18 Eylül 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




ŞARTSIZ DESTEK VERELİM

Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye’nin, ‘uluslararası terörle mücadeleye destek’ karşılığında ‘mali destek’ istemesinin söz konusu olamayacağını söyledi. Derviş, ‘Böyle bir şey Türkiye’yi zor durumda bırakır’ dedi

     ZÜLFİKAR DOĞAN Ankara

     Türkiye’nin, uluslararası alanda terörle mücadeleye vereceği destek karşılığında, ekonomik destek talebinde bulunmasının sözkonusu olmayacağını, böyle bir yaklaşımın Türkiye’yi zor durumda bırakacağını belirten Devlet Bakanı Kemal Derviş, "Ancak ortak bir hareket olduğunda veya ortak bir tutum alındığında bunun maliyeti hesaplanır ve bir talepte bulunulabilir" dedi.
     Dün sabah Londra’ya hareketinden önce, Hazine Müsteşarı Faik Öztrak ve Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ile birlikte, gazete ve TV’lerin Ankara Temsilcileri, ekonomi editörleri ve yazarları ile kahvaltıda bir araya gelen Derviş, ABD’deki terör saldırıları ve arkasından gelişebilecek olayların Türkiye ekonomisine ve uygulanmakta olan programa olası etkilerini değerlendirdi.
     
     Belirsizlik var
     Türkiye’nin terörle mücadeleye şartsız destek vermesi, "desteği karşısında para istiyor" imajını yaratmaktan kaçınması gerektiğini belirten Derviş, "Ortaklaşa tutum alınacaksa, bu NATO veya başka bir uluslararası kapsamda olabilir. O zaman bunun maliyeti hesaplanır, ortaya konulur, bunun üzerinden Türkiye’ye düşen maliyet varsa ve neyse, o konuda bir talepte bulunulur, böyle bir destek istenir. Şu anda ne olacağını kimse bilemiyor. Dolayısıyla böyle bir mali destek, ya da kaynak talebinin dayandırılacağı, bir unsur ortada yok" dedi.
     Derviş, Londra gezisi ile ilgili olarak da eylül ayında planlanan eurobond ihracının, son gelişmeler ışığında yapılamayacağını, ancak Avrupa road show programının süreceğini belirtti.
     
‘Turizm ve ihracat olumsuz etkilenecek’
     Geçtiğimiz ağustos ayında iç borçların döndürülmesi, programın uygulanması konusunda yeniden güven oluştuğunu, faiz ve kurların sürekli yukarıya doğru gideceği beklentisinin kırıldığını belirten Devlet Bakanı Derviş, ABD’deki saldırılardan sonra bazı sektörlerde sıkıntı çıkabileceğini söyledi. Turizm ve ihracatta sıkıntı olabileceğini belirten Derviş, "Mayıs ayındaki gelişmelerden sonra yabancı sermayenin de gelmesi ihtimali arttı. İntesa gibi, İzmir’deki çimento fabrikası satışı gibi iyi gelişmeler oldu. Haziran ve temmuz aylarındaki gelişmeler ise programa olan güveni sarstı. Ağustos ayında yeni bir hava oluştu. İç borçların döndürülmesi ve program uygulanması konusunda yeniden güven oluşmaya başladı.
     Ancak ABD’deki 11 Eylül olayı, bütün dünyayı olduğu gibi bizi de olumsuz etkiledi. Bunun uluslararası piyasalara yansıması da olacaktır, bu da bizi etkileyecektir. Bu gelişmelerden en çok turizm ve ihracat sektörleri etkilenecektir. Nitekim bu olay üzerine İntesa’nın müzakereleri kesmesi gibi olumsuz örnekler de yaşandı" dedi.
     
‘Örnek ülkemiz İtalya veya İspanya’
     Geçtiğimiz günlerde ATO’da yaptığı bir konuşmasında Türkiye’yi Afganistan ve Brundi ile kıyasladığı için eleştirilen Bakan Derviş, yanlış anlaşıldığını söyledi. Türkiye’yi daha gelişmiş ekonomilerle kıyaslamak gerektiğini belirten Derviş, şöyle konuştu:
     "Ben Türkiye’yi İtalya veya İspanya ile kıyaslıyorum. Birbirimize çok benziyoruz. Orada da siyasi istikrar sağlanamıyor, ama ekonomi yönetiminde, kamu yönetiminde istikrar var ve o kadrolar, programı uyguluyor. O nedenle siyaseti, siyasi mucizeyi beklemek yanlış, siyasi mucize bence biraz zor. Ben ilk geldiğimde de, böyle bir hava yaratıldı, sizlerin de (medyanın) buna çok katkısı oldu. Benim gibi çok da siyasi desteği olmayan birisine böyle bir önem verilmesi, çok da sağlıklı değildi. Şimdi asıl normale dönüldü. Siyaset istikrar kazanırsa tabi iyi olur. Ama herşeyi buna bağlamak, sadece buradan mucize beklemek de yanlış.
     
‘Sıkı maliye politikasına devamda kararlıyız’
     Derviş, Türkiye’nin programa devam etmekten başka çaresi olmadığını söyledi. "Bunu çok kesin bir dille ifade etmemiz gerekir" diyen Derviş, şöyle konuştu: "Ancak, ortaya çıkan dışsal etkenler nedeniyle bazı esneklikler getirilebilir. Bu konuda IMF ile müzakereler sürüyor. Sıkı Maliye politikalarından vazgeçemeyiz. Vazgeçmek demek, anında enflasyonun, kurların, faizin yükselmesi demektir. Keynesyen politikaları önerenlerin, bunların nasıl uygulanacağını da söylemeleri gerekir. 2001’in zaten sonuna gelindi. Bu nedenle hedeflerde bir değişiklik planlamıyoruz. Asıl 2002 için çalışıyoruz. Ancak belirsizlik devam ettiği için rakamlarının oluşturulmasında güçlük var. Yüzde 6.5’lik faiz dışı fazla hedefini yakalamak için çözümleri tartışmamız lazım. Bunları bir - iki haftada yapmak zor. Bu gözden geçirmeyi önümüzdeki iki üç hafta içerisinde bitirmemiz durumunda, ekim ayında en üst düzeyde ABD’ye gidip, IMF ile nihai görüşmeleri yapacağız. Çünkü eylülde gelecek olan 3 milyar dolarlık dilim çok önemli."
     
‘Ek kaynak talebimiz yok’
     Eylül ayında eurobond ihracının planlandığını belirten Derviş, "Son gelişmelerden sonra, bu aşamada yapamayız. Zaten road show heyetinin ABD programı iptal oldu, ama Avrupa programını sürdüreceğiz" dedi. IMF ile 2002 ödemelerinin ertelenmesi konusunda görüşüldüğünü ifade eden Derviş, şunları söyledi: "IMF’den de 2002 için yeni bir destek talebi gündemimizde yok. Türkiye IMF’den kotasının imkan verdiği tarihinin en büyük desteğini zaten sağladı. Ancak gelecek yıl geri ödenecek 5 milyar dolar düzeyindeki kredi borcu ödemesinin 1 - 2 yıl ertelenmesini istiyeceğiz. Buna IMF de olumlu bakıyor. Geçtiğimiz mayıs ayı sonunda çok olumlu bir konjonktür yakalanmıştı. Faizler yüzde 70’lere inmişti. Ancak haziran - temmuz gelişmeleri programa olan güveni sarstı. Bu noktada IMF’nin de hataları oldu. Bunu kendilerine de söyledim. Temmuz dilimini geciktirdiler.
     Toplantıyı ertelediler. Bunlar da dışarıdan beklenen kolaylıklar konusunda olumsuzluk yarattı. Dolayısıyla programın normalleşmeye dönüşü, piyasaların programa güveni süreci gecikti."
     
‘Reel sektör için kararlar geliyor’
     Derviş, IMF ve Dünya Bankası ile Türk bankacılık sisteminin sağlıklı bir yapıya kavuşması için çalışmaların sürdürüldüğünü, gündemde özel sektör bankaları ile kamu ve fon bankaları ilişkisinin yanı sıra özel sektör bankaları ile reel sektör ilişkisinin normalleştirilmesi olduğunu söyledi. Derviş, "Burada Londra yaklaşımının benimsenmesi yararlı olabilir. Haciz yağmuru yerine bankalar, ayağa kalkabilecek kuruluşlara destek olabilirler. Bunu istiyoruz ama bu olmuyor. Halk Bankası yakında KOBİ’lere yönelik programı devreye sokacak. Bu haftaki Bakanlar Kurulu’nda da bazı ufak - tefek destekleme kararları çıkacak" dedi.
     
‘Keynesyen politikalar olmaz’
     Borçları çevirme konusunda sorun olmadığını belirten Hazine Müsteşarı Faik Öztrak da "Üçüncü çeyrekte üretimde canlanma sinyalleri geliyordu. Dolayısıyla Keynesyen politikalara yönelinmesi, sıkı maliye politikalarından vazgeçilmesi imkânsız. Kamu harcamalarını artırmak suretiyle, ekonomik büyümeye geri dönme imkanı yoktur" dedi.
     Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ise kriz günlerinde dalgalı kur rejiminin büyük esneklik sağladığını söyledi. Serdengeçti, "Enflasyon hedeflemesine geçeceksek, enflasyonla mücadelenin de kesintisiz sürmesi gerekir" dedi.
     



 EKONOMİ


ŞARTSIZ DESTEK VERELİM
Faizi indirdiler, alkış tuttular ama düşüşü durduramadılar
Avrupa faiz düşüşüyle moral buldu
Borsada ateşten günler
Dolar 1.5 milyonu aştı
Faiz üç haneli oranlara dayandı
Tercihte, altın ilk sıraya yükseldi
Irak mazotu kesti
THY’nin zararı 1.5 milyon dolar
Kriz cep faturalarını küçülttü
Hazine ihale açmayacak
İktisat’ta sona yaklaşıldı
Garanti: Intesa ile görüşmeler sürüyor
Nobel ödüllü Solow, kriz konferansı verecek


 SAYFA BAŞI 




© 2001 Milliyet