Huyum kurusun! Bir konuyla ilgilenmeye kalktım mı, gözünü çıkartıncaya kadar ıcığını - cıcığını kurcalarım.
Baksanıza Milliyet TIR'ıyla deprem bölgesini birlikte dolaştığımız Hasan Pulur ve Haslet Soyöz, ikinci tura çıktılar bile. Bendeniz ise hâlâ deprem bölgesine takılıp kalmış vaziyetteyim.
Eh, kabahat biraz da sizlerde... "Kabak tadı verdin" diye uyarsanız, belki de hemen çıkıveririm deprem bölgesinden. Ama sizler yazdıklarımı gönülden paylaşıp, e - posta, faks ve telefonla öylesine destek veriyorsunuz ki, ben de cesaretlenip "devam" diyorum.
İzmit Belediye Başkanı Sefa Sirmen yöreyi gezdirirken bir tepeyi işaret ederek "Bakın bunlar Saddam Evleri" demişti. Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, depremin hemen ardından Irak'ın Kızılay'ı diyebileceğimiz Hilal - i Ahmer Cemiyeti'ne talimat vererek, 10 milyon dolarlık bağışı petrol olarak TÜPRAŞ'a göndermiş. Depremzedelere kalıcı konut yapılsın diye.
TÜPRAŞ da o petrolden elde ettiği geliri kendi hesabında tutamayacağı için Kocaeli Valiliği'ne aktarmış. Valilik, İzmit'in denize hakim, şahane manzaralı yüksek bir tepesini gözüne kestirip, Bayındırlık Bakanlığı aracılığıyla kamulaştırarak binaları inşa ettirmiş.
Deprem bölgesinde Bayındırlık Bakanlığı, Dünya Bankası ve bağış yapan özel kişi ve kuruluşlar olmak üzere 3 tür kalıcı konutlar var. Saddam Evleri üçüncü fasıldan. Ancak Kocaeli Valiliği, Saddam'ın 10 milyon dolarıyla yapılan 264 konutun valiliğe lojman olmasını bile düşünmüş bir ara. Ama konu basına yansıyıp da biraz patırtı kopunca çekinmişler. Tabii konutlar hak sahiplerine dağıtıldığında, bir kısmının valilik üst düzey personeline lojman olarak tahsis edilmeyeceğinin hâlâ garantisi yok.
Valiliğin lojmana ihtiyacı varsa, depremzedeler için gönderilen bağışlar yerine devletin kaynaklarına başvurulması gerekmez mi?
Deprem bağışlarıyla turistik otel mi?
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği TÜRSAB ve Türkiye Otelciler Birliği TÜROB, 17 Ağustos depreminin ertesinde depremzedelere 125 kalıcı konutluk bir kampanya başlatırlar. Alman Seyahat Acentaları Birliği DRV ve ünlü tur operatörü Sun World de kampanyaya katkıda bulunur.
Bolu Valiliği arsa tahsis eder. Hatta geçen ağustosta depremin 1. yıldönümünde Yaşamköy'ün temeli bile Mesut Yılmaz tarafından atılır. Ne var ki Star'ın haberine göre Yaşamköy'e 1 yıldan beri tek bir çivi bile çakılmadığı ortaya çıkar.
TÜRSAB eski başkanı Talha Çamaş, toplanan 300 bin doların iade edilmesi gerektiğini belirtirken, Alman Seyahat Acentaları Birliği DRV de gönderdiği 100 bin markın nerede kullanıldığının hesabını sormaktadır. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy ise, tahsis edilen arazinin kente uzak olduğunu söyleyerek, paranın turizmde değerlendirileceğini belirtir. TÜRSAB'ın depremzedeler için toplanan paralarla Sarıalan Yaylası'nda otel yapmaya hazırlandığı bile konuşulmaktadır.
İzmit’ten neden girişimci çıkmaz?
Kocaeli Sanayici ve İşadamları Derneği KOSİAD'ın Başkanı Tanzer Ünal, "İzmit'e sanayi kenti demek çok yanlış. Kocaeli fabrikalar kentidir" dediğinde şaşırmadım desem yalan olur.
Ünal'a göre bir kente sanayi kenti denebilmesi için patronlarının hiç değilse bir kısmının o kentte yaşaması gerekirmiş: "Bırakın patronları, üst düzey yöneticiler bile yaşamazlar burada. İstanbul'daki evlerinden sabah gelip akşam yine evlerine dönerler. Çocukları da İstanbul'da okur. İzmit'in akşamları bir garip olur!"
İstanbul'a yakın oluşu, İzmit'i kimliksiz bir kent yapmış. Evet, dizi dizi fabrikalar var. Ama büyük çoğunluğunun merkezi İstanbul'da. Dolayısıyla vergilerini de İstanbul'a ödüyorlar.
Pekiyi ya kişi başına milli gelirde Kocaeli'nin 7350 dolarla Türkiye ortalamasının 2 katından da fazla olmasına ne demeli?
Cevap: "Tamamen TÜPRAŞ'tan dolayı. Gerçeği yansıtmıyor."
Demek ki Zonguldak nasıl ki devlete bağımlı bir işçi - emekli kentiyse, İzmit de İstanbullu iş çevrelerine, yani özel sektöre bağımlı bir işçi kenti.
"Aynen öyle" diyor Tanzer Ünal ve "Zaten bu nedenle de İzmit'ten girişimci çıkmıyor. Tahsil hayatı çok başarılı geçen gençler için de durum farklı değil. Çünkü İzmit'e döndüklerinde fabrikalardan birinde işleri hazır! Kimse parmağını taşın altına koyma gereğini duymamış. Girmiş bir iş yerine çalışmış. Bu yapı, İzmitliler’de girişimci ruhun gelişmesini engellemiş" diye yakınıyor.