
|


Dominant domine
Serdar Devrim
Gazeteci olarak topluma karşı vicdani sorumluluğum var. Bildiğimi, bilmeleri gerektiğine inandığımı okurlarla paylaşmak zorundayım. Yani maksat, özel hayatımı anlatmak değil. Sizleri uyarmak. Tabii
çok geç olmadıysa.
Eğer yakın zamanda yaşı 18’e ulaşmış bir oğlunuz yoksa, neler çektiğimi bilemezsiniz.
Yakın zamanda diyorum, çünkü eskiden baba-oğul ilişkileri farklıydı. Kuşaklar arası çatışma da, ne bileyim, daha bir psikolojik, daha bir dramatikti. Bugünkü gibi sulu değildi en azından.
Uzun lafın kısası, yaşı 18’e yaklaşmakta olan erkek çocuk babalarına hitap eden bir uyarı yazısıdır bugün okuyacağınız. Ağlama Duvarı deyin, ciddi deyin, mizahi deyin... Nasıl yorumlarsanız yorumlayın. Ama boşver demeyin.
***
Efendim, sizin bu satırları okuduğunuz cumartesi günü, beyefendi yıllardır beklediği mutlu sona ermiş, 18’ine girmiş olacak. İkimizin de hayatında bir dönüm noktasıdır bu.
Bu tarihi dönemeci sancılı geçmemizin sebebi, her şeyin üst üste gelmesi biraz da.
Bu yaz, boyu da, kilosu da artık beni geçti. Geçmek ne kelime, tepeden bakar hale geldi. "Edeleli" kollarını benim üzerimde denemekten nihayet vazgeçti. Ben de, bilek güreşinde altta kalmayacağım diye harap olmaktan şimdilik kurtuldum. (Zamanın kime çalıştığını bildiğinden, eskisi gibi gün aşırı "Gel baba, bir bilek güreşi yapalım" demiyor; sabırla gününü bekliyor.)
İkincisi, kendine koyduğu (ve bir ara ulaşamayacağını sanarak korktuğu, ama belli etmediği) hedefi tutturup, istediği fakülteyi kazandı. Rahatladı. Kendine güven geldi.
Üstüne üstlük ehliyet kursuna da yazılmadı mı! (Ehliyet de, üniversite imtihanı kadar, hatta daha önemli bir merhaledir hayatımızda.)
"Oğlum bırakın bu aptal Amerikan dizilerini. Bak Discovery’de, National Geographic’te (tercümesi feci olsa da) ne güzel tabiat programları var!" diye cebren seyrettirdiğim belgesellerin acısını fitil fitil burnumdan getiriyor şimdi:
Artık evin dominant erkeği olduğuna karar verdi.
İnsanın aslandan, maymundan daha gelişmiş, sosyal bir hayvan oluşu sayesinde belki de, şimdilik beni evden atmaya kalkışmıyor. Ancak, fazla müdahale edersem, Mükremin’in "Baba, elindeki o kulak 30 yaşında!" espirisi misali, "Baba, karşında reşit bir üniversiteli var. Bak ayrı eve çıkarım!" diye tehdit ediyor beni. Çocukluk günlerindeki "Üstüme gelmeyin, tinerci olurum!" tehdidinden daha zararsız en azından, diye teselli buluyoruz biz de.
Daha bu ehliyetini almamış, üniversiteye başlamamış, bileğimi de devirememiş hali.
Yarın bunlar da başıma gelecek.
Aman Tanrım!
Haftalardır, Davit’le bir olduk, bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz.
Televizyon gezginlerinden Tayfun Talipoğlu da "Seyyah" adlı CD’sinde aynı şeyi, bakın ne güzel söylemiş:
Demem şu ki sevgilim
bir yerinde yaşamın
birileri bittiğini anlatıyorsa
durmadan sevdaların
ve az buçuk
tutunduğumuz yerinden
basıyorsa yüreğimize
direnmek gerek
direnmek gerek ki
hem de nasıl
hani diyor ya Usta
o iyi insanlar,
o güzel atlara binip gittiler
gitmemişler
gittilerse de dönmüşler
sevdaları zulalarında
konuşacakları günü beklemekteler
sdevrim@milliyet.com.tr
CUMARTESİ


Baklava da zeytinyağlı yapılıyor
‘Deterjan köpüğü olmak istemiyorum’
Ve Gülhane kapandı!
Nefret: Yalancılar mikrofonu bıraksın!
Ne var, ne yok?
ARANIYOR...
Dominant domine
Bu yazıyı "uçkurlarıyla bozanlar" okumasın
"Madem anne var, kanıtla o zaman..."
SAYFA BAŞI

|
|

|