İsveçli telekomünikasyon devi Ericsson’un Strateji ve Teknoloji Zirvesi sürerken, Ericsson hisse senetlerinin İsveç Borsası’nda % 11 değer yitirdiğini öğreniyoruz. Çünkü Ericsson’un CEO’su Kurt Hellström, mobil telekomünikasyon sektöründe baş aşağı gidişin nerede duracağını ve canlanmanın tekrar ne zaman başlayacağını kestirebilmenin mümkün olmadığını söylüyor.
Mobil telekomünikasyon sektörü 1996 - 2000 arası her yıl % 30 gibi baş döndürücü bir hızla büyümüş. 18 yıl önce sıfır olan pazar hacmi, bugün 120 milyar dolara ulaşmış. Mobil telefondaki tepetaklak gidişin de katkısıyla sektörde son dönemde belli bir konsolidasyon yaşansa da, pazar hacminin uzun dönemde büyüyeceğine kuşku yok. Böyle diyor Ericsson’un CEO’su Hellström.
Latin Amerika ülkelerinin ekonomilerinde son dönemde gözlenen çalkantı ve büyük krizler, geleceğe dönük belirsizliğe tuzbiber ekmiş. Ericsson da hızlı büyümeden vazgeçip kârlılığı arttıracak yeni bir programı devreye sokmuş. "Kârlılığa dönüş" adını koydukları bu program, 100 bin kişilik Ericsson çalışanından 25 bininin işten çıkartılması gibi sevimsiz önlemleri içerse de başka çare yok!
Mobil sistemler dedikleri altyapı işlerinde herhangi bir küçülmeye gitmiyor Ericsson. Ama cep telefonu başta olmak üzere AR - GE’den danışmanlara her alanda daha az harcamayla daha verimli üretmenin yolları araştırılıyor. 2002 sonuna kadar hedefledikleri toplam tasarruf öyle az - buz değil: Tam 9 milyar dolar. Toplam cironun neredeyse üçte biri.
Çin de olmasa...
Ama neyse ki Çin var. Hellström’e göre ekonominin global düzeyde durgunluğa girdiği bu dönemde Çin, "parlayan yıldız". Hellström aslında duygularını dışa vuran biri olmadığı halde, konuşması boyunca Çin kelimesini her telaffuz edişinde gözlerinin parladığını fark ediyorsunuz. Tüm dünyada bu yıl toplam 200 milyon yeni cep telefonu abonesi kaydedilmesi beklenirken, bu rakamın 60 milyonunun sadece Çinli abonelerin oluşturacağını bilmek, dahası sabit telefonada da bu yıl elde edilecek 35 milyon yeni Çinli abone, göz parlatmaz da ne yapar?
Japonya da Ericsson için çok önemli. Hem mobil telefonda Sony ile % 50 - 50 ortak oldukları için, hem de mayıstan beri deneme mahiyetinde kullanıma açılan 3. jenerasyon cep telefonlarının 1 Ekim’den itibaren devreye gireceği için.
Sorun aşırı yatırım ve fazla kapasite
Ericsson’un iki numaralı tepe yöneticisi olan mali işlerden sorumlu Başkan Yardımcısı Sten Fornell, mobil telekomünikasyon şirketlerindeki tepetaklak gidişin nedenlerini bir çırpıda gayet net ortaya koyuverdi:
Aşırı yatırım Fazla kapasite Aşırı borçlanma Dünya ekonomisindeki durgunluk Son iki yılda bu alana yapılan yatırımlar 1 trilyon doların üzerinde. Pekiyi getirisi? Getirisi falan yok! Nokia gibi 1 - 2 istisna hariç, tüm şirketler zararda. Dünkü yazımda da değinmiştim, fiber optik ağlarda ABD’deki kapasitenin % 1’i bile kullanılmıyor diye. Avrupa’da da durum pek farklı değilmiş. Kapasite kullanımı ABD’ye göre % 100 fazla olsa da gene oran sadece % 2!
Deutsche Telekom gibi, France Telecom gibi yıllanmış oturaklı dev kurumların aymazlıklarına güler misiniz, ağlar mısınız? yüzde 98 - 99’luk bölümü boş duran fiber optik ağların, önümüzdeki 10 - 15 yılda bile kullanılma şansı yok. Yeni doğmuş bebeklerden ölüm döşeğindeki yaşlılara ve Afrika’daki açlara kadar 6 milyarı aşkın dünya nüfusunun tümünde cep telefonu olsa ve hepsi birden konuşmaya kalksalar, 4 - 5 saat sürekli konuşmalarına olanak tanıyacak kapasite mevcut!
Allah akıl versin demek yetmiyor. Son dönemde batmış mobil telefon operatörlerinin diktiği ve artık işe yaramayan binlerce baz istasyonu, sökülmesi hurdasından daha pahalıya geldiği için çevreye zarar vere vere yerinde duruyor.