Kimse kendi adını ortaya koymuyor, ama gerçeği açıklıyor: Van, krizden çok etkilenmedi. Çünkü, kayıt dışı ekonomi geçerliydi. Kayıt içi orta ve küçük boy işadamları krizden zarar gördü
Van’ın iş dünyasının önde gelen kişileriyle konuşuyoruz. Sıkıntılardan, ağır sorunlardan, yaşanan "ekonomik kriz"in yıkımından yakınıyorlar. Oysa Van’ın geniş caddeleri, yüksek binaları insan kalabalıklarıyla dolup taşıyor, otomobiller, taksiler vızır vızır işliyor; canlı bir yaşam sürüp gidiyor. Kriz döneminde bu canlılık nasıl oluyor? Kimse kendi adını ortaya koymuyor, ama gerçeği açıklıyor:
"Van krizden çok etkilenmedi. Çünkü, en kibar söylemiyle kayıt dışı ekonomi geçerliydi, onlara bir şey olmadı. Üretime yönelik, kayıt içi orta ve küçük boy işadamları krizden zarar gördü."
Van, öteki Doğu illerine oranla son dönemlerin gelişmiş, büyük illerinden. Ama "büyük başın derdi de büyük olur" misali sorunları da büyük. Ekonomisinin yüzde 65’i tarıma ve hayvancılığa, yüzde 35’i de sınır ticaretine dayalı Van’da tarımın da hayvancılığın da büyük darbe yediği anlatılıyor. 1980’den sonra hayvancılığa destek kesilip bir de ihracat serbest bırakılınca, o yıla kadar iyi olan işler giderek tersine dönmüş. Sonuçta, 1980’den önce İran ordusuna bile et satan Türkiye’ye, bugün İran’dan kaçak et gelir olmuş.
Atölye ve ev gitti
Ekonominin öteki kesiminden bir örnek. İsmet Kaya 25 yıldır doğramacılık yapıyordu. Durumunu anlatıyor: "Dokuz ay öncesi 12 milyar borcum vardı. Dolar fırlayınca borcum ikiye katlandı. Ödemek için evimi 12 milyara sattım, borcumun yarısını ödeyebildim. Atölyemi de 3.5 milyara sattım, daha 3.5 milyar borcum kaldı. Bir işte çalışacak olsam iş de yok şimdi. Yedi nüfus biz ne yapacağız? Biz bunu hak ettik mi?"
Biz bir çare söyleyemedik İsmet Kaya’ya, sonuçta kendisi çareyi söyledi:
"Bir an önce şu dolara bir çare bulsunlar, bir de sınır ticaretine çare bulsunlar. Sınır ticareti olsa işler açılır. Sade ben değil, binlerce insan perişan oldu."
Anlaşılan İsmet Kaya’yı ve binlerce benzerini bir yandan dolar, bir yandan sınır ticareti vurmuştu; son krizde çifte yumruk yemişlerdi: Bir dolardan, bir de sınır ticaretinin alabildiğine sınırlandırılmasından.
Dolar kurbanı
Kahvehane sahibi Seraceddin Çalışkan 20 gündür kepengi indirmiş. "Masraflar üçe katlandı; tüpgaz 6 milyondan 15 milyona çıktı. Şekerin 25 kiloluk torbası 11 milyondan 20 milyonu buldu, kiloda 400 bin lira eder. İran kapısı açıkken kriz miriz bizi etkilemezdi. Bir tek kardeşim köy işlerinde çalışıyor, bir de iki ineğin sütü, yoğurduyla geçinmeye çalışıyoruz" diyor.
Devlet Personel Kanunu gereğince adlarının açıklanmasını istemeyen öğretmen çift, eğitimin yetersizliklerini anlatıyor, okulda bilgisayar laboratuvarı ve masalar olduğu halde, bilgisayar bulunmadığını söylüyor.
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okuyan Sabahattin Şen:
"Terör bitti, insanlar şimdi iş bekliyor. Ben üniversiteyi bitirince iş bulup bulamayacağımı bilemiyorum. Terör bitti, ama hala tartışmalar bitmedi. Soruna kalıcı çözüm bulunmalı. Kürtçe TV olsun mu, olmasın mı gibi tartışmalar barışın kalıcı olup olmadığı konusunda insanlarda tereddüt yaratıyor."