Amerikan toprakları ne zamandır ilk kez savaş alanı haline geldi. New York Times'ın dünkü başyazısında şu cümle yer almıştı: "Amerikalılar için tahayyül dahi edilemeyecek bir şey gerçek oldu." Amerika kendi topraklarında savaşta!
Ama kiminle, kimlerle?
Hangi güçle?
Adres henüz belli değil. Amerika'nın misilleme hedefi neresi olacak? Nereye, nasıl, hangi ağırlıkta vuracak daha bilinmiyor.
New York Times'ın muhafazakar yorumcusu William Safire dünkü köşesinde adres arıyordu: "Hangi zengin terör örgütü, hangi ülkenin gizli himayesinde bu kadar Amerikalıyı hunharca katletti?" Şöyle devam ediyordu: "Böylesine büyük bir jet yolcu uçağını kullanmak için en az üç cani pilotun eğitilmesi gerekir. Bu cani pilotların birer fanatik olarak beyinlerinin yıkanması da şarttır. Peki, böylesi pilotları kim bulmuş ve beyinlerini nasıl yıkayabilmişti?" Şu sorular da aynı yazıdan: "Ve her yıl 30 milyar dolar harcadığımız FBI, CIA ve NSA nasıl oldu da, iki kentimizi hedef alan böyle bir saldırıyı ıskalayabildiler? Hava yolları güvenliği, Washington - Dulles ile Boston - Logan'da çökmüşse, caniler arasında bizim uydu ve bilgisayarlarımız tarafından tespit edilecek bir haberleşme de mi olmadı?" Soruların çengelleri uzayıp gidiyor.
Belirsizlik bir süre daha devam edebilir. Ancak yanıtlar ortaya çıkmaya başlayınca, dünyamızın bundan böyle nereye gideceği, Türkiye'nin bu gidişten nasıl etkileneceği konusu daha iyi aydınlanacak.
Şimdilik kesin olan şu:
Dünya artık dünün dünyası değil! 11 Eylül 2001, tarihte kapkara, kepaze bir gün olarak yerini garantiledi. Bugün, dünden dağlar kadar farklı artık. Tarihte yeni bir sayfa değil, yepyeni bir bölüm açılmış durumda.
Bu dönemin ne olacağı, demin belirttiğim gibi, düşmanın belirlenmesiyle, adresin tam olarak ortaya çıkmasıyla anlaşılacak.
Düşman, Amerika'nın kendi içinden çıkabilir mi?
Kuşkuların yoğunlaşmaya başladığı Usame Bin Ladin'li, Taliban'lı Afganistan mı olur Amerikan misillemesinin hedefi?
Yoksa bir başka İslam ülkesi mi?
Bu soruların yanıtları, ülkemiz için de hayati önemde. Türk dış politikasını, ulusal güvenliğini, Türk ekonomisini çok yakından ilgilendiriyor.
Şimdilik bu açılardan bir bekleyiş söz konusu. Daha çok senaryolar yazılıyor. Yani bugün için belirsizlik ağır basıyor.
Belirsizliğin uzaması da Türkiye için olumsuz sonuçlara yol açabilir. Özellikle ihracat, turizm, dış kaynak, dış kredi gibi alanlarda Türkiye kısa vadede sıkışabilir. Amerikan ekonomisindeki durgunlaşma derinleşir, Avrupa da durgunluktan kendini kurtaramazsa... Ya da Japonya ve Uzakdoğu ekonomilerindeki kriz durumu ağırlaşırsa... Türkiye de ekstra zorlukların içinde bulabilir kendini... Tabii iyimser senaryolar da var.
Sözgelimi, yaşamakta olduğu trajediyi Amerika'nın ekonomik bir sıçrama tahtası olarak kullanması... Türkiye'nin Amerika'yla stratejik ortaklığının değer kazanması ve ekonomik çıkarlarının bundan yararlanması... Mali piyasalarında kısa süreli bir dalgalanmanın ardından, makro ekonomik dengelerini bu arada korumayı başarmış bir Türkiye'nin, Amerika'yla Avrupa'yla terörizme karşı işbirliği içinde, doğru ekonomik açılımlarını sürdürmesi...
Yol aldığımız dünya, inşallah, barış, demokrasi ve özgürlükten uzak bir dünya değildir. İnşallah, uygar dünya bu kez terörizme karşı birleşik cephede omuz omuza çarpışır, zafer kazanır.