19 Eylül 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Allah’ın parmağı yok ki..

     Kemal Derviş’in dün Londra’da başına gelenler ile Amerika’daki dehşet eylemleri arasında temelde hiçbir fark yok.
     Teröre karşı topyekün mücadeleden, teröre destek veren devletlerin ‘sona erdirilmesinden’ söz edildiği bir dönemde bu eylemin meydana gelmesi aslına bakarsanız son derece iyi oldu.
     Bu eylemin İngiltere gibi ‘terörle uluslararası savaş’ teorisinin şampiyonu bir ülkede konulması bana bir eski atasözümüzü hatırlatıyor:
     "Allah’ın parmağı yok ki gözünü çıkarsın.."
     
Amaç, korku salmak
     Kemal Derviş, egemen bir ülkenin Devlet Bakanı. Londra’da uluslararası bir toplantı için bulunuyor. İngiliz hükümetinin güvencesi altında gerçekleşen bir toplantı...
     Toplantının düzen içinde sürdürülmesinden, orada bulunan Türk ya da İngiliz herkesin can güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan merci İngiliz Hükümeti.
     Ancak gazeteci kılığına girmiş teröristlerin saldırıları karşısında İngiliz polisinin tavrı, bana Taliban yönetiminin Bin Ladin karşısındaki tutumundan farksız geliyor.
     Bu saldırı sırasında kimsenin canına, malına bir fenalık gelmemiş olması hiçbir şeyi değiştirmiyor.
     Tek bir amaç var: Oraya toplananları, ileride Türkiye’ye yatırım yapmak isteyenleri terörize etmek, terörün yarattığı korku duvarlarının içine hapsetmek...
     Batı Avrupa hükümetlerinin uluslararası terörle mücadele konusunda ne kadar samimi olabileceklerini gösteren bir turnusol kağıdı sanki dün yaşananlar.
     Amerika’da terör uçakları binlerce cana kast ettiği sırada, başta Brüksel ve Londra olmak üzere birçok Avrupa başkentinde, üzerindeki bombayı patlatıp İstanbul’da iki polisin ve masum bir kadının yaşamına son veren teröristi kahraman ilan eden afişler sokaklara yeni asılıyordu.
     
Türkiye’ye düşen...
     Bu durum, sadece bu ülkelerdeki ‘söz ve düşünce özgürlüğü’ ile açıklanabilir mi? Yoksa söz konusu olan ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ taktiği mi? Ya da Orta Doğu’da her an değişebilecek dengeler söz konusu olduğunda Türkiye’yi baskı altına almayı kolaylaştıracak kartlara sahip olma endişesi mi?
     Amerika’daki eylemin ardından Türk hükümetinin uluslararası planda daha aktif olması gerektiğini söylerken anlatmak istediğim buydu:
     Türkiye’de şu ya da bu amaçla terör eylemleri gerçekleştiren tüm örgütler, solcu, sağcı, dinci, ayrılıkçı ayrımı yapılmaksızın Avrupa başkentlerinde rahat içinde eylem planlıyorlar, besleniyorlar, politik destek buluyorlar.
     Teröre karşı uluslararası bir mücadelenin başlatılmak istendiği bugünlerde Türkiye inisiyatifi eline almadığı takdirde bu eğilimin devam edeceği dün Londra’da açıkça görüldü. İngiliz polisi, eyleme hiçbir müdahalede bulunmadığı gibi, kendisine teslim edilen eylemcileri salıvermekte bir sakınca da görmedi.
     Teröre karşı topyekün mücadeleden söz edilen bugünlerde Türkiye’ye düşen, Avrupa’lı hükümetlere hakim olan ‘Taliban kafası’yla da mücadele etmektir.
     
     mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Üniversiteye bak!

Melih AŞIK
Evangelistler...

Fikret BİLA
Yücelen'in önerisi

Hasan CEMAL
Terörle mücadelede topu taça atmak!

Güneri CIVAOĞLU
Asimetrik tehdit

Can DÜNDAR
‘Ecevit gelmesin!’

Abbas GÜÇLÜ
Pazarcı öğretmenler

Hurşit GÜNEŞ
Zor dönemlerde başarılı toplantı

Nail GÜRELİ
Bana yasak, sana da yasak!

Sami KOHEN
Ne haçlı seferi, ne cihad...

Mehmet Y. YILMAZ
Allah’ın parmağı yok ki..

Meliha OKUR
Açığa satış yapmak...

Tuncay ÖZKAN
Terör, terörist, iki yüzlülük ve çifte standart

Hasan PULUR
"Avrupa, Avrupa duy sesimizi!"

Güngör URAS
Edirne İstanbul’un arka bahçesi

M. Ali Birand
Türkiye 5’inci madde için başvurmamış!

© 2001 Milliyet