Aydın incir memleketi. Zeytin başta olmak üzere çilekten buğdaya kadar ekim alanları azalıyor. Yağma artıyor...
30 yıl sonra akrabaları görmek, baba evinde kalmak için Aydın’a gelen bir hanım; doğanın tahrip olduğunu, tarım alanlarının çölleştiğini, hayvancılığın öldüğünü, kanalizasyonların sokaklara aktığını anlatırken etrafındakilerden aldığı desteğe bakılırsa, çevre yanıyor.
Aydın, yok olan Büyük Menderes Ovası’nın bir ucunda. Öbür ucunda Uşak ve Denizli var. Bölge yönetimleri yaklaşık 8 milyar dolara malolacak Büyük Menderes Çevre Projesi’ne (MENÇEP) imza atmış durumdalar.
1976 ODTÜ mezunu inşaat ve bilgisayar mühendisi Başkanı Hüseyin Aksu’nun vurgusuyla "sürdürülebilir kalkınma" ilkesi hayata geçirilince, işsizlik ve çevresel problemlerinin yanı sıra; antik kentlerin turizme açılması, tarımsal alanlarda verimliliğin artırılması da gündeme gelecek.
Size bir şey söyleyeyim mi, başkandan etkilendim. ANAP’tan seçilmiş ama olsun. Denizli’de hiçbir yetkilinin lafını etmediği çevre duyarlılığını burada gördüm. Sonra özlediğim siyasi tavrı da Aksu da buldum.
Aksu 1993 yılında siyasete girmeye karar verdiğinde; fabrikaları, işyerleri, karısının bilezikleri, arabaları nesi varsa envanterini çıkarmış. Mal bildiriminin listelerinin, resimleriyle birlikte 2 klasör tuttuğunu söyleyen Aksu, seçimlere girerken de işletmelerinin tümünü tasfiye edip, 30 milyon dolarlık serveti ile yola çıkmış. Seçmen servetini izleyebilir...
İki dönemdir sürdürdüğü başkanlığı döneminde, hakkında 768 soruşturma açılmış, her gün mahkeme kapısında. Halkın şikayetlerini de dinledim. Çevre politikasını eleştirenler olduğu gibi kent konseyi kurmasını övenlere de rastladım.
"30 milyon dolar servetim var" diyeni bırakın "30 kuruşum var" diyen bir başka siyasetçi tanımadım arkadaş...
İşyerleri kapanıyor, işsizlik can yakıyor, sabırlar taşıyorsa da, Aydın’da aydınlık bir yol var, düşmeliyiz peşine, dayanmalıyız vekilin kapısına "Aç bakalım çantanda ne var, bana ne getirdin, benden ne götürüyorsun" demeliyiz...
Vergi memuru 20 yıllık Milliyet okuru Feray Madran’ın dediği gibi "Bizim oyumuz temiz, kirletmeyin" demesini bilmeliyiz...
Büro Emekçileri Şube Derneği Müdürü de olan Madran kalabalık içinde süzülüp kulağıma eğildi, "En eğitimli kadınları tanıyorum. İçinde yaşadığımız cenneti de, cehennemi de biliyorum. Bunu sizinle ayrıca konuşalım" deyip, gidiverdi...
Konuşalım hemşirem, konuşalım.