
|


Türkiye 5’inci madde için başvurmamış!
Brüksel-New York
Siz bu yazıyı okurken, bir aksilik çıkmazsa, ben Brüksel’den New York’a geçmiş olacağım.
Pazartesi günü inanılmaz bir maraton yaşadım.
Sabah İstanbul’da İspan Başbakanı Jose Maria Aznar ile söyleşi yaptım, ardından uçağa atlayıp Zürih üzerinden Brüksel’e geçtim. Havaalanından taksiye atlayıp NATO merkezine, Genel Sekreter Lord Robertson ile randevuma ucu ucuna yetişebildim.
Her iki söyleşide de dikkatimi çeken nokta, bundan sonra Türkiye’nin bölgedeki öneminin daha artacağı şeklinde.
Özellikle İspanya Başbakanı Aznar altını çizdi. Terörle mücadele açısından, bundan sonra geri dönülemeyecek bir yola girildiğini belirtti.
Biliyorsunuz, İspanya ETA teröründen çok çekti ve hâlâ da çekmeye devam ediyor. Başbakan Aznar da bomba dolu bir otomobilin patlamasından kıl payı kurtulmuş bir insan, terörün ne olduğunu biliyorlar.
Aznar ısrarla bir noktayı vurguladı.
Artık eski uygulamaların bittiğini, artık terörle mücadele için uluslararası işbirliğinden kimsenin kaçamayacağını söyledi.
Bu mücadelenin örgütleneceği yer de NATO olacak.
NATO böylece kendine yeni bir işlev buldu.
Yan çizmek yok.
Teröre başvuranlara göz kırpmak yok.
"Aman bize dokunmasınlar da, kime ne yaparlarsa yapsınlar" yaklaşımı da bitti.
NATO Genel Sekreteri’nin konuşmam sırasında beni en çok ilgilendiren sözü, ünlü 5’inci maddenin kullanılması ile ilişkin olanlarıydı. Anlaşıldığı kadarıyla ne Türkiye ne de İspanya terörle karşılaştıkları zaman NATO’ya resmen başvurmamışlar. Genel Sekreter ilk defa Amerika’nın 5’inci madde için resmi başvuruda bulunduğunu söylerken bunun altını özellikle çizdi.
Diğer bir nokta 5’inci maddeyi işletebilmek için dışardan gelen bir terör saldırısı gerekiyormuş!
Yani PKK olsun, İngiltere’de IRA olsun, İspanya’da ETA olsun dıştan kaynaklanan değil içten kaynaklanan terör eylemleri şeklinde niteleniyor.
Dolayısıyla ülkelerin içerde alacakları önlemlere öncelik verilmiş.
Şimdi artık eskiyi bırakalım.
Önümüze bakalım.
Bundan sonra Amerika ile birlikte NATO’nun mekanizmalarını çalıştıralım ve durmadan şikayet ettiğimiz Avrupa’nın terör örgütlerine "insan hakları ve demokrasi" çerçevesinde fazla göz yummalarını önleyelim.
Ancak, İspanyol Başbakanı önemli bir yanlış anlama olasılığına da değindi ve terörle mücadele adına insan hakları, özgürlükler ve demokrasi ilkelerinden de ödün verilmeyeceğini söyledi.
Bazıları işi azdırıp, terörle mücadele adına özgürlüklerin de eskisi gibi önemsenmemesi gerektiğini söylüyorlar.
Tam aksine, hem özgürlükler genişleyecek, hem de teröre başvuran cezalandırılacak.
Unutmamak gerekir ki, zaman zaman aşırı kısıtlamalar ve baskılar da terörü kamçılar. Oysa bataklıklar kurutulmalı ki, terörle mücadele kolaylaşsın.
Aznar ve Robertson, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin, Müslüman olmasından dolayı önünün kapanmayacağını, aksine batı dünyası için değerinin artacağını söylediler.
Belki bir Türk gazeteci ile konuşurken "Hayır, siz artık bir işe yaramazsınız. Öneminiz de azalacak, AB’ye de tam üye olamazsınız" demek istememişlerdir. Ancak, Brüksel’de konuştuğum diğer yetkililerden de aynı sözleri duydum.
Genelde Müslümanlar’a karşı bir rahatsızlık veya huzursuzluk varsa dahi, Türkiye ayrı bir sepete konuyor. Laikliğimiz son derece önemli bir fark getiriyor. Bundan dolayı ve de konumu nedeniyle, Türkiye’nin ağırlığının artacağı tahmin ediliyor.
Hele bundan sonra, Müslümanlık gerekçesiyle AB dışı tutulmamız önerileri
-çoğunluk içinden söylese de- çok daha az duyulacak.
Tabii bütün bu değerlendirmeler, bugünkü durumun ışığında yapılıyor. Yarın öyle olaylarla karşılaşılabilir, öyle çarpıcı gelişmeler yaşanır ki, bütün dengeler altüst olabilir.
Şu anda kimse yarının ne getireceğini bilmiyor.
Amerika’nın ne yapacağı, nasıl yapacağı da büyük kaygı yaratıyor.
Konuştuğum her iki lider de, Başkan Bush’un yerinde olmak istemeyeceklerini söylediler. Gerçekten de, son derece güç bir durum. Bir yanda "kanlı intikam isteyen" Amerikan kamuoyu, öte yanda askeri bir operasyonun taşıdığı büyük riskler.
Dünkü yazımda da sizlere yansıtmıştım. Herkes beklemede ve herkes Amerikan müdahelesinin sonuçlarından korkuyor. ABD, müdahale etmekte haklı görünüyor, ancak olası sonuçları da batının uykularını kaçırıyor.
Yarın da size, hem NATO hem de Amerika’daki ilk izlenimlerimi yansıtmaya çalışacağım.
mbirand@attglobal.net
SAYFA BAŞI

|
|

|