Münih’te tatlı bir Alman kadınıydı bindiğim taksinin şoförü... Bagaja konulacak valizim vardı, onu öyle bir kaldırdı ki, tek eliyle kuş gibi uçurdu yerine yerleştirdi... ve böylece yola revan olduk... Malum hemen çene çalacak konuşacağız!.. Ben sormasını severim, gördüm ki o da anlatmaktan hoşlanıyor!..
Üniversite ayarı bir teknik okulu bitirmiş, bekar, yalnız yaşıyor ama ailesine yakın bir apartmanda oturuyor... Mesken inşa edip kiraya veren bir şirketin kiracısıymış... Küçücük stüdyosuna 300 mark ödüyormuş her ay, fakat bugün oradan çıksa 800 marka kapanın elinde kalırmış...
- Peki dedim günde kaç saat direksiyon kullanıyorsunuz? (Böylece kazancını öğrenmenin altyapısını hazırladım aklımca.)
- Ohh dedi ben fazla çalışmayı sevmiyorum... 7 saat gonug (kafi). Geri kalan zamanımı kendime ayırdım, okuyorum, müzik dinliyorum, sinemaya gidiyorum... (Seksten bahsetmedi, herhalde ona da bol zamanı vardır, ben sohbeti hafifletmek istemedim.)
Evet, gelelim günde 7 saat çalışan taksi şoförü kadının kazancına! 120 - 150 mark arasıymış, yani 3500 - 4000 mark aylık... Ehh fena para değil, çünkü nasıl olsa sağlık harcamalarını sigorta ödüyor, yaşlılıkta insanca yaşayabilecek geliri, sosyal güvenlik garantisi var...
Şoförler ne vergi ödüyor?
Tesadüf bu ya, aynı gün bir başka taksiye bindiğim zaman şoförümün yine bir Alman kadını olduğunu gördüm, kısmet işte!.. Türk olduğumu öğrenince ilgi gösterdi, Antalya’da İstanbul’da birçok kez tatil yapmış, memnun kalmış...
Merak işte... İlk taksi şoförüne sorduğum soruları, aldığım cevapları yeni şoförüme de sordum... Günde 120 - 150 marklık kazanca itiraz etti!..
- Günde 10 - 12 saat çalışıyorum dedi. Yevmiyem de 200 - 250 marktan aşağı düşmez, aksi halde niçin bu yorucu işte çalışayım?..
Anlaşılan, 5 - 6 bin marktan aşağı değildi aylık kazancı...
- Peki, ne kadar vergi ödüyorsunuz?..
- Kocam dedi, o da şoför, otomobilin sahibi o, vergimizi patron olarak o ödüyor!..
Galiba Almanya’da şoförlerin kazançlarına pek sert dokunulamıyordu vergiden yana!.. Otomobilin sahibi patron olarak vergi ödüyor, herhalde şoföründen vergi payını kesiyordu!..
Mark-euro kargaşası!
Yılbaşından sonra Avrupa’da ve tabii tüm dünyada mark, frank, şilin, kron, liret, peseta tarihe karışıyor ya!.. Münih’te baktım, insanların da kafaları karışık. Vitrinlerde teşhir edilen malların etiketleri üzerinde, mesela ayakkabı fiyatını kocaman kocaman 200 diye yazıyor... Siz tabii bunu (euro’yu) önce mark olarak düşünüyor, "eh fena değil" deyip görmek istiyorsunuz... Ama etikete dikkatli bakıp hemen altında 400 markı görünce aklınız başınıza geliyor... (1 euro yaklaşık 2 mark).
Marketlerde, dükkanlarda, restoranlarda her yerde böyle çifte fiyat; insanın gözlerini faltaşı gibi açması gerek... Yeni yıla kadar alışabilirler mi bilemem ama Almanların pek memnun olmadıkları görülüyor.