
|


Örs’teki rönesans
En büyük başarıları Petar Naumoskili Efes Pilsen’le yaşadı. Daha doğrusu Petar Pilsen’le. Naumoski onun sahadaki eliydi, ayağıydı. Süreyi istediği gibi kullanır, isterse atar, isterse de son anda isteyene verirdi. Başarılar bu sistemle geldi. Tabii başarısızlıklar da. Örs’ün şansı Naumoski’ye ve kendisine isyan etmeyen iki sistem içi yıldıza sahip olmasıydı. İki numara Ufuk ve üç numara Volkan. Milli Takım’da Petar yoktu. Orhun ve Kerem de ne Naumoski’ydi, ne de ona verilen yetkilere sahipti. Üstelik iki numarada Panathinaikoslu İbo, üç numarada Sacramentolu Hido vardı. Naumoski olsaydı bile Efes’teki gibi oynayamazdı. Örs de onu öyle oynatamazdı. İbo ve Hido isyan ederlerdi. Hatta bir ara sıkıştırıp döverlerdi bile. Zaten Naumoski olsaydı ve de Kerem ve Orhun gibi oynatılsaydı Türkiye de Avrupa şampiyonu olurdu. Ankara’da turnuvaya başlayan Örs ile İstanbul’da final oynayan Örs farklıydı. Örs’ün geçişi zor oldu. Sakatlıklar ve maç içindeki beş fauller yüzünden meydana gelen yeni oluşumlar Örs’e yardımcı oldu. Efes’te yanında alternatif üretecek ses de yoktu. Veya vardı da üretmiyorlardı. Milli Takım’da var. Hem de üç tane. Tolga, Çetin, Murat. Örs çağdaş basketbola dönüyor. Daha tam dönmedi. Ama o haliyle bile Avrupa ikinciliği geldi. Indianapolis’e kadar Örs’teki değişim tamamlanacak mı, tamamlanmayacak mı ? Oradaki derecemizi de Örs’ün rönesansı belirleyecek.
SERİ İLANLAR Pazartesi - Çarşamba
09.30 - 10.00
Radyo D’de
Cuma’ları ise Milliyet’teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
Bayram değil, seyran değil Almanya maçına 45 dakika vardı. Canlı yayına yetişecektim. Bütün salonu dışarıdan dolaşmamak için bize yasak olan bölgeden geçmek istedim. Görevli ile tartışırken bir ses duydum. Bırakın geçsin, zorluk çıkarmayın. Konuşan Aydın Örs’tü. Maç öncesi geriliminde ve stres içindeyken, bana yardımcı olmak istemişti. Son senelerde hiç yanyana gelmemiştik. Ve tabii konuşmamıştık da. Örs’ün cümlelerinden duygulandım. Yanına gittim. "Şimdi zamanı galiba" dedim ve iki yanağından öptüm, başarılar diledim. Sonra korktum ve sustum. Maç bitene kadar kimseye de anlatmadım Örs’ü öptüğümü. Almanya yense fatura bizim öpücüğe çıkabilirdi. maçtan sonra yine öptüm, tebrik ettim. "Yanlız öpmekle olmuyor bu işler" dedi. Fazla birşey de konuşamadık o karambolde. Canlı yayında Yugoslavya final maçı günü Doğan’a anlattım. "Bence bugün de öp" dedi. "Uğurlu gelmiş". Ama tadında bırakmak istedim. Öpmedim. Finali kaybettikten sonra düşünmedim değil. Öpse miydim ?
Doğan Hakyemez Eskiden Fenerbahçeli İbo, Efesli Hido, Hüso, Mirsad, Tofaşlı Mehmet, Galatasaraylı Kerem’diler. Şimdi Panathinaikoslu İbo, Maccabili Hüso, Sacramentolu Hido, CSKA’lı eski NBA’li Mirsad, yarım Detroitli Mehmet, Efesli Kerem oldular. Hem egolar, hem kontratlar büyüdü. Ve tabii hayaller de. Doğaldır. Hem birbirleriyle, hem kendi kendileriyle problemler, sorunlar yaşıyorlar. NBA yöneticileri, Avrupa’nın ünlü menajerleri tarafından izlenmeleri, kendi menajerlerinin kafalarını karıştırmaları, aldıkları süreler, gösterdikleri veya gösteremedikleri performansları onları sıkıntıya sokuyor. Doğan bunun için başarılı. dışarıya sızdırmadan veya çok az sızdırarak Örs, Tolga, Çetin, Murat gibi dört coachu ve egoları, kontratları büyüyen 12 kişiyi birarada tuttuğu için. En büyük başarı da onun bence. Ama Almanya maçı sonrası televizyon yorumcusu Ünal Özüak’a saldırarak bir çuval inciri berbat etti. Televizyon yorumcusu kapı arkasında dedikodu yapmıyor ki. Açık saçık yorum yapıyor. Katılırsın, katılmazsın. Beğenirsin, beğenmezsin. Ama sonuçta yayıncı kuruluşun maç yorumcusudur. Taciz edemezsin. Sevgili Doğan’ın sinirleri bu stresi kaldırmıyorsa bu işi yapmasın. Eleştiri her zaman olacak. Değişik yorumlar da. Bunlar Doğan’ın hoşuna gitmeyebilir. Ama katlanacak. Katlanmalı.
Eduardo Sancha Sanki final maçında aniden giyinip sahaya çıktı. Sanki o an öğrendik onun maçın hakemi olduğunu. Maç sabahı belli olmuştu İspanyol Eduardo Sancha’nın finali yöneteceği. Bir gün önce de Kotleba ve Stankovic mafyasının kafasında belliydi ismi. Ama biz uyuduk. Horlayanlar da Emir Turam ve Turgay Demirel’di. Üstelik FIBA ile çok iyi ilişkiler içindeyiz. Stankovic ile Emir ve Turgay, adeta baba ve oğulları gibiler. Üstelik gerekçemiz de var. Yarı final ve finale aynı hakem olur mu ? O hakemi değiştiremeyenler, final maçından sonra da hakem bizi yaktı diye ağlamasınlar.
İşin doğrusu Ankara’daki İspanya maçında FIBA bizi itmişti arkadan. Her evsahibine yapılan bize de yapılmıştı. İstanbul’da seyircisiz, heyecansız, hatta cansız finaller kimsenin işine gelmiyordu. Kara kaşımız, gözümüz için mi yaptı ? Hayır, kendi organizasyonunu kurtarmak için. İspanya maçı sonrası kimse çıkıp hakemler bize çalıştı demedi. Deseydi Almanya ve Yugoslavya maçlarından sonra söyledikleri inandırıcı olurdu. Sadede gelelim. Stankovic ve Kotleba mafyası "bir maç size yeter" dedi. "Çeyrek finale sizi ittik. Yarı final ve finale de siz kaldınız. Ama şampiyonumuz Yugoslavya olacak. Çok şey istemeyin. Yavaş yavaş"...
Bir telgraf 2001 Avrupa Basketbol
Şampiyonası organizasyonu ve kazanılan ikincilik için emeği
geçen herkesi kutluyorum.
İmza: Köyün Delisi
Ne kazandık ? 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası ikinciliğini.
Ne kaybettik ? 2001 Avrupa Basketbol şampiyonluğunu.
Ne yapmalıyız ? Önce ikincilik kutlanmalı. Üç gün, beş gün veya üç - beş hafta. Her neyse. Ama sonra oturup Avrupa şampiyonluğunu nasıl kaybettiğimizi tartışmalıyız. 2002 Indianapolis Dünya Şampiyonası’na faydası olur hiç olmazsa.
Eleştiri ne zaman yapılır ? Turnuva öncesi olmaz. Moraller bozulur. İlk maç öncesi olmaz, üzülürler. İkinci maç öncesi olmaz, etkilenirler. Üçüncü maç İspanya. Ya herro, ya merro maçı. Olmaz strese girerler. Çeyrek final öncesi olmaz, heyecanlanırlar. Yarı final öncesi de olmaz. Rahatsız olurlar. Final öncesi olmaz. Motivasyonları bozulur. Turnuva bitti. Şimdi olur mu ? Seneye Dünya Şampiyonası var. Şimdi zamanı mı ?
bilgingokberk@mail.com
SPOR


ASLAN HAYAT KURTARDI
Haftanın Analizi
At yarışları
Real kaptı, kaçtı
Darüşşafaka vurgun yedi
2. ve 3. lig
Filede ikinci olduk
Kurban aranıyor
İftar vakti
Mondragon derbiyi bekliyor
Sambacılar dilsiz kaldı
‘Zafer avcısı Ümit’
Altın kızlar
Türk Sporu’nda yeni dönem
Uzatmada yıkıldık
Haber Turu
Örs’teki rönesans
‘Tamam hallederiz’
Bir yudum Metin Oktay
SAYFA BAŞI

|
|
|