
|


"Avrupa, Avrupa duy sesimizi!"
ÖZELLİKLE, Galatasaray'ın başarılı maçlarından sonra sokaklara dökülen binlerce Türk "Avrupa, Avrupa duy sesimizi!" diye bağırırdı.
Avrupa ne onların sesini duydu, ne de çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek, sivil asker, öğretmen hemşire, doktor, terörün katlettiği insanların feryadını...
Teröristin, Avrupalının nezdinde itibarı büyüktü:
"Bağımsızlık savaşçıları!"
Sadece Avrupalı değil, "Avrupa muhibleri" de sureti haktan görünerek "demokrasi, insan hakları" kılıfıyla "devlet terörü"ne karşı tarafsızlıklarını(!) ispatlamak için üstün gayretlerini sergiliyorlardı.
* * *
HİÇ unutmuyoruz, öğretmenlerin, hem de gencecik kız öğretmenlerin, köyde kaldıkları evlerinden alınıp, babalarının gözleri önünde katledildikleri günlerden birinde, edebiyatçıya, yazara, çizere toz kondurmayan sevgili Doğan Hızlan bile dayanamamıştı:
"Yapmayın beyler! Bu öğretmenler, çocuklara okuma, yazma öğretecek, onlar da sizin kitaplarınızı okuyacaklar" diye isyan etmişti.
Her neyse, söylenecek söz çok ama...
* * *
ACABA bu son facia, Avrupalının ve "muhibleri"nin gözünü biraz olsun açtı mı?
Şairin dediği gibi:
"Ummam, dede rahmetlik olasın!"
Ama yine de ufak bir umut var...
* * *
SABANCI suikastı sanığı Fehriye Erdal'ı neredeyse sırtını sıvazlayıp uğurlayacak olan Belçika adaleti, birden ağız değiştirdi...
"Olayda kullanılan silah yarı otomatik olsa bile..."
Adam öldürülmüş, silah otomatik mi, yarı otomatik mi, baktıklarına bakın.
Zaten Amerika'daki büyük olay olmasa, çoktan "silah otomatik" değil diyen sanığı serbest bırakacaklardı ya!
Yıllar yılı Afrika'yı sömüren, silah fabrikatörü, komisyoncusu Belçika'nın adalet anlayışı da bu!
* * *
TERÖRÜN bu boyutlara ulaşmasında Amerika'nın suçu yok mu?
"Benim teröristim iyidir!" ya da "Benden yana olan terörist daha da iyidir" mantığı, bir de "Ben büyüğüm, kimse beni memleketimde vuramaz!" gururuyla bugünlere gelinmiştir.
* * *
35 bin insanını kaybeden, 100 milyar dolarını harcayarak "düşük yoğunluklu savaş" yaşayan Türkiye, nihayet sesini duyurabilecek mi?
Kimlere mi?
Terörün başına kucak açan İtalya'ya mı, ya da onları baş tacı eden "Yeşil Ruth"un memleketi Almanya'ya mı?
Ya da, bile bile teröristlere uyuşturucu ticareti yaptırıp, kazandıkları parayla onlara silah satanlara mı?
Yüzlerce Mehmetçiği şehit eden, sakat bırakan, kolsuz, bacaksız, gözsüz yaşatan, plastik mayınların üzerindeki markanın "Made in Italy" olduğunu bilir misiniz?
Hiç olmazsa Amerika'nın "Apo"yu Kenya'da yakalatıp, teslim etmek gibi olumlu bir davranışı var.
* * *
"AVRUPA, Avrupa duy sesimizi!"
İnşallah duyarlar...
Lakin şimdi de başka bir şarkıya başladılar:
"Müslümanlar teröristtir!"
Ya "Çakal" neydi?
Ya da "Baider - Meinhof" çetesi?..
"Kızıl Tugaylar" Suudi kökenli mi?
h.pulur@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|