Pele, Brezilya futbolunu eleştirirken, "Oyuncu satmakla bir yere varamayız" diyerek kolektif oyunlardaki kaliteyi üreten yıldızlarla sık sık oynamanın sıkıntılarına dikkati çekiyordu.
Galatasaray taraftarları Ümit’e "Seninle gurur duyuyoruz" diye tempo tutarken, Pele’nin yorumu aklıma geldi. Galatasaray dün gerçekten takımı kuramamanın sıkıntısını yaşadı. İlk gole kadar onsekiz dakika ciddi bir atak yoktu. Önce alıştığımız Galatasaray’ın üst üste onbeş pas yapan özelliğini özledik. Hele hele sekiz dokuz üst üste pas sıradan bir performanstı.
O nedenle Galatasaray çok yayılarak saha dağılımına geçiyor ve rakibine oyunu kabul ettiremiyordu. Halbuki Antalya gibi ligin dibindeki bir takım karşısında sık sık kadro değişiminden dolayı birbirlerine uyum sağlayamadı çok pas hatası yapıldı.
Galatasaray forvetinde Sergen en iyi oyuncuysa bunun teknik anlamı şudur:
Arkadan uzatılan uzun toplara ileride hakim olunamıyor. Teke tekte forvette adam geçen hücumcu yok. Sergen koşmasa da mühim değil, çünkü takımın teknik eksiğini tamamlıyor. Frikik golünü ekleyin.
Galatasaray kornerden öyle bir gol yedi ki Mondragon 35 metreden gelen korner atışına çıkamadı. Ardından üç Galatasaraylı çakılı olarak pozisyonu seyretti. Nuri bu 6 kişinin gölge markajı bile yapmadığı bir ortamda golü attı. İnanılmaz golleri Sergen ve iki Ümit kaçırdıktan sonra nihayet tribünlerin de desteğiyle lig sonuncusunu yenebildiler. Bu Galatasaray bizim bildiğimiz Galatasaray değil.