
|


ABD, çok zor bir işe girişiyor...
Son derece belirsiz bir döneme girdik.
Yarın ne olacağını kimse bilmiyor.
Amerika yaralarını sararken, hemen herkes Bush yönetiminin biran önce intikam alması için sabırsızlanıyor. Amerikan halkı, kelimenin tam anlamıyla kan istiyor.
Avrupa da gelişmeleri büyük bir kaygıyla izliyor. Ne olacağının, savaş durumunda nelerin nasıl etkileneceğinin hesapları yapılıyor.
Anlayacağınız, önemli gelişmeler bekleniyor da, bunun nasıl gerçekleşeceği bilinmediğinden dolayı, önemli bir rahatsızlık var.
Türkiye'de oturup dünyanın nabzını tutmak imkansız. Bundan dolayı ben de yola çıkıyorum. Sizlere ilk elden izlenimlerimi yansıtacağım. Konuşacağım üst düzey yetkililerin görüşlerini, sizlere aktaracağım. Bugün sizleri önce Brüksel'e NATO karargahına götüreceğim. Genel Sekreter Robertson ile randevum var.
NATO da ne olacağını bilmiyor ve bekliyor. 5'inci maddeyi işletmeye karar verdikten sonra, Washington'dan gelecek yaklaşımı merak ediyor.
Brüksel'den hemen New York ve Washington'a geçeceğim. Posta ve CNN TÜRK kanalıyla her gün karşınızda olacağım.
Bin Ladin nasıl bulunacak?
Son birkaç günden beri, sadece Amerikan televizyonlarında değil, tüm Avrupa medyasında da aynı sorular soruluyor:
1. Bin Ladin nasıl bulunacak?
2. Afganistan'a karşı nasıl bir yaptırım uygulanacak? Bin Ladin'in nerede olduğuna dair son derece farklı haberler geliyor. CIA'nın bu konuda kesin bilgisi olup olmadığı da belli değil.
Bin Ladin'i yerinden çıkarıp, Amerikalılar'a teslim edebilecek tek güç Taliban'dır. Bin Ladin'in yerini ve hareketlerini en yakından onlar izliyorlar. Eğer Taliban Bin Ladin'i vermek istemezse, Amerikalılar'ın işi çok daha güçleşir.
Taliban, ABD'nin tokadından kurtulabilmek için Bin Ladin'i verir mi?
Afganistan'ı yakından tanıyan uzmanlara bakacak olursanız, Taliban, Bin Ladin'i kolaylıkla satar. Ancak karşılığında da Amerika'dan, başkaca bir saldırıda bulunmayacaklarına dair kesin güvence ister. Washington'un ise, bu aşamada böyle bir güvence verebilmesi son derece güç görülüyor.
Eminim hatırlayacaksınız... 1980'de İranlılar ABD Büyükelçiliği'nde tutsak Amerikalılar'ı kurtarmak için giriştikleri helikopterli baskın, İran çöllerinde büyük bir felekatle sonuçlanmıştı. Basit bir arıza, Amerikayı da dünyaya rezil etmişti. Washington işte böyle bir olay daha yaşamak istemiyor.
İkinci seçenek olarak, Afganistan'ı elinde tutsak eden Taliban'ın cezalandırılması kalıyor.
Bu da son derece güç.
Afganistan'ı istilaya kalkışılması, tahminlerinde ötesinde pahalı ve başarı şansı kuşkulu olan bir seçenek. Koskocaman bir ülke ve sınırları ardına kadar açık. Şimdiye kadar kim işgal etmeye kalktıysa, hüsrana uğrayıp ayrılmış.
Bu olasılık bütün dünyayı korkutuyor. Zira böyle bir girişim ister istemez, Müslümanlar'ın , Hristiyan Amerika tarafından yok edilmeye çalışılması şeklinde algılanacaktır. Üstelik unutmayalım ki, bu defaki olay Körfez Savaşı'ndaki dengeleri içermiyor. Yani, bir Müslüman ülkenin bir başka Müslüman ülkeyi istilası yok. Ezilen Müslüman ülkeyi kurtarmak için de, aralarında Müslüman devletlerin de bulunduğu bir koalisyon kurulmuş değil. NATO'nun Afganistan'ı vurması söz konusu.
Böyle bir durumda, İslam dünyası Amerika'yı uzun süre alkışlayamaz. Amerika'daki olay ne kadar tüyler ürpertici olursa olsun, Afganistan'ın istila veya saldırıya uğraması Bin Ladin ve Taliban taraftarlarını mutlaka harekete geçirecektir. Müslüman ülkelerdeki radikal grupların terör girişimlerini arttırmalarından korkulmaktadır.
Neresinden bakılırsa bakılsın durum son derece güç.
Bush yönetimi işte böylesine sıkışık durumda.
Bir yanda, yukarıda saydığım gerçekler, öte yanda Amerikan kamuoyunun baskısı. Üstelik, kamuoyu öyle fazla beklenmesini de istemiyor. Ne olacaksa biran önce harekete geçilmesi için sürekli çağrılar yapılıyor. Kimse riskleri düşünmüyor. Düşünmek dahi istemiyor. "Bunca yıldır orduya, bugünler için milyarlarca dolar döktük. Ne yapacaklarsa yapsınlar" sözleri duyuluyor.
Durum işte böylesine gerilimli.
mbirand@attglobal.net
SAYFA BAŞI

|
|

|