19 Eylül 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Bana yasak, sana da yasak!

     Yasaklardan hep yakınıyoruz; kurtulmak için de yok efendim Avrupa Birliği standartlarından, yok efendim Kopenhag kriterlerinden, onlar da olmadı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden medet umuyoruz.
     Bu yasaklardan biz nah kurtuluruz!.. Çünkü, yasaklar toplum olarak bizim içimize işlemiş. Yasakçılık birey olarak kafalarımızın içine çöreklenmiş.
     "Süper lüks daireli" koskoca apartmanların bahçe kapılarındaki şu levhaya bakar mısınız:
     "Yabancıların ve misafir otolarının girmesi YASAKTIR"
     
Yasak sözcüğünü büyük harflerle biz yazmadık, tabelada aynen öyle.
     Bu nasıl ünlü "Türk konukseverliği"dir ki, misafirini yasak ile karşılar?!. Haydi "yabancı"yı anladık, "Moskof Gavuru" olabilir!.. Ya "misafir" necilik?
     Bakın, "süper lüks daireli" ve de "modern" ailelerin yaşadığı apartmanların çoğunun kapısında birbirinin benzeri yasak tabelalarını görürsünüz.
     O tabelayı başka türlü yazamaz mısınız muhteremler? Örneğin:
     "Sayın konuklarımız, yetersiz bahçemizde sizin otonuza yer ayıramadığımız için üzgünüz"
     
En azından, "yasak" sözcüğü yerine "rica" sözcüğünü kullanamaz mısınız?
     Yalnızca apartman bahçelerinde değil bu "yasak" sendromu, her yerde.
     "Buradan geçmek yasaktır"
     "Girmek yasaktır"
     
Haydi, askeri yasak bölgeleri anladık da sivillere ne oluyor?
     Gerçi çoğu yasağa olduğu gibi, bu yasağa da aldırmayıp askeri bölgeye girenler görülüyor. Gerekçeleri de hazır: Onlar da bizim "sivil" bahçemize giriyor, "demokrasi" çiçeklerimizi zedeliyor!
     Ve böylece de herkes birbirine giriyor, işler de arapsaçına dönüyor.
     Neyse, bu arada biz de politikaya girmeyelim; "yasak"larımıza dönelim.
     Çocuklarımızı bile bir sürü yasaklar çemberinde yetiştirmiyor muyuz?
     "Oraya gitme yasak!" "Buraya bakma, yasak!" "Fazla konuşma, yasak!" "Kız, gülme, yasak!" "Erkek ağlamaz, yasak!" Ona yasak, bana yasak, sana da yasak!
     Çocuk sokağa çıkınca da karşısında aynı söylem:
     "Burada top oynamak yasaktır"
     
Ondan sonra, demokrasinin önündeki yasaklar kalksınmış. Bu kafayla nah kalkar!..
     
Bir şiir
     Bir zamanlar Nazım Hikmet'in şiirleri bile yasaktı. Halinize şükredin, bugün şiir serbest. "Güzel Yazılar dergisinden, Mehlika Başer'in "Maviye Boyalı Düşlerim"den birkaç dize:
     "Ateş böcekleri gelirdi / Gözlerim uçardı bulutlarda / Gülüşün sinmiş düşlere / Beklerdim sesini / Mevsimler geçerken / Kızıla boyanmış camlarda"
     
     ngureli@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Üniversiteye bak!

Melih AŞIK
Evangelistler...

Fikret BİLA
Yücelen'in önerisi

Hasan CEMAL
Terörle mücadelede topu taça atmak!

Güneri CIVAOĞLU
Asimetrik tehdit

Can DÜNDAR
‘Ecevit gelmesin!’

Abbas GÜÇLÜ
Pazarcı öğretmenler

Hurşit GÜNEŞ
Zor dönemlerde başarılı toplantı

Nail GÜRELİ
Bana yasak, sana da yasak!

Sami KOHEN
Ne haçlı seferi, ne cihad...

Mehmet Y. YILMAZ
Allah’ın parmağı yok ki..

Meliha OKUR
Açığa satış yapmak...

Tuncay ÖZKAN
Terör, terörist, iki yüzlülük ve çifte standart

Hasan PULUR
"Avrupa, Avrupa duy sesimizi!"

Güngör URAS
Edirne İstanbul’un arka bahçesi

M. Ali Birand
Türkiye 5’inci madde için başvurmamış!

© 2001 Milliyet