Azerbaycan, İran, Irak ve Afganistan’dan gelenlerin yolu Van’da buluşuyor.
Adı DEAŞ (Doğu Enerji Ticaret AŞ). Tam altı ilin, Ağrı, Iğdır, Bayburt, Erzurum, Kars ve Ardahan’ın elektrik dağıtım işini üstlenmek üzere yola çıkmış bir şirket. Mayıs 2000’de kurulmuş. Kurucuları 460 ortak. Kimler var derseniz sayalım: Ticaret odaları, ticaret borsaları, esnaf kefalet kooperatifleri ve sıkı durun... muhtarlar. Bu muhtarları, "Muhtariyet Partisi" ile karıştırmayın. Şirketin sermayesi: 175 milyar lira. Ve halka açılmak yoluyla sermaye 10 trilyona çıkacak. Projenin fikir babası ise bölgedeki TEAŞ çalışanları.
Şimdi soracaksınız, bu girişim durup dururken nereden çıktı? Çok basit... Zorunluluk. Ağrı’yı örnek verelim: Ağrı, kendi elektriğini sabah 6’dan, akşam 8’e kadar İran’dan alıyor. Sonra Erzurum hattına giriyor.
Kısacası elektrik alımını, dağıtımını daha verimli hale dönüştürme projesi bu. Kurucu olan bir kişi veya kurum, başlangıçta bu projeye 500 milyon lira vererek yola çıkmış. Sermaye Piyasası Kurulu’na başvurarak yüzde 98.25 oranındaki hissesini halka açmaya ve yöre insanını projeye ortak etmeye karar vermişler.
Askeri bir disiplinle incelemeye alınmış. SPK, 14 ay boyunca şirketi, projeyi didik didik etmiş. Sonunda da izni vermiş. Eğer bu proje yaşama geçerse DEAŞ, yılda 2 milyar kilovat saat elektriK pazarlayacak.
Ancak bu yeter mi? Yetmez elbet. Bu yüzden girişimci grup söz vermiş. Beton direkten tutun, trafoya kadar her kullanılacak ürün için fabrika kurulacak. Yani iş ve aş yaratacak. Proje bizi heyecanlandırdı.
"Hortum meselesi"
Konuya yeni bir projeyle girmek bizi bile mutlu etti.
Erzurum - Ağrı - Van hattındayız. Van’a bakıyoruz, Ağrı’ya göre daha farklı olduğunu görüyoruz. Üç ilde de insanların söylemi ortak.
Diyorlar ki: "Bizim krizimiz başka." Ama herkesin ilk sorusu: "Hortumcular paraları geri getirecek mi?" Banka operasyonlarını yakından takip ediyorlar. Ve ilginç bir saptamada bulunuyorlar: "Bizim buralarda hortum küçük."
Söylenecek söz var mı?
Mahsun Kırmızıgül, "Vah Hakim Bey" diyor ya, kıssadan hisse...
Van, Erzurum ve Ağrı’ya göre daha modern. Ama dert aynı, iş yok, işletme yok. Bir Van Et, bir de küçük un fabrikaları. Oysa göç çok. Tüm köyler boşalmış durumda. 250 köyün 200’ü boş. İnsanlar akın akın Van’a geliyor. Ama batıya gitmiyor. Evlerde çanak anten bol, Türkiye ve Avrupa izleniyor!
"Hoş gelmişsen, sefa gelmişsen" Azeriler böyle der.
Ama Van’a köyden gelenlerden çok, mülteciler geliyor. Geçen yıl 10 bin mülteci gelmiş. Azerbaycan, İran, Irak ve Afganistan’dan gelenlerin yolu Van’da buluşuyor.
Zaten iş yok, ama onların derdi daha çok. Birleşmiş Milletler burada ofis açmış. Mülteciler, sığınmacı olarak onların kolları kanatları arasında "vatansızlığın" acısını yaşıyorlar.