09 Eylül 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




"Madem anne var, kanıtla o zaman..."

Anne karnında ikiz kardeşler birbiriyle konuşuyor: "Anne diye bir şey var" diyor biri. "Hani nerede?" diyor öteki...

     Seni gidi feminist seni..." mealinden mesajlar alıyorum şu sıra. Siz beni hiç anlamadınız galiba. İstemez miyim ben feminist olayım? Yani özel olarak feminist değil de, öyle manalı bir şey olayım. Bir "şey" olamıyorum! Aklıma olmak istediğim bir "şey" gelmiyor. Zaten beni bu özel olarak bir şey olmayı istememe hadisesi mahvediyor. Mahvetti. Mahvetmiştir yani. Etmemişse de edecektir, etmişse daha beter edecektir. Öyledir.
     Ben böyle yaşıyorum. Henüz kötü bir şey olmadıysa, bu olmayacağı anlamına gelmez diye. Özel hayatımda takacak bir şey bulamazsam, dünyanın geleceği ile ilgili telaşlanıyorum. Biliyorum, bazen öyle şeyler yazıyorum ki deli olduğumu düşünüyorsunuz içinizden. Bir insan mesela, evde oturup bunları mı düşünür diyorsunuz.
     Fakat ne yapayım? Yalan mı yazayım, taktım işte sivrisinek sülalesinin anofellerine. Genleriyle oynayacaklarmış onların, böylece sıtma yayamayacaklarmış bundan böyle. İnsanlar sıtmadan ölmeyecekmiş. Aferin!
     İnsanlar ölmesin isterim ve anofellere de genleriyle oynanacak diye acıyor değilim. Lakin, işin sonunun bu dünya için bir trajedi olacağından eminim. Doğanın dengesini bozacaklar, o anofellerin oynadıkları genlerinde hepimiz için hayati önem taşıyan bir şey daha çıkacak diye ödüm patlıyor. Böyle bir hissim var. Bu yüzden kıyamet kopabilir, dünyanın sonu gelebilir.
     Düşünce gücüyle ölüm...
     İşte ben tam bu yüzden dertleniyordum ki kim gönderdiyse, o beni güldürdü, dünya da onu güldürsün; acayip bir e-mail geldi geçenlerde. Ben onu sildim, şimdi aklımda kalanı, uyduruk kaydırık yazacağım. Bu yüzden rica ediyorum -her kimse- yazarı alınmasın. Emin olun onun cümleleri daha iyiydi ama yazıda imzası yoktu ve galiba yazı bir çeviriydi ve öyleydi ve böyleydi...
     Anne karnında ikiz kardeşler birbiriyle konuşmaktadırlar. "Ayy çok sıkıldım" der biri. "Sabırlı ol" der öteki, "pek yakında buradan kurtulacağız, göğüslerinden süt akan memelere kavuşacağız."
     - Nerenden uyduruyorsun güzelim bunları? Görüp göreceğimiz budur işte. Ötesi dipsiz bir karanlık.
     - Anne diye bir şey var diyorum sana. Sonunda buradan çıkacağız, annemizin koynunda uyuyacağız.
     - Göster o zaman bana. Madem anne var, kanıtla... Hadi kanıtlasana.
     - Çevrene bak. Böyle muazzam bir düzen kendiliğinden var olmuş olamaz. Mutlaka bizim şu anda sırrına eremediğimiz bir güç var bunların ardında.
     Böyle uzayıp gidiyor bu konuşma. Çok da komik yürüyor ama ben uzatamayacağım. Zira hatırlamıyorum. Ama naçizane, hikayenin sonu şöyle olsa diye düşünüyorum:
     Sonunda doğum anı gelir çatar. Annenin varlığına inanan nurtopu gibi bebek hooop diye atar kendini, başlar viyaklamaya... Diğerinin acelesi yoktur, nasılsa karanlığa gidiyordur. Ve... Ölü doğar. Böylece iki bebek de, kendi iddialarında bir şekilde haklı çıkar.
     Güzel güzel düşünsek, güzel şeyler olur mu?
     
     tuba.k@superonline.com
     



 CUMARTESİ


Baklava da zeytinyağlı yapılıyor
‘Deterjan köpüğü olmak istemiyorum’
Ve Gülhane kapandı!
Nefret: Yalancılar mikrofonu bıraksın!
Ne var, ne yok?
ARANIYOR...
Dominant domine
Bu yazıyı "uçkurlarıyla bozanlar" okumasın
"Madem anne var, kanıtla o zaman..."


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet