13 Eylül 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Uzmanlar yeni dönemi masaya yatırdı
NE DEĞİŞECEK?

Uzmanların genel kanaati, artık uluslararası ilişkilerin eskisi gibi olmayacağı yönünde. Uzmanlar, saldırıyı Milliyet’e değerlendirdi

     ABD’deki terörist saldırı uluslararası ilişkilerde bir dizi değişikliğe yol açacak. Konunun uzmanlarına, bu değişikliklerin neler olacağını ve ülkemizi nasıl etkileyeceğini sorduk. New York Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Kenneth Kuttner, Merkez Bankası ve bütün finans şirketlerinin yedek bilgisayar sistemlerinin bulunduğu merkezlerin olduğunu söyleyerek, kriz olmayacağını söylüyor. Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan ise, saldırının büyük bir travma olduğunu söyleyerek, ABD’nin makul hareket edip etmeyeceği sorusunu soruyor. Yazar Faik Bulut, müslümanların imajının daha da bozulacağını belirtiyor. Emekli Orgeneral Çevik Bir ise saldırıyı, Soğuk Savaş dönemi içerisinde, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyor ve Türkiye’nin öneminin arttığını düşünüyor.
     
Uygarlıklar sınırından ses gelmiyor
     KADRİ GÜRSEL

     Biz Türkler, New York’taki korkunç saldırının doğurduğu iki karşıt duygu ikliminin temas cephesinde, şimdilik dengede durur gibi gözüken tepkisiz bir ruh halini yaşıyoruz. Bu "duygusal temas cephesi", aslında bizi ne biri, ne de öteki kılan, başka bir deyişle hem doğulu hem batılı yapan, iki uygarlığın kavuştuğu ve birbirinden ayrıldığı o tarihsel hattın, yani ülkemizin tam üzerinde oluşmuş gibi... Bir "uygarlıklar sınırı"nın tam üzerinde duruyoruz.
     Batımızdaki başkentlerde şaşkınlık, hüzün ve Amerikalılara karşı sempati var. Amerikan büyükelçiliklerinin önüne çiçekler, mumlar bırakılıyor. İnsanlar destek mesajları iliştiriyorlar parmaklıklara. İsrail’de kan bağışı kuyruklarına giriyorlar.
     Doğumuzda, yani parçası olduğumuz İslam dünyasında "Oh olsun" diyenler çok. Irak’ta, Afganistan’da, İran’da, Filistin topraklarında... Hele bu sonuncular sevinçten sokaklarda havaya silah sıkıp göbek atmışlar. Hangi dinden, hangi milletten olursa olsun binlerce masum sivilin feci şekilde ölümü karşısında bu denli "zevklenip" kendinden geçmek, bizler için hangi durumun göstergesi olabilir? Birinin felaketi, ötekinin sevinci olmuşsa, biri ve öteki arasında ölümcül bir yabancılaşma var demektir. Öteki de birini sinek gibi ezebilir ve ruhu hiç sızlamaz. Yani, kurbanı ona insan gibi gözükmez... İşte tam da uygarlık savaşı teorisyeni Samuel Huntington’u keyiften dört köşe edecek bir durum.
     Biz ne yapıyoruz? Şiddet ve iç savaş kışkırtıcılığını adet edinmiş "kara" bir gazetenin saldırıyı övmesi dışında, Allah’a şükür, ülkemiz adına yüz kızartıcı bir manzara yok. Ama sivil toplumda dikkat çekici, enerjik bir tepki de yok saldırıya karşı. Kendi teröristimize karşı mücadele ederken Batı’dan anlayış bekliyoruz. Peki, terörizme 30 bin can vermiş bir ülkenin halkı olarak bu durağanlık, bize anlayış göstermeyen Batı’ya duyduğumuz hıncın ifadesi mi?
     Amerikan halkıyla göstereceğimiz dayanışma yıllar önce yaptığımız uygarlık tercihinin de teyidi olacaktır.
     
Hollywood sıkıntıya girecek
Hurşit Güneş
     Bazı Amerikan filmlerini oldum olası sevmemişimdir. Bu filmlerde olmayacak, abuk sabuk her şey olur. Korsan kaçırdığı uçağı gökdelene sokar, binayı yıkar. Pentagon’a dalar, bombalar. İnsanlar kaçışırken kimisi acı biçimde can verir. Hatta teröristler tam kentin su şebekelerine radyoaktif malzeme koyacakken son anda kahramanımız Clint Eastwood veya Christopher Reeve yetişir.
     Oysa, Clint Eastwood hariç, buna çok benzeyen bir filmi dünyanın dün tüm haber ajanslarında sürekli olarak seyrettik. İnanılacak gibi değildi! Gerçek mi, kurgu film mi şaşırdık. Eğer gerçekse, Hollywood’un kurgu filmleri artık gişeleri dolduramayacaktır!
     
     Global kaos yaşıyoruz
     Tam bir global kaos yaşıyoruz. Dünya lideri ABD’nin bu terörist saldırıyla en stratejik noktalarının isabet alması, sadece Amerikan halkı üzerinde değil, tüm batı dünyasında bir moral kargaşa ve çöküntü yarattı. Amerika’nın ticaret odağı olan New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ve başkent Washington’daki savunma merkezi olan Pentagon’un yıkılması az buz eylemler değil. Bunlar alenen ABD’yi siyasi ve ekonomik olarak çökertmeyi amaçlıyor.
     Ancak ABD şu anda dünyanın refah, dolayısıyla da uygarlık önderi konumundadır. Bilgi ve sermaye birikimiyle dünyaya yön verebildiğinden ekonomisinin de uzun vadede yaralanması beklenmemelidir. Terörle siyasi imajı zedelense bile, failler saptadığında sert yaptırımlarla (!) ABD itibarını yeniden kazanacaktır. Üstelik ABD’nin çok güçlü müttefiklerinin (örneğin batı Avrupa) bulunduğu unutulmamalı. Dikkat edilirse, yaptırım korkusundan doğunun bütün sorunlu liderleri peş peşe saldırıyı kınamaktalar.
     Aslında bu saldırı sadece ABD’ye değil, tüm batı dünyasına karşıdır. Türkiye, bu nedenle, batılı dostlarının yanında yer almalıdır. Kaldı ki, saldırı eğer Ortadoğu kaynaklıysa, Türkiye’nin batı nezdindeki stratejik önemi artacaktır. Bu da hem siyasal, hem de ekonomik ilişkilere yansıyacaktır.
     
     Karşılıklı soğukkanlılık
     Türk ekonomisi kararlı bir kriz yönetimine şahit olmaktadır. Krizin ilk dakikalarında Merkez Bankası’nda (MB) bir kriz masasının kurulması son derece olumlu olmuştur. Bildiğimiz gibi kriz masası enformasyonu anında elde edip gerekli önlemi hemen uygulayabilmeyi sağlar. MB’de önceki gece boyunca soğukkanlılıkla dış piyasaların izlendiği ve alternatif stratejilerin geliştirildiği anlaşılıyor.
     İMKB’de hisse senedi ve uygulanan politika için son derece kritik olan bono piyasasının kapatılması çok isabetli olmuştur. Çünkü, çalkantılı ve belirsiz dönemlerde rasyonel olmayan davranışlar gözlenir. Borsada salı günü son yarım saatte saldırı haberi geldiğinde fiyatların bir miktar düşmesi ve uzun zamandan beri borsanın hacimsiz olması, ilerideki düşüşlerin boyutunun çok büyük ve kalıcı olmayacağını gösteriyor.
     MB’nin gerekirse likidite vereceğini açıklamasının piyasalara güven verdiği anlaşılıyor. Çünkü dün dövize olan talep sınırlı kaldı. (Gerçi dolar uluslararası piyasalarda da bir miktar düştü.) Şu aşamada ABD’nin alacağı kararlar henüz bilinmemesine rağmen piyasaların sakin görünmesi, MB’nin soğukkanlılığından kaynaklanıyor.
     Şu aşamada siyasal gelişmeleri görmeden Türk ekonomisi üzerindeki olası gelişmeleri kestirmek mümkün değildir. Türkiye’nin bölgesel rolünün artacağına göre uzun vadede batı yardımı ve ekonomiye katkısı artacaktır. Ancak Hollywood ciddi sıkıntıdadır.
     
Finansal sorun olmaz
Kenneth Kuttner (New York Merkez Bankası Başkan Yardımcısı)
     SEÇKİN ÜREY Ankara

     ABD’deki 12 merkez bankasından en büyüğü olan New York Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Kenneth Kuttner, tarihin en büyük terörist saldırısı gerçekleştiğinde, Ankara’da ODTÜ’de düzenlenen konferanstaydı. Saldırının şokuyla sarsılan Kuttner’ı rahatlatan tek şey eşinin otel odasındaki telesekretere bıraktığı "iyiyim" notu oldu. Saldırının ardından Milliyet’e konuşan Kuttner, çalıştığı binanın Dünya Ticaret Merkezi’nden sadece üç sokak ötede olduğunu belirterek, "İş arkadaşlarımın hayatlarından endişeliyim. Amerika ile bağlantı kuramıyorum" diye konuştu.
     Dünyanın en büyük finans şirketlerinden olan Merill Lynch, American Express ve daha birçok finans şirketinin merkezlerinin olay bölgesinde olduğunu ifade eden Kuttner, "Ama finansal operasyonlara bir şey olmaz" dedi.
     Kuttner, sözlerini şöyle sürdürdü: "Benim çalıştığım Merkez Bankası ve bütün finans şirketlerinde olabilecek kriz durumlarına karşı yedek bilgisayar sistemlerinin bulunduğu merkezler yer alıyor. Mesela New York Merkez Bankası’nınki New York’a 12 kilometre uzaklıktaki New Jersey’de bulunuyor. Yine bütün finans şirketlerinin merkeze uzak bir başka bölgede yedek sistemleri bulunuyor. Bir süre karışıklık olabilir. Ancak, yedek sistemler sayesinde finansal operasyonlarda bir sorun yaşanmaz ve bir süre sonra işler yoluna girer." Kuttner, "Türkiye’de kendimi tehlikede hissetmiyorum" şeklinde sözlerini tamamladı.
     
Türkiye’nin önemi arttı
Çevik Bir (Emekli Orgeneral)
     Bu saldırıyı soğuk savaş dönemi içerisinde, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyorum. Güvenlik ve ekonomi gibi iki merkezin, ticari uçaklarla hedef olarak alınması; yeni politikaların, örgütlenmelerin, stratejilerin belirlenmesini, hür dünyayı koruyan ülkelerin yeniden bir araya gelmelerini dikte ettiriyor.
     Çünkü, yeni savaşlar artık güvenlik alanlarında, yeni politikaların üretilmesinde yaşanıyor. Dünyada tekrar kutuplaşma dönemi başladı. Türkiye, bu kutuplaşmada hür dünyanın içinde yer almalıdır.
     Çünkü hür dünyaya, tamamen yüksek teknolojiye dayalı örgütlenmiş bir terör tehdidi var. Bu tehdit dünya için bir numaralı potansiyel tehdittir.
     Artık klasik savaşlar dönemi bitmiştir. Böyle bir saldırıyı bir örgüt katiyen yapamaz. Bu tamamen çok iyi planlanmış, çok iyi organize edilmiş, yüksek teknolojiye dayalı ve çok iyi gizlenebilmiş bir saldırı.
     Türkiye, coğrafyası ve jeopolitik konumu itibariyle Soğuk Savaş dönemi sonrasında zaten önemi artan bir ülkeydi. Türkiye’nin önemi bu olayla daha çok ortaya çıktı. Türkiye, bundan sonra dünyada aranan ülke olacak.
     Bu konuda hür dünya ülkeleri omuz omuza verip bu saldırıyı yapanları tespit etmek mecburiyetinde. Herkesin ABD’ye yardımcı olması lazım. Bu olayla bence Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası da önemini yitirmiştir. Tekrar NATO ön plana çıkmaya başlayacak. Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyonundaki sorunu da ortadan kalkacaktır.
     
Türkiye temkinli
Faik Bulut (Araştırmacı - Yazar)
     Eylemi yapanın kim olduğu çok önemli değil, bulunur, bulunmaz ayrı bir konu. Ama, ABD, bunu gerekçe göstererek, dünya çapında bir blok oluşturarak, Körfez Savaşı’ndaki gibi, Ortadoğu’ya daha fazla abanabilir, daha fazla müdahale edebilir. Terörle mücadele gibi çok geniş bir başlık altında, kendisine baş eğmeyen ya da kendisine itiraz eden, düşman politikalar güden Afganistan’a kadar uzanan Ortadoğu ülkelerine müdahale edebilir. "Bunlar terörü destekliyor, terörist ülkeler, Usame Bin Ladin buradan geçti, burada yedi, destek aldı" gibi gerekçeler ileri sürecektir.
     ABD, Asya kökenli, terör grupları diye tanımlayacağı birey, grup ve devletlere karşı daha fazla saldırı amaçlı olacak. Terör örgütleri üyelerini yakalamak için, indirme harekâtları ve onların kamplarına baskınlar yapabilir. Titiz davranmayacaktır. Sapla saman birbirine karışabilir.
     Bu durum İsrail’e çok yarar. İsrail ABD’nin desteğini de alarak sadece Filistin’e karşı değil, komşu ülkelere kadar uzanan sınır ötesi harekât yapabilir. ABD, "cezalandırma" dediği harekâtlar sırasında, Türkiye’yi bölge ülkelerinin üstüne sürmeye çalışabilir ama Türk ordusunun ve hükümetin temkinli olacağını düşünüyorum.
     ABD ve Batı ülkelerinde, özellikle yabancılara karşı insan haklarında önemli kısıtlamalar olacaktır. Türkler de bu yabancı düşmanlığından nasibini alır. Batı’da, "Müslüman, o zaman teröristtir" imajı güçlenecek. Arap ya da Türk olması önemli değil.
     
Devlet varsa sıkıntı olur
Gündüz Aktan (Emekli Büyükelçi)
     Gerek NATO, gerekse batıdaki uzman basında kimyasal, biyolojik hatta nükleer silahlar kullanan "süper terörizm" bekleniyordu. Halbuki, bunların hiçbirine başvurulmadan, bu araçlarla meydana gelecek tahribattan belki de daha büyük tahribatı, geleneksel konvansiyonel yollarla sağladılar. Bu olağanüstü, ancak bunun olağanüstü bir örgütlenme ve koordinasyon gerektiren bir şey olduğunu da zannetmiyorum. Çünkü her başarılı eylemde olduğu gibi bunun arkasında birtakım basit ilkeler, basit ama kendi açısından doğru bir örgütlenme söz konusu. Bu olayın arkasında bir örgüt bulunursa, bu örgütün cezalandırılması doğaldır. Böyle bir cezalandırma, uluslararası ilişkilerde büyük bir sarsıntı yaratmaz. Ancak bu örgütün arkasında bir devlet varsa, bu örgüt ile o devlet arasındaki işbirliği ortaya çıkarsa, ABD sadece örgüte değil, örgütün arkasındaki bu devlete de ceza vermek zorunda kalabilir. İşte, o zaman uluslararası ilişkilerde büyük sarsıntılar meydana gelebilir.
     Saldırı, o kadar büyük bir travma ki, bunun ABD halkı üzerindeki etkilerini bugünden tahmin edemeyiz. Amerikan halkı pekala "dış dünyaya lanet olsun" deyip içe kapanabilir. Zaten, terörü yapanlar ABD’nin oynadığı rolün sınırlanmasını istiyorlar. ABD kendi içerisine çekilirse çok büyük bir boşluk ve hiç olmadık savaşlar çıkabilir. İşte o zaman hakikaten yeni bir döneme girilebilir. ABD’nin kapanmaması lazım ama travmalı toplumlar makul hareket eder mi? Bu aşamada bunu bilemeyiz.
     



 GÜNCEL


Başkan Bush: Bu bir savaş
Ladin’in tam 53 kardeşi var
İncir değil makine
NATO savaşa hazır
NE DEĞİŞECEK?
ABD’de asrın insan avı
İkiz kuleleri uçak değil yangın çökertti
Manşet terör
Yıldızlar ‘savaş’ dedi
Dünya tedirgin
İnsanlık tarihini sarsan saldırı
Arama çalışmaları sürüyor
Üç ay öncesinden yeni Pearl Harbor uyarısı...
Senaryosu Akit’ten
Radikaller sevindi
'Rusya bu şansı değerlendirmeli!'


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet