Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD), üye ülkelerdeki iş yapma tarzlarını araştıran raporunda, Türkler 'uzlaşmaz, dar düşünceli, zor ve karmaşık anlarda karar vermek yeteneğinden yoksun, plan yapamayan' kimseler olarak tanımlanıyor
HAKAN ŞANLITÜRK Ankara
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan "Ülkelerin İş Yapma Tarzları" başlıklı rapora göre, Türkler, "Çatışmacı, stratejik düşünemeyi ve ekip çalışmasını bilmiyen, mükemmel tarif edebilen ancak karmaşık durumlarda karar veremeyen, analitik düşünme yeteneğinden yoksun" kişiler olarak tarif ediliyor.
28 - 40 yaş arası en az beş yıllık yöneticilik deneyimi olan özel sektör yöneticileri ile Başbakanlık, Maliye, Dışişleri bakanlıkları ve DPT gibi çeşitli kuruluşlarda çalışan yöneticilerle görüşülerek hazırlanan raporun, 'OECD'ye üye ülkelerin insan kaynakları kapasitesini ortaya çıkararak bir eğitim programı hazırlamak' amacıyla yapıldığı belirtiliyor. Ancak, OECD'nin, beş - altı yıllık bir çalışma ile hazırlandığı belirtilen raporunda, 'Türkler' ile ilgili genel olarak olumsuz ifadelere yer veriliyor.
Raporu açıklayan ANAP İstanbul Milletvekili ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın ekonomi danışmanı Nesrin Nas, "Bizim kendimizi nasıl tanımladığımız önemli değil, iş yaptığımız çevrelerin bizi nasıl gördüğü önemli. O nedenle bunu önümüze koyup eksiklerimizi gidermeliyiz" diyor.
İşte rapordaki "Türk" tanımı:
Türkler masaya çatışmacı otururlar. Uzlaşmacı değildirler. Karar süreci karmaşıklaştığında danışma ve iletişim ihtiyacı arttığında performansları düşer. Ekip çalışmasına yatkın değildirler. Stratejik düşünme eksikliği önemli bir zaaflarıdır. Genellikle kısa vadeye odaklanırlar. Bu da rekabet ve şirket evlilikleri gibi günümüzün hakim trendlerine uymaları önünde bir engeldir. İçe dönüktürler. Kendi ülkelerinin dışında olan bitenle ilgilenmezler. Dünya için çok önemli gündemleri kaçırırlar. Analitik düşünme yetenekleri sınırlıdır. Bir konuyu çok iyi tasvir ederler. Hatta bu alanda mükemmeldirler. Fakat analiz ve satır aralarını görme, başkalarının düşüncelerini anlama gibi analitik düşünme yeteneği gelişmemiş olduğundan sonuca ve çözüme varmakta zorlanırlar. Hata yapmaktan çok korkarlar. Dertlerini ya da düşüncelerini doğrudan değil dolaylı anlatırlar. Siz onların anlattıklarına değil anlatmak istediklerine bakın. Kafalarında saklı acendaları vardır.