19 Eylül 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




YORUM: Söylenen ve söylenmeyen

     Her iki tarafın da haklı ve haksız olduğu yönler var. Alaton, özeleştirisinde haklı. Olayın sıcak günlerinde, sadece bir gazeteye ayrıcalık tanıyıp özel mülakat vermesi ve Garih ailesinin özel hayatını ilgilendiren kimi ayrıntılara girmesi kendi açısından yanlıştı. Ama, bir gazetecinin böyle bir mülakatı "koparması" da gazetecilik açısından büyük bir başarı. Alaton, herhangi bir gazeteciyi çağırıp "size özel mülakat vereceğim" deseydi, buna hiç kimsenin "hayır, istemiyorum" yanıtını vermeyeceği gün gibi açık.
     
•  5 Eylül Çarşamba günkü gazetedeki mülakatın iç sayfadaki sunuş ve biçimi bakımından önemli bir sorunu yok. Üst Derece Masondu başlığı, Garih’in bilinmeyen bir yönünü, en yakın arkadaşının ağzından aktarmakta. Soru-cevap biçiminde aktarılan mülakatta Alaton’un sözleri olduğu gibi yer alıyor. Metinde, Alaton’un banttaki sözlerine sadık kalınmış, çarpıtma yok. Zaten kendisi de "söylediğim her sözün arkasındayım" diyor.
Gelelim ön sayfaya: Mülakatın ilk bölümü, Garih’in 10 bin Dolarlık Sırrı manşetine yansımış. Alt spotlarda da Alaton’un tırnak içindeki sözleri var: Garih’in eşi ile hayata bakışındaki farklılık ve 10 bin dolarlık yardım unsurları öne çıkmış.
Bunlarda bir tercih, bir de yorum sorunu var. Her ikisi de editoryal kararlar, ama tartışılabilir. a) Lili Garih unsuru öne çıkartılmayabilirdi. Başka bir editör farklı davranabilirdi. Ama, "on the record" olan bu sözleri önemsemek de meşru bir tercih, b) 10 bin dolar unsurunun "haber değeri" olduğu açık, ama "sır" olduğu hayli şüpheli. Sır olsa Alaton bunu açıklamazdı. Zaten polis de bu unsurun üzerinde durmamış.

•  7 Eylül tarihli gazetede Dul Kadın Şifresi, 8 Eylül tarihli sayıda Hayatım Tehlikede manşetiyle verilen haberler ise bir hayli tartışmalı.
Bu haberler, Alaton’un "dul kadına para yardımı" konusundaki sözlerinin bazı kitaplara atfen yorumlanmasını içeriyor. İç sayfada "dul kadının çocuğuna yardım, masonlukta tehlike işareti" üstbaşlığı altında, Röportajdaki Sır başlığıyla verilen bu metinde, "masonlar tehlike anında ‘dul kadının çocuğuna yardım edin’ sözlerini kullanıyor" denmekte.
Metinde belirsizlikler var. Sözgelimi, "kitaplardaki iddiaya göre, Masonlar tehlike anında dul kadının çocuğuna yardım edin sözlerini kullanıyor" ifadesi, "hangi kitaplar?" sorusunu sordurtuyor. Metinde anılan Özgen Ayfer’in kitabı Mason Sözlüğü’nden yapılan alıntı ise, başlıklarda anılan "tehlike" ile ilgisi olmayan bazı yorumlar içeriyor. Bütünüyle bakıldığında bu metin okurda birçok yeni soru işareti doğuruyor, "zorlama yorum" izlenimi yaratıyor.

•  8 Eylül tarihli haber, ne uzmanı olduğu pek anlaşılmayan bir yazarın bu konu ve polis soruşturmasıyla ilgili görüşleri üzerine kurulu. Bu yazar Alaton’un "tehlikedeyim mesajı verdiğini" öne sürüyor. "Bunun arkasında büyük bir olay var" diyor. Her ikisi de iddia. Alaton’un eleştiri mektubunda yer alan "bütün bunlar laf salatasıdır" görüşü ise, "neden kendisinin görüşü bu habere alınmadı?" sorusunu bize sorduruyor.

•  Alaton, mülakatın Pazar günü Eylem Türk’ün "özgün ebadında" verilmesi, ön sayfaya taşınmaması ile ilgili koşullarına "olur" denmesi, ama bunlara "sadık kalınmaması" yüzünden kırgın. Sabuncu ve Türk ise açıkça kendisine söz verilmediğini söylüyorlar.
(Onlar da, Alaton’un bazı medya kanallarına yansıyan, sert suçlamalar içeren mektubunun "kendilerine haksızlık" olduğunu düşündükleri için kendisine kırgınlar.)
Alaton’a söz verildiyse söylenecek şey belli: Bir gazete okurlarına olduğu kadar haber kaynaklarına karşı da açık ve samimi olmalıdır. Neyin haber değeri olduğuna, neyin ne zaman yayınlanacağına elbette ki nihai olarak gazete editörleri karar verir.
Ama tutulmayacak sözler hiç verilmemeli. Çünkü bu, gazetenin ve habercinin kaynaklarının güvenini yitirmesi sonucunu da getirebilir.





 SAYFA BAŞI 






Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi Madde 19




Okur Temsilcisi, Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır. Görüşleri kendisine aittir. Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor. Tel: (90) 212 505 68 40 fax: (90) 212 505 68 09 posta: Yavuz Baydar, Milliyet, Doğan Medya Center, Mahmutbey, 34554 Istanbul

© 2001 Milliyet