik
Kader gecesi
Eleştiri ve sevgi yumağı içinde
Hakan’a Milan yolu
Fenerbahçe’de saklambaç


 SAYFA BAŞI 




© 2001 Milliyet