ABD’deki büyük cinayet sonrasında durum giderek şekilleniyor. Soğukkanlı düşünme süreci başladı. Ancak gelişmeler henüz bitmedi. Daha çok uzun sürecek. Büyük olaylar yaşayacağız.
Yeni dünya düzeninin şimdiden en belirginleşen yönü, terörle mücadele ve toplumları teröre iten unsurların kaldırılması olacaktır.
Terörle, sadece güvenlik önlemi alarak mücadele edilemez, devletleri veya toplumları teröre iten koşulların da ortadan kaldırılması gereklidir.
En canlı örneği, Bin Laden ve Afganistan’dır.
Bugün, bütün dünyayı sarsan cinayeti gerçekleştirdiği ileri sürülen Bin Laden’i kim yarattı? Bütün parmakların döndüğü Afganistan’ın Taliban rejimi nasıl doğdu?
Bu rejimi, Sovyetler Birliği’nin, Afganistan işgaline karşı mücadele edebilmek için Amerika ile birlikte Pakistan yaratmadı mı?
O dönemlerde, aşırı İslamcı gruplara para verildi, teröristler eğitildi. Bu insanlar, Sovyetler tarafından "terörist" diye nitelendirilirken, ABD bu eylemcileri "bağımsızlık savaşçısı" olarak adlandırıp yüceltiyordu. Sonunda Ruslar Afganistan’dan çekildiler, ancak yaratıp yeşerttikleri İslami terör örgütleri yaşamlarını sürdürdüler ve bugüne geldik.
Aynı manzarayı İsrail-Filistin savaşında da yaşadık. Eylemler, kimine göre bağımsızlık savaşı, kimine göre terör girişimiydi.
Türkiye’deki PKK eylemleri de, bir çok ülkeden destek görerek yeşerdi, destek kesilene kadar da sürdü.
Bugün hâlâ bir çok ülke, düşman gözüyle baktığı diğer bir ülkedeki eylemci grupları besliyor.
Bu yaklaşımlar, artık bitecek.
Zira ne gerekçeyle olursa olun, bir terör grubu yarattığınız zaman, sonunda bu silah sizi de vuruyor.
Yeni dönemin getirmesi gereken diğer değişim terör eylemlerini yaşatan bataklıkların da kurutulması olacaktır.
Toplumların rahat yaşayacakları, teröre başvurma gereksinmesi duymayacakları koşulların yaratılması öncelik kazanacaktır.
Bu listede, Orta Doğu başta, bölgesel çatışmaların, gerilimlerin çözülmesi gelecektir. Terörle mücadelede, yeni güvenlik önlemleri kadar, toplumları terörden başka çareleri kalmadığı hissinden kurtarmak öncelik kazanacaktır.
Terörü besleyen bataklıkların da, daha fazla demokrasi ile kurutulabileceği ortadadır.
Sadece polis önlemleri ile bir yere varabilmek son derece güçtür. Gayet tabii, güvenlik arttırılacak, yeni teknikler geliştirilecektir. Ancak, bunun yetmeyeceği de bilinmektedir. Bataklıkların kurutulması da şarttır.
NATO’nun ünlü 5’inci maddesi sahnede
Bir tek olay çok şeyi değiştirmeye yetiyor.
NATO’nun 5’inci maddesi (Bir üyeye yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır ve tüm olanaklarla, saldırıya uğrayan ülkeye destek verilir) ilk defa kullanıldı.
Hatırlayacaksınız, Kıbrıs’taki Yunan darbesi (1974) üzerine Türkiye 5’inci maddenin işletilmesi için bir girişimde bulunmuş, ancak olumsuz yanıt almıştı.
5’inci maddenin bu defa işletilmesi, terörle mücadele konusunda bütün NATO ülkelerinin, yine tarihte ilk defa, ciddiyetini gösteriyor.
Benim dikkatimi çeken unsur, Bakanlar Kurulu’muzun "Avrupalılar’a terör konusunda ders verilmesi" şeklinde özetlenecek tutumu.
Türkiye, son gelişmeler ardından "Ben size dememiş miydim?" yaklaşımı yerine, daha farklı bir tutum içine girmelidir. Daha büyük düşünmeli, ülkedeki terör bataklıklarını kurutmak için yeni girişimler planlamalıdır.
İnsanlar aç, işsiz ve ümitsiz iseler... Seslerini hiçbir şekilde duyuramıyor, ağızlarını açtıkları zaman dayak yiyip hapse atılıyorlarsa, sonunda patlarlar.
Bundan dolayı, hem güvenlik, hem de bataklıkları kurutma açılarından artık başka türlü düşünmeye başlamak gerekiyor.
Artık harekete geçme zamanı gelmiştir.