
|


Siyasette güven krizi ve Başbakan sorunu!
Savaş rüzgarları Türkiye'yi kötü yakaladı. Yalnızca tarihinin en ağır ekonomik krizinde değil, aynı zamanda bir güven krizi içinde yakalandı Türkiye.
Nedir bu güven krizi?
Bu kriz, siyasetle siyasetçiye duyulan güvensizliktir. Bu kriz, vatandaşın gözünde hükümetin inandırıcılığını büyük ölçüde kaybetmiş olmasıdır.
Güven krizinin temelinde nelerin yattığına gelince...
Bir:
Başbakan sorunu vardır!
Sayın Ecevit'in sağlığı ve çok uzun süredir televizyon ekranlarına da yansıyan fiziksel durumu, Başbakanlık makamını bir sorun olarak çoktan beri siyasal gündemin en üst sırasına koymuş bulunuyor.
İki:
Hükümette uyum sorunu!
Koalisyon hükümeti kendi içinde uyumlu çalışamıyor. Özellikle MHP ile ANAP arasındaki gergin ilişkiler, hükümette her an yeni bir kriz beklentisini canlı tutuyor. Kimse, bir gün sonrasından emin olamıyor. Yarın yine ne olacak kuşkusuyla yatıp kalkıyor.
Üç:
Devletin tepesinde uyum sorunu!
Cumhurbaşkanı Sezer'le Başbakan Ecevit arasındaki diyalog eksikliği bir başka talihsizliktir. Özellikle ekonomideki 'Şubat krizi'ni tetikleyen MGK kavgasından beri bu sorun yaşanıyor. Bu çerçevede, Sayın Sezer'in hukuki formasyonuyla mukayese edildiğinde siyasi formasyonunun yetersizliği de bir başka olumsuzluktur.
Dört:
Alternatif sorunu da vardır!
Başbakan sorunu vardır; hükümette uyum ve kalite sorunu vardır; fakat aynı zamanda alternatif sorunu da vardır. Çünkü "Alternatif ne?" sorusunun kolay bir yanıtı yoktur.
Beş:
Muhalefet sorunu!
Alternatifsizlik demek muhalefet sorunu demektir. Mevcut hükümetin parlamento çatısı altında alternatifi yoktur. Bu da Türk siyasal yaşamının bugün karşı karşıya bulunduğu belki de en büyük çıkmazdır.
Altı:
Seçim neyi çözer sorunu!
Türkiye seçime gitse ne değişir sorusu, siyaset sahnesindeki bir başka soruna işaret ediyor.
Altı nokta böyle.
İşte bu noktalar, ülkemizde siyasetle ilgili güven krizinin çerçevesini çiziyor.
Siyasetteki bu güven krizi ister istemez ekonomik krizi derinleştiriyor. Ya da ekonomik krizden çıkışı zorlaştırıyor, geciktiriyor.
Bir başka deyişle:
Ekonomide ağzınla kuş tutsan, en doğru adımları da atsan, - ki onların hepsinin atıldığı da zaten söyelenemez - içte ve dışta bir türlü güven yaratılamıyor. Yurtdışındaki veya yastık altındaki parasını kimse getirip sisteme yatırmıyor. Paralar sistem dışında kalmaya devam ettiği için de faizler düşmüyor, dolar düşmüyor, borsa yükselmiyor vs...
Yani malum kısır döngü.
Türkiye ne yazık ki savaş rüzgarlarına böyle bir kısır döngüde yakalandı. Başbakan sorunu yaşanırken, devletin tepesiyle hükümette uyum sorunu, liderlik sorunu varken, ekonomik bakımdan inişteyken yakalandı.
Ne olacak?
Soruya cevap kolay olsa, krizden, çıkmazdan söz edilmezdi.
Ama bir nokta kesin:
Türkiye, savaş rüzgarlarının da etkisiyle askerin rol ve ağırlığının arttığı, devlet bürokrasisinin, özellikle Dışişleri'nin daha çok devrede göründüğü bir sürece girmiş durumda...
Siyasette nasıl bir değişim olabilir sorusunun yanıtı herhalde bu sürecin bir aşamasında anlaşılacak.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|