20 Eylül 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Bir mübadele öyküsü

30 Ocak 1923’te imzalanan Lozan protokolü ile zorunlu olarak yer değiştiren Türk ve Rumların hikayeleri "Midilli’den Ayvalık’a Bir Mübadele Öyküsü" adlı bir belgesele konu oluyor

     MEFARET AKTAŞ

     Lozan’da 30 Ocak 1923’te imzalanan "Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavelename ve Protokol" o dönemde Türkiye’de yaşayan Rumlarla, Yunanistan’daki Türklerin hayatını alt üst etti. İsmet İnönü ve Eleftherios Venizelos’un imza koyduğu bu protokol ile Anadolu’da yaşayan 1 milyon Rumla, Rumeli ve Adalar’daki 350 bin Türk zorunlu olarak yer değiştirdi. Kuşaklar boyu yaşadıkları, vatanları olarak benimsedikleri toprakları ve mal varlıklarının büyük kısmını yitirdiler.
     Bugün mübadelenin üzerinden 78 yıl geçti. Zamanla her iki tarafta da göçmenler yeni vatanlarına alıştılar. Ama özlemleri bitmedi. Kuşaklar boyu çocukları, torunları eski yurtlarının hikayeleri ile büyüdü. Bu önemli tarihi olay pek çok kitaba ve belgesele konu oldu. Bu yıl televizyon yapımcısı Zeynep Kazancıgil ve gazeteci Fatih Türkmenoğlu özellikle Midilli mübadilleri ile ilgili bir belgesel çekiyor. "Midilli’den Ayvalık’a Bir Mübadele Öyküsü" Nuri Çolakoğlu’nun sahip olduğu belgesel, kültür ve sanat kanalı ARTV’nin desteğiyle çekiliyor. Yurdışında da pek çok kanalda gösterilmesi planlanıyor. Ekip 2002 Mart’ında tamamlanacak dört bölümlük belgesel Kültür Bakanlığı 5 milyar lira destek vaat etmiş. Ama çekimlere başladıktan sonra, yapımcı Kazancıgil bu paranın yetmeyeceği konusunda endişelenmeye başlamış. Ekip şu anda Ayvalık civarında çekimlerde. Kendisi de bir Midilli mübadili olan Kazancıgil, Ayvalık’tan telefonla belgesellerini ve mübadele öykülerini anlattı.
     
Neden mübadeleyle ilgili bir belgesel çekmeye karar verdiniz?
     Ben hem 10 yıllık televizyon yapımcısıyım hem de Midilli mübadiliyim. Anneannemden ve Ayvalık’ta geçen çocukluğum boyunca Midillililerden dinlediğim hikayeler vardı hep. Zaman içinde bu hikayelere araştırmacı gözüyle bakmaya başladım. Mübadillerin hikayeleri çok ilginç. Midilli, Osmanlı’ya, İstanbul’a en yakın ada. Dolayısıyla oldukça kayırılmış. Adada okul olduğu için hepsi eğitimliler. Orada vakıflar kurmuşlar ve bu vakıfların geliriyle İstanbul medreselerini finanse etmişler. Dolayısıyla çocukları da orada okumuş. Onun için mübadele sonrasında buraya gelen Midillililer daha farklı, daha eğitimli, bilgili görgülüler. Ama yine de mübadeleyle gelmenin tüm zorluklarını yaşamışlar. Benim için bunlar çok çekiciydi çocukken. "Neden bizimkiler daha farklı?" diye düşünüyordum.
     
Nasıl farklıydılar?
     Bölgede yaşayan diğer Ege köylülerine göre farklılar. Bütün adalarda öyle. Ailede ekonomik güç, mallar hanımların üzerinde. Hal böyle olunca yaptırım ve karar verme güçleri de onların oluyor. Yemek kültürü Anadolu’dan çok farklı. Balıklar, sebzeler ve zeytinyağlılar üzerine kurulmuş. Daha fusion kılıklı bir mutfak. Giyim kuşam çok rahat. Kadınlar oldukça süslü. Pek geçinemezler Midillililerle ama Giritlilerde de öyle.
     
     Görmedikleri topraklara şiirler yazmışlar
Geçinemezler mi?
     Öyle demeyeyeyim ama onların farklı ada alışkanlıkları var. Girit, Osmanlı’ya en uzak ada. Dolayısıyla Türkçeyi az öğrenebilmişler. Daha çok Rumca konuşuyorlar. Ve ilk mübadelede zavallılar çok sıkıntı çekiyorlar. Çünkü dertlerini anlatamıyorlar. Mallarının karşılığını bile alamıyorlar. Bizim çocukluğumuzda bile alışkanlıkları devam ediyordu. Rumca konuşurlar ama namazında niyazında, vatana, millete çok bağlıdırlar. Bir vefat olduğunda siyahlar giyerler. Çocukken onları Rum zannederdik biz.
     
Birinci kuşak mübadillerden kaç kişiyle konuştunuz?
     Biz bu bölgede o kuşaktan 8-9 kişiyle karşılaştık. Ama şimdiye dek toplam 20-25 kişiyle konuştuk. Herkesle bağlantımız var, tüm belediyeler bizim için çalışıyor. Nerede, kim varsa haber veriyorlar sağolsunlar. Bu işler belki 10-15 sene önce yapılmalıydı. Ama yine de zararın neresinden dönersek kârdır.
     
Yaşlı mübadiller kırgın mı hükümetlere?
     Çok enteresan hiçbir kırgınlık yok. Benim ailemde de yoktu. "Biz Rumlarla çok iyi dostuz. Bizim dışımızda, politikacıların yüzünden oldu bu" laflarının dışında hiçbir şey duymadık. Bir sabuncu ustasına gittik, 94 yaşında. Adaya giderseniz dostlarıma selam söyleyin, diye dostlarının adını sayıyor. Zaten çoğu geri dönmüş mübadeleden sonra dostlarıyla buluşmak için. Çünkü 30’lu yıllara kadar gidip gelmek daha kolaymış. Tabii ki savaşın getirdiği, iki tarafın da birbirine ettiği eziyetler olmuş. Ama onlara sorunca yalnızca dostluklarını hatırlıyor, anlatıyorlar.
     
Çalışmanızın şu anda size en cazip gelen tarafı ne?
     Neyle karşılaşacağını bilmemek. Hiç ummadığınız 2. kuşak bir mübadil annesi Midilli’deki evine duyduğu özlemi anlatan bir şiir yazmış, lambasından merdivenine kadar evi anlatıyor. Düşünün ki orayı hiç görmemiş, annesi bıraktığı toprakları o kadar özlemiş, anlatmış ki o da gözünde canlandırmış. Ben çok duygusal yaklaşmamıştım başta bu işe. Ama çok duygu yüklü bir iş. Bu mübadelenin zorunlu olması çok tuhaf. Bir gece içinde her şeyi bırakıp gitmek iki taraf için de çok zor.
     
     Danışma kurulunda da ünlü mübadiller var
Lozan Mübadilleri Vakfı’ndan da destek alıyorsunuz. Bu vakıf nasıl çalışıyor?
     Selanik’te 1,5 yıl önce kurulan bu vakıf bizi buldu, projemizi destekledi. Bize bir sürü isim verdiler. "Midilli Mübadilleri"nin ardından Selanik ve Rumeli ile diğer adalardaki mübadilleri de onlarla birlikte yapacağız.
     
29 Ekim’de bir mübadele gezisi var.
     O da vakfın fikri. Biz o grubu takip edeceğiz. Karşılaşma ve buluşmaları çekeceğiz. Bir de körfez belediyelerini ayarladık. Bu bölgedeki bütün belediye başkanları ve gazeteciler de geziye geliyorlar. Belediyelerin hepsi Midilli’yle ilişkiler kurmuşlar ve kardeş belediyeleri var orada.
     
Bir de kitap yazacaksınız konuyla ilgili...
     Aslında ben önce kitap için yola çıktım. Kitap fikri Pan Yayınları’nın. Midilli hikayeleri anlattırırlardı bana hep. Televizyoncu olduğum için önce belgesel oldu. Mart 2002 gibi Mübadele Öyküleri kitabı çıkacak.
     
Belgeselin danışma kurulunda da İlber Ortaylı, Şahin Alpay, Ömer Madra, Burçak Evren, Yorgo Kirbaki, Gündüz Aktan gibi isimler var. Onları nasıl seçtiniz?
     Şahin Alpay’la bizim aile bağımız var, o da bir Midilli mübadili. Ömer Madra da Ayvalıklı bir mübadil. Celal Üster de var, o da bir mübadil. İlber Ortaylı ise bu konuda araştırma aşamamda çok yardımcı oldu. Çekimler bittikten sonra beni arşivleri araştırmakta da yönlendirecek. Tabii ki çok önemli onun desteği. Tarihi hatalar yapmak istemem. En iyi kimse onun yönlendirmesiyle iş yapıyoruz.
     
Müziği nasıl olacak?
     Müzik için de araştırma yaptık. Rebetiko üzerine çalışan herkesle konuşuyoruz. Ada şarkılarını bir araya getirip kullanacağız.
     
     Neden herkes şapkalı?
     Bu şapkalı adamların hikayesi çok ilginç. Ön sırada açık renk takımlı bey Halit Bey. Ayvalık’ın ilk belediye reislerinden. Belgeselin yönetmeni Kazancıgil’in de büyük büyük dedesi olan Halit Bey de bir mübadil. Kazancıgil, tayinle Ayvalık’a geldikten bir süre sonra hükümetten emir geliyor: "Kılık kıyafet devrimi oldu. Balıkesir’e şapkalar gelecek. Onları erkeklere giydirip, bir fotoğraf çektir; bize gönder" deniyor. Halit Bey denileni yapıyor ve bu fotoğrafla kılık kıyafet devriminin yapıldığı kanıtlanmış oluyor.
     



 PAZAR


BİR DÜNYA ŞEHRİ NEW YORK
Sipa Press Bey...
Telefon edin, müze gelsin
‘Asıl assolist benim’
Bir mübadele öyküsü
‘Tankere tekme atıyorlar’
Bu "Divan"da oturulur
İnternette ‘piknik’
Porto şarabının başına gelenler...
"Şışşt zilli"
"Çakmaktan beter ederim"
DVD / Selim BOY
Patlamayı okumak ve savaşın yeniden tarifi
Antalya’da Talya Oteli
Kanlı ruhların okuru
Stella Rimington
İstanbul’un nüfusu azalır mı?
Tatlı bir inat...
Bir serçenin peşine takılarak...
Zirvedeki iki kız kardeş


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet