14 Eylül 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Yeni dünyanın uzun savaşı!

Amerikan yönetiminin adresi bir an önce belirlemek için zamanla yarıştığı söylenebilir

     HASAN CEMAL
     Amerika'nın misilleme adresi ne olacak? Birden çok adres olabilir mi?
     Öncelik bu sorularda.
     Adresin ve tabii misillemenin ağırlığı ortaya çıkmadan dünyada neyin ne olacağını - ya da Türkiye'nin kısa vadede nasıl etkileneceğini - söylemek çok imkansız.
     O yüzden dünya bekleyişte.
     Washington'u gözlüyor herkes.
     Amerikan yönetiminin adresi bir an önce belirlemek için zamanla yarıştığı söylenebilir. Bunun çok uzun sürmeyeceğine ilişkin işaretler var. Adres olarak en çok Taliban yönetimi ve Afganistan isimleri geçiyor.
     Washington aynı zamanda yapacağı misillemenin uluslararası altyapısını oluşturma çabası içinde.
     NATO bu çerçevede tarihi bir karar aldı. NATO ülkelerinden birine yapılan saldırı hepimize saldırı sayılır diyen ünlü 5. maddesini işletmeyi ilke olarak benimsedi. Daha önemlisi bu kararını terörizm nedeniyle aldı.
     Türkiye dahil bütün NATO ülkeleri, Amerika'ya yapılmış olan terörizm saldırısının kendilerine de yönelik olduğunu kabul ettiler. Ve saldırıya birlikte karşılık verilmesini ilke olarak benimsediler.
     Bu karar, hem NATO hem de terörizmle mücadele açısından tarihe bir dönüm noktası olarak geçebilir. Terörizmle mücadelenin NATO gündeminde yer alması için uzun yıllar çaba sarf etmiş olan Türkiye açısından da olumlu bir gelişmedir bu.
     Ankara, NATO'nun 1999 Washington zirvesinde terörizmin bir tehdit unsuru olarak NATO'nun stratejik konsepti içinde yer almasını sağlamıştı. Ancak, terörizm bir saldırı türü olarak NATO'nun kararıyla 5. madde çerçevesine sokulmuş oldu.
     Belki de bu sayede artık NATO üyesi hiçbir ülke tarafından, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye özetlenebilecek - ve geçmişte Türkiye'yi fazlasıyla rahatsız etmiş olan - utanç verici çifte standart örnekleri sergilenmeyecek.
     Bir başka deyişle:
     NATO'nun 5. maddeyle ilgili bu kararından sonra, kim bilir, belki de hiçbir uygar ülkede artık teröristler ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşamayacaklar. Belçika'daki Fehriye Erdal olayı bir daha tekrarlanmayacak belki de...
     Terörle mücadelede yeni bir dönemin açılmakta olduğu kesin. Bu dönem terörizm açısından sonun başlangıcı da olabilir. Ancak sonun nasıl ve ne zaman geleceği konusu bugün için aydınlık değil.
     Belirsizliklerden biri, terörizmin önümüzdeki dönemde kullanabileceği silahlarla ilgili. Dünyanın tek süper gücünü kendi evinde böylesine korkunç bir şekilde vurmuş olan teröristlerin daha başka neler yapabilecekleri sorusu, aklı başında herkesin kafasını herhalde burgaç gibi oyuyor.
     Biyolojik silahlar...
     Kimyasal silahlar...
     Hatta nükleer silahlar...
     
Uygar dünya terörizmle mücadeleye daha kararlı biçimde hazırlanmaya başlarken, terör örgütü de kendi alternatif planları için düğmeye basabilir mi?
     Amerika'nın, Avrupa'nın büyük kentlerinde zehirli gaz bombaları patlayabilir mi? Büyük metropollerde olmadık mikroplar ortaya saçılıp ölümcül hastalıklar bir anda salgın hale gelebilir mi?
     11 Eylül 2001'de New York ve Washington'da yaşanan kıyametten sonra bunlar neden olmasın sorusu ne yazık ki akla gelebiliyor.
     Ama buna canilere karşı insan yaşamı da, insanlık da her ne pahasına olursa olsun korunacak.
     Başka yolu yok.
     Terörle mücadelenin özünde insan hayatının kutsallığı yatar. Hiçbir değer, insan yaşamından daha değerli olamaz.
     Bu çerçevede bir başka nokta var daha şimdiden bazı akıllara takılabilen. İnsan yaşamını ve insanlığı korumak için teröre karşı verilecek kavgayla demokratik değerler arasındaki ilinti de bu yeni dönemde etkilenebilir. Çizgi yeniden çizilebilir.
     Bir başka belirsizlik, bu yeni dönemin ne kadar süreceğiyle ilgilidir. Amerikalı meslektaşımız Thomas Friedman dün New York Times'taki köşe yazısında şöyle demiş:
     "New York ve Washington saldırıları, Üçüncü Dünya Savaşı'nın Pearl Harbor'u ise, o zaman önümüzde çok çok uzun bir savaş var demektir."
     
Yeni dünyaya hoş geldiniz!
     
Türkiye’nin rolü henüz belli değil
     Prof. Dr. Doğu Ergil’e göre terörizmle koordineli mücadele gelişecek
     Bu terör olayına ilişkin ortaya çıkan "yeni bir dönem" veya "herşey değişecek" gibi görüşlere itibar etmiyorum. ABD’nin eline kıymık batmıştır. ABD’nin ruhu incinmiş, gururu kırılmıştır.
     O yüzden daha fazla içsel zarara uğramamak için NATO’yu harekete geçirdiği gibi, artık terörizmle çok etkili ve koordineli, uluslararası düzeyde bir mücadele gelişecektir. Kesinlikle bu böyle olacaktır. Bunun başarılı olması için de, iki şeyin olacağını göreceğiz: Birincisi, terörizmin insan unsuru üzerinde daha fazla durulacaktır.
     İkincisi de, kendisini feda edecebilecek kadar radikalleşen insan türünün ve fikrinin hangi sosyal, ekonomik ortamlarda oluştuğu ve bu ortamların ortadan kaldırılması için yeni bir dünya düzeninin yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı duyulacaktır.
     Yeni dünya düzeninin, yeni ilkeler ve uygulamalarla, eşitlikçi ve adaletli işletilmesi o kadar kolay değil ama bunun ihtiyaç olarak duyulacağı kesin. Teröristlerin arkasında gerçekten bir devlet varsa, o büyük ölçüde cezasını çekecektir. Orada rejim değiştirilir, o iktidar şu veya bu biçimde ortadan kaldırılır. Bunu yaparken Ortadoğu da kana falan bulanmaz.
     
     Türkiye NATO ile hareket eder
     NATO, giderek bloklararası bir savaşın aracı olmaktan çoktan çıktı. Türkiye de diğer NATO üyesi ülkelerle birlikte hareket edecek ama bunun tanımı çok net değil. Silahıyla mı, istihbaratıyla mı, üslerini açarak mı, asker vererek mi? İşi kolaylaştırıcı lojistik desteğiyle mi katılacak belli değil. Türkiye’ye nasıl bir rol düşeceği, NATO ve Türkiye’nin karar mercilerince belirlenecek.
     
NATO, ABD’den yeşil ışık bekliyor
     Türkiye’nin NATO nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Onur Öymen
     GÜVEN ÖZALP Brüksel

     NATO olası bir operasyonda devreye girmek için, Washington yönetiminin saldırının "hesabını" kimden soracağına karar vermesini bekleyecek.
     ABD’nin önünde iki yol olduğunu belirten askeri uzmanlar, bu olasılıkları tek başına operasyon düzenlemek ya da NATO’yu da yanına alarak operasyona girişmek olarak sıralıyor. Türkiye’nin NATO nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Onur Öymen, ikinci olasılığın ağır bastığını belirterek, "NATO’nun aldığı bu tarihi karardan sonra, ABD’nin tek başına hareket edeceğini düşünmüyorum. Ancak ABD’nin destek talebi saldırının kökenini belirledikten sonra gelecektir" dedi.
     
     Farklı destek
     Olası bir operasyonda ağırlık ABD’de olacak, ancak her ülkenin operasyona katkısı farklı şekillerde kendisini gösterecek. Özellikle Afganistan’a operasyon düzenlenmesi halinde, ABD dışındaki 18 müttefikin katkısı oldukça sınırlı kalacak. Desteğin, hava sahasını açma, istihbarattan yararlandırma ya da üsleri kullandırma şeklinde gündeme gelebileceğini belirten Öymen, "Talepler doğrultusunda her ülke yapacağı katkıyı belirleyecek" dedi. Olası bir operasyonda NATO’nun Kosova’daki politikasına benzer bir yaklaşım içine girmesi bekleniyor. Bu da "En az kayıpla en etkili saldırı" şeklinde özetleniyor.
     NATO’nun 5. maddeyi ilk kez ve bir terör olayı için uygulama kararı aldığına dikkat çeken Öymen, "Bu, terörle mücadele konusuna verilen uluslararası önemi ortaya koyuyor. Örnek oluşturacak. Kimse ‘ABD’ye uyguladık ama başkasına uygulamayız’ diyemeyecek" diye konuştu. Öymen, ABD’nin teröristlere destek veren ülkeleri de "kara listeye" alacağını açıklamasının, "global bir yaklaşımın ilk işaretleri" olduğunu dile getirdi.
     
En acı büyüme yaşanabilir...
     Ekonomi Servisi Şefi Murat Sabuncu’ya göre Türkiye desteklenebilir
     İster misiniz, binlerce insanın öldüğü terörist saldırı dünyadaki ekonomik durgunluğu bitiren bir sonuç versin? Amacım ölmüş insanlar üzerinden bir yazı konusu çıkarmak değil. Ancak eldeki somut veriler, özellikle savaş dönemi ve sonrasında, ekonomik büyümenin ivme kazandığını gösteriyor. Körfez Savaşı bunun en yakın ve çarpıcı örneği.
     Dünya ekonomisinin lokomotifi ABD, uzun süredir ciddi bir durgunluk altında yaşıyordu. ABD Merkez Bankası bir yılda tam yedi kere faiz indirmesine rağmen durgunluğu aşmak mümkün olmamıştı. Başta IMF olmak üzere, dünyanın önde gelen kuruluşları 2001 yılında dünya geneli için yaptıkları büyüme tahminlerini revize etmiş, aşağıya çekmişti.
     Şimdi tüm hesaplar yeniden yapılacak. Çünkü ABD, öncelikle New York ve Washington’da ciddi bir inşaat faaliyetine girişecek. Bu arada küçük çaplı olmasını tüm dünyanın dilediği askeri bir operasyona girişecek. Gerek inşa faaliyetleri, gerek "askeri operasyon" ABD’nin, dolayısıyla dünyanın durgunluktan çıkması için bir sebep olabilecek.
     
     Ortak cephe Türkiye’ye yarar
     Gelelim Türkiye’nin durumuna... Teröre karşı Batı’nın ortak bir cephe oluşturması Türkiye’ye yarar. Eğer iş, bir Müslüman - Hristiyan çatışmasına dönerse, Türkiye şu andaki "hem laik, hem çoğunluğu Müslüman ülke" konumuyla aracı rol oynayabilir. Her iki olasılıkta da, Türkiye’nin ekonomik anlamda desteklenmesi gündeme gelir.
     Türkiye’de şu anda finansal piyasalarda yaşanan çalkantıları ise normal karşılamak gerekir. Belirsizlik arttığında, gelişmekte olan ülkelerin mali varlıklarına talep azalır. Yerli oyuncular da panik satışlarına geçer. Şu anda bunu yaşıyoruz. Bu durumun uzun süreli olmayacağını düşünüyorum. Dünya borsalarında ilk şokun ardından yaşanan toparlanma, Türkiye için de gelecek açısından ipuçları veriyor.
     
ABD dünyayla komşu olduğunu anladı...
     Travma psikoloğu Robert Butterworth, halkın psikolojisini yazdı
     DIŞ HABERLER SERVİSİ

     Travma psikoloğu Robert Butterworth şu anda ABD halkının içinde bulunduğu durumu şöyle özetliyor: "Artık bizi çevreleyen dünyaya daha duyarlı olacağımız bir döneme giriyoruz. Çünkü artık dünyayla komşuyuz. Dünyanın geri kalanının yüzleşmek zorunda olduğu korkular ve problemlerden uzak değiliz artık. Bu yüzden masumiyetimizi kaybettik."
     Butterworth, bireylerin yaşayacağı somut değişimin şu şekilde gerçekleşeceğini öngörüyor:
•   Olay anında başlarına gelenleri algılayıp yoğun bir kaçma, kurtulma eylemine kalkışanlarla, kurtulma operasyonlarına katılanlar, üzerlerinden haftalarca atamayacakları travmatik stres yaşayacaklar.
•   ABD’de yaşayan Müslümanlar ve Araplar, sözlü ve fiziki ırkçı saldırılarla yüzleşmek zorunda kalacak.
•   ABD’lilerin 11 Eylül’den önce en büyük gurur kaynaklarından olan kişi hak ve özgürlükleri, güvenlik nedeniyle belirgin şekilde kısıtlanacak ve hatta bu güvenlik kısıtlamaları ırkçı bazı eylemlerde araç olarak kullanılacak.
     New York’ta gerçekleştirilen terörist saldırılar, kentin ünlü silüetini değiştirmekle kalmadı, dünyanın yanı sıra ABD’lilerin kendileri ve ülkeleri hakkındaki görüşlerinin de köklü biçimde değişmesine neden oldu. İlk şokun atlatılmasının ardından, bu değişim daha da belirginleşecek ve rafa kaldırılan ölü sayısına ilişkin bilançoların yerini, toplumdaki ve sistemdeki dönüşümü belgeleyen veriler alacak.
     



 GÜNCEL


Bush’un gözyaşları
İzmir’in farkı...
Kissinger: Apo olayı bize ders olmalı
Yeni dünyanın uzun savaşı!
İncirlik hareketli
İşte Meclis’in gizli komuta merkezi...
Afgan terörist Dion fanatiği
Bayrak indirmek doğru mu?
‘Biz tedbirimizi aldık’
İkizler, Babil Kulesi gibiydi
Amerika nasıl vuracak?
Külçe altınlar buharlaştı mı?
Kan bağışında sevinç ve hüzün


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet