New York’taki gökdelenlere 4 milyon beygir gücünde çakılan uçaklar, cehennemi yaşattı.. Yaklaşık 1000 derecelik ısı, çeliği bile eritti...
İHSAN YILMAZ İstanbul
New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan uçaklı saldırının ‘cehennemi andıran’ korkunç yanını, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel hesapladı. Yaklaşık 60 tonluk dev Boeing 767 yolcu uçaklarının, binalara korkunç bir güçle çarptığını belirten Prof. Yüksel, ‘Yakıtın yanmasıyla çıkan enerji ise kıyaslanmaz bile. Sonuç korkunçtur’ dedi.
Korkunç bir güç
Uçağın yolcu ve yakıt bakımından dolu olduğunu kaydeden Yüksel, o korkunç anı şöyle anlattı:
‘O zaman bu uçağın dolu ağırlığı, tahminimce yaklaşık 60 tondur. Uçak, deniz seviyesine yakın seyrediyordu, bu yüzden fazla sürat gerekmez. Ayrıca bir hedefe yönelmiş. Yüksek hızla hedefi vurma ihtimali de azalır. Bu nedenle uçağın hızı saatte yaklaşık 360 kilometredir. Böyle bir çarpmada açığa çıkan enerji, hızın karesiyle doğru orantılıdır. Yani hız yükselirse açığa çıkan enerji daha korkunç olur. Tahminlere göre, hızın karesi 10 bin eder. Bir de bunun kütle ağırlığı var. Tahmini bu da 3 bin tondur. Buradan hareket ederek enerjiyi bulabiliriz. Hesaplara göre, uçaklar binaya çarptığında ortaya çıkan kinetik enerji, yaklaşık 4 milyon beygir gücünde olur..’
Basınç vurdu, ısı eritti
Bu muazzam kinetik enerjinin çarpmayla anında ısıya dönüştüğünü ifade eden Prof. Yüksel, sözlerini şöyle tamamladı:
‘Uçağın uzun menzil uçağı ve tam dolu olduğu söylendi. Dolayısıyla 20 ton civarında yakıt vardır. Bu yakıt aniden parlar. Bunun sonucu da çok korkunç. Yakıt tutuştuktan sonra hem korkunç bir basınç hem çok yüksek sıcaklık (yaklaşık 1000 derece) verir. Bu hemen çeliği, iskeleti yumuşatmıştır. Zamanla erime durumuna getirir. Dolayısıyla oralarda mukavemet diye bir şey kalmaz, yığılma olur. Zaten binanın çöküşü sırasında üstündeki antenin dümdüz inmesi, oradaki yığılmanın düzgün bir şekilde aşağı doğru olduğunu gösterir. Yük bozulmamış noktaya geldiğinde orayı çökertir, böylece aşağı gider.’