Konya siyasi tercihleri en iyi yansıtan illerimizden, uyanışın kitabını yazıyor. Gençler, ‘yobaz değiliz’ diye isyan ediyor
Yok öyle! Yeşil alan yapacağım diye, halkın arsasına el koyacaksın sonra da kendi yandaşlarına bina dikeceksin. İman dolu yüzünle halka gülümseyeceksin, sonra da hisselerini zarar ettirip, çalışanları işsiz bırakacaksın. Kriz ekonomisi herkesin yüzünü gösterdi. Üretmeden tüketmeye kalkanlar duvara çarpıyor. Konya da bunun en iyi göstergesi. Kâğıt üzerinde Milli Görüş sermayesi ile yüzde 12 komisyonla holdingler türet, para kaynağı kuruyunca da milleti dımdızlak ortada bırak. Konya uyanışın şehri olacak, demedi demeyin.
Gençler isyan ediyorlar: Yobaz değiliz!..
Milliyet TIR’ı isabetli bir güzergâh çizmiş. Sivas, Kayseri, Nevşehir ve Konya... Siyasi İslam’ın yeşerdiği topraklar. Sivas ve Konya, vefa babından Erbakan Hoca’nın izinde. Kayseri ve Nevşehir ise hemşerileri Abdullah Gül’ün partisi AKP tarafında.
Kusura bakmasınlar herkes artık yoğurdu üfleyerek yiyecek. Doların bir tur daha binmesine kimsenin tahammülü yok. Onlar demokrasi, Kopenhag kriterleri diye külahıma anlatsın. Halk dertleniyor: Yine işsizlik, yine talan...
Burada kız varmış!
Konya’da üniversiteli, liseli kızlarla konuşuyorum, "5 yıl önce yarım kollu bluzlerle sokağa çıkabiliyorduk, şimdi kolsuz giyebiliyoruz" diyorlar. 28 Şubat süreci denilen bu işte... Baskı azaldı.
İktisat Fakültesi 4’üncü sınıf öğrencisi bir genç kız yanıma geliyor; "Size hoş geldiniz demek istedik" diyor. Yanında liseli bir kız ve öğretmen anneyle... Üçü de kentli görünümünde.
Sizin için Konya’da kadın olmanın ayrıcalığı var mı?
Evin kapısını çalıp, burada kız varmış diye soranlar oluyor.
Etrafımı saran üniversiteli kız - erkek öğrenciler okulun baskıcı ortamından yakınıyorlar. Selçuk Üniversitesi’nde; 6 ay, bir yıl öğretimden men cezası alan disiplin suçlusu (!) öğrenci listesini merak ettim.
Alüminyum kararlı
Konya’nın ileri gelenleri ile düzenlediğimiz yemeğe, Eti Alüminyum A.Ş, Seydişehir tesisleri Genel Müdür Yardımcısı Faruk Çiçek, elinde dosya ile geldi. Çiçek, hükümeti Seydişehir’i özelleştirme programından çıkarmak için zar - zor ikna ettiklerini, şimdi de 1970’den kalma alüminyum tesisini yenilemek için gerekli 350 milyon doların kavgasını verdiklerini söylüyor. Bu yılın ilk 7 ayında 7.1 trilyon lira kâr elde eden Seydişehir, Türkiye’nin alüminyum ihtiyacının yüzde 19’unu karşılıyor. Nasıl kâr elde ettiğinin sırrı da, Londra Metal Borsası’na endeksli fiyat açıklamasında. Çiçek, modernizasyonla ilgili çarpıcı rakamı veriyor:
Ton başına 500 dolar tasarruf sağlayacağız.
Bu krizde elin alüminyumuna ne kadar az para verirsek o kadar seviniyoruz tabii...
Konya’dan Antalya’ya yola çıkıyorum, kafamın içinde Üzeyir Garih olayı. Bu olay sulandıkça, halkın medya eleştirilerini göğüslemek zorunda kalıyorum.
Neden ki, her koyun kendi bacağından asılsa olmuyor mu?