20 Eylül 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Telefon edin, müze gelsin

"Geze geze müze", bir telefonla sizi istediğiniz yere götürüyor, karşılığında bienaldeki sergi için bir eşyanızı alıyor.

     ELİF KORAP

     7. Uluslararası İstanbul Bienali kapsamında bir proje çalındı kulağımıza. Bir kamyon İstanbul sokaklarında dolaşacak, isteyenler kamyonu arayıp çağıracak ve kamyon da o kişileri istedikleri yere ücretsiz taşıyacaktı. Kamyona binmek parayla değildi ama yolculuk için özel bir eşyanızı bırakmanız ya da bir yeteneğinizi sergilemeniz gerekiyordu. Toplanan eşyalar da 22 Eylül’de açılacak 7. Uluslararası İstanbul Bienali’nde sergilenecekti.
     Biz de bunu hemen denemeye karar verdik. 0536 222 39 72 no’lu telefondan kamyona ulaştık. Bizi Taksim’den almalarını istedik. 15-20 dakika sonra bir kamyon değil ama üzerinde "Sokak Müzesi" yazan bir minibüs geldi. Bizi iki Kolombiyalı, bir İspanyol sanatçı ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı yetkilileri karşıladı.
     
     Dolaşarak sergi oluşturdular
     Araca bindik, "Milliyet gazetesi lütfen" dedik. Milliyet’e doğru yola koyulduk ve her binen gibi, bu projenin nereden çıktığını sorduk.
     Proje Bogota’da başlamış, Ljubljana, Seville, Barselona, Porto Riko ve Paris sokaklarında devam etmiş. Fikir dört genç tasarımcı Carolina Caycedo, Raimond Chaves, Adriana Garcia, Federico Guzman’dan oluşan "Cambalache Collective" grubu tarafından ortaya atılmış.
     Topluluk, dört yıldır "sokak müzesi" oluşturmak için çalışıyor. Grubun İspanyol asıllı üyesi Federico Guzman, İstanbul’daki gezilerini şöyle anlatıyor:
     "İstanbullular bizi şaşkınlıkla karşıladılar. Bize topladıklarımızı ne yapacağımızı sordular, para istediğimizi zannettiler. Topladıklarımızla bienalde bir sergi oluşturacağımızı anlattık. 17 Eylül’e kadar İstanbul’u gezip topladıklarımız üzerinde çalışacağız. Eşya bırakmayanlardan bir yetenek sergilemelerini istiyoruz. Bunları bienalde kullanmak için kameraya kaydediyoruz."
     Gezileri hakkında bilgi aldıktan sonra, hemen arka tarafa geçip neler toplandığını incelemeye başladık. Toplanan eşya arasında ilk gözümüze çarpanlar dürbün, sünnet düğünü davetiyesi, afiş, kolye, saat, çiçek, flüt, şiir oldu.
     
     Milliyet yazarlarına baskın
     Yolda maceralarını dinledikten sonra beklemediğimiz bir teklif aldık. Bizimle gazeteye girmeyi, bahçede anons yapıp yazarlardan eşya toplamayı teklif ettiler. Biz de onlara Milliyet’in de bir tırı olduğunu, İstanbul’da değil ama Anadolu’da dolaştığını, eşya değil ama fikir topladığını söyledikten sonra: "Biz tırlara, kamyonlara alışığız, neden olmasın?" dedik.
     Bahçede anonslar başladı: "Bienal kamyonu Milliyet’te. Sizi istediğiniz yere, bir eşyanız karşılığında ücretsiz götüreceğiz."
     Ben bilgisayarımın üzerinde duran kozalağımı (istemeyerek!) bıraktım kamyona, arkadaşım Mustafa Seven de anahtarlığını. Ne yapalım, ulaşımın bedeli! Sonra da hep birlikte içeri girdik. Gazetede tura başladık. Milliyet yazarı Hasan Cemal’e proje için mermi, kalp şeklinde stres topu ve kalem hediye etti.. Milliyet Gazetesi Başyazarı Güneri Civaoğlu da sergide mutlaka olması gereken bir şeyi, "müziği" unutmayarak bir CD hediye etti.
     Böylece Milliyet gazetesi tam altı eserle: CD, kozalak, anahtarlık, kurşun, stres topu, kalem, 7. Uluslararası İstanbul Bienali’ne damgasını vurdu!!! n
     
Bir kalem, bir CD
     Hasan Cemal, bienal projesi için Cambalache Collective grubuna üç anlamlı eşya verdi: Kalem, mermi ve kalp şeklinde bir stres topu. Cemal kalemi uzatırken "Bu, gazeteciliğin simgesidir" demeyi de ihmal etmedi. Cemal’e teşekkür ettikten sonra bienale ilgi göstereceğine emin olduğumuz (hiçbir önemli sanat etkinliğini kaçırmaz) Milliyet Gazetesi Başyazarı Güneri Cıvaoğlu’nun odasına yöneldik. Yanılmamışız; Cıvaoğlu projeyi, serginin nasıl oluşturulacağını öğrendikten sonra proje için Kelly Yost’un "Piano Reflections" adlı CD’sini çıkardı odasından.
     



 PAZAR


BİR DÜNYA ŞEHRİ NEW YORK
Sipa Press Bey...
Telefon edin, müze gelsin
‘Asıl assolist benim’
Bir mübadele öyküsü
‘Tankere tekme atıyorlar’
Bu "Divan"da oturulur
İnternette ‘piknik’
Porto şarabının başına gelenler...
"Şışşt zilli"
"Çakmaktan beter ederim"
DVD / Selim BOY
Patlamayı okumak ve savaşın yeniden tarifi
Antalya’da Talya Oteli
Kanlı ruhların okuru
Stella Rimington
İstanbul’un nüfusu azalır mı?
Tatlı bir inat...
Bir serçenin peşine takılarak...
Zirvedeki iki kız kardeş


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet