03 Eylül 2001 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Yayındayız! Öl!

İntiharın bir klibin kenar süsü olmuşsa, ‘sevdim vermediler’ intiharları aşkın değil magazinin tarihine geçiyorsa, görüntü bu kadar güçlüyse... Her muktedir bir gün mutlaka bir zalime evrilir...

     Hani olur ya... Müptezel durumlara düşülür; birinin başına çok düşkün, çok utanacağı bir hal gelir. İzlemekten bile utanırsınız hani; sanki sizin başınıza geliyormuş gibi. İnsan başını hemen öbür tarafa çevirmek ister. Sanki siz bakmasanız o adam da utanmayacaktır; siz görmezseniz böyle bir şey yaşanmamış olacaktır.
     Nedendir peki, bu müptezel durum televizyondaki bir görüntü olmasına rağmen hızla, sanki kedimize bile yakalanmadan geçmeye çalışmanız kanalı? Televizyondaki adam sizi, sizin ona baktığınızı görmez ki! Ama işte insan olduğun için bile, izleyerek dahil olduğun için bile utanacağın haller olur bazen.
     
Bir klip için bütün ölümlerim!
     Birkaç gün önce Boğaz Köprüsü’nde genç bir adam intihar etti. Televizyon ve gazeteler onu ‘Şov yapmadı’ diye taltif etti.
     Ama hikâye son derece müptezel bir şovun içinde gerçekleşti. Olay mahallinde Azer Bülbül pembe gömlekler içerisinde klip çekiyor, esas kızı Eylem Şenkal oynuyordu. Biri köprüden atlayacağı için çekimlere kısa bir kahve molası verildi. O esnada olay yerinden geçmekte olan Medyum Memiş hazretleri de telkin ve teskin için köprüde durup genç adamla konuşmaya başladı. ‘Hayat güzeldir’ hamasetine aldırmayan adam, sevdiği kızı vermediklerini söyledi. Polisler, kızın ağabeyine telefon etti. Oğlan, ağabeyin ‘Ölürse ölsün’ dediğini polislerin yüzünden anlar anlamaz olay yerindeki tek kameraya döndü ve bağırdı:
     ‘Çek, iyi çek! Kanallara satar, para kazanırsın!’
     Cümlesinin bittiği yerde hiç konaklamadan ölüme gitti.
     Eylem Şenkal’ın sinirleri çok fena bozuldu, ağladı falan. Medyum Memiş gençlere ‘ölmemeleri’ için tavsiyelerde bulundu filan. Yarım saat sonra klip, intiharlı kahve molasının ardından, kaldığı yerden... Kamera! Kayıt! Hayata devam!
     
Ölüm: Klibin kenar süsü
     Televizyoncular, gazeteciler... Acıları ‘şıklık’ derecesine göre tasnif edip, sadece yeterince ‘klas’ bulduklarımızı sergilemeye muktedir yeryüzü tanrıları mıyız biz?
     Brecht, ‘Sinema gerçekliğin yansıması değil, yansımanın gerçekliğidir’ dediğinde işin buralara varacağını tahmin edebilir miydi? Yansımanın gerçekliği denen şeyin, birkaç magazin kahramanın tesadüfen dahil olduğu bir ölümü, bir klibin kenar süsü haline getireceğini kim hayal edebilirdi? Ölmekte olan bir adam kameraya dönüp ‘İyi çek, satarsın ölümümü’ dediğinde tam orta yerinden çatlayıp eylemiyor mu bu sahneyi viran? Aşkı için ölen bir adamın intiharı, Medyum Memiş’in, Eylem Şenkal’ın varlığı sebebiyle ‘Minel Aşk’ın değil, magazinin tarihine geçmedi mi? Ölümü yurdundan sürgün eden, aşkı asayiş meselesi yapan bir yansıtma, kaynaklandığı gerçeğe dönüp onu da kendi yalanıyla paket edebilecek güçteyse... Her muktedir, bir gün mutlaka bir zalime evrilir!
     
Bakma, utandırma!
     Ölümü ve aşkı müptezelleştiren bir televizyon görüntüsüne bakmak, o anda orada olanları utandıramaz elbette. Televizyondaki insanlar bizi görmez ki!
     Ama biz kendimizi görmekteyizdir. Dahil olmasa bile bu rezilliğe, insan kimi zaman, ilgili organları yeterince plastikleşmediyse eğer, insan olduğundan dolayı utanır.
     Gözlerin, görmek istemediklerinden kaça kaça... Nihayetinde kaçacak hiçbir yer kalmayınca... Hani olur ya... Gözünüz çok dolunca, taşmasın diye havalara bakar insan. ‘Ne oldu?’ diye sorunca diğerleri, ‘Hiiç... Kuşlara bakıyorum’ demeli o zaman.
     
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Komplo kitabı

Fikret BİLA
Savcının kararını bekleyecekler...

Yasemin CONGAR
Eylülle gelen gündem

Hurşit GÜNEŞ
Asıl ürkütücü tablo yatırımda

Tuncay Özkan
Şeyhin mezarını soran gizemli çift

Derya SAZAK
Güneydoğu'da yaraları sarmak

Ece Temelkuran
Yayındayız! Öl!

Osman ULAGAY
Sanayi üretimi nasıl canlanır?

Güngör URAS
Para ‘laf’ ile değil ‘üretim’ ile itibar kazanır

© 2001 Milliyet