
|


Tozda yürümek:
Patlamayı okumak ve savaşın yeniden tarifi
Daha şimdiden olayın baş aktörü toz, baş suçlusu "Toz ülkeleri"dir. Başlayacak "öteki" avı, "savaş" kavramının ülkeler üstü bir biçimde yeniden tarifine yol açacaktır
Batılı gelişmişlik anlayışında toz, tiksinti vericidir. ABD, şimdi bu "ilkel" maddeyle hercümerç olmuştur. İntikamını alacakları şey de budur: Toz!
Hiç ölü insan gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü göstermediler. Hiç kan da görmediniz ve görmeyeceksiniz. Bu yıkımla ilgili aklınızda iki fotoğraf kalacak: Birincisi uçağın dev binanın göbeğinden girişi, ikincisi de toz içinde yürüyen insanlar. Muhtemelen, daha "çarpıcı" bir görüntü ortaya çıkmazsa, bu terör saldırısının simge fotoğrafı bu "tozlu mağduriyet" görüntüsü olacaktır. Hollywood’un yaratığı mekanizmayla düşünmeye ve o estetikle duygulanmaya alışmış ABD halkına toz, büyük ve derin bir tesir yapacaktır.
Toz ülkeleri suçludur Görünüşe bakılırsa saldırı sonrası yaratılan psikolojinin hedefi, tozun geldiği yer; "uygar olmayan" dünya olacak. ABD’liler bir günlüğüne bile olsa, tıpkı Afganistan’daki, Filistin’deki, Irak’taki insanların yıllardır yaptığı gibi toza bulanarak, terleyerek, yürümüş olmanın hesabını soracak. "Toz ülkeleri"nin suçlu olduğuna ilişkin önyargı o kadar kuvvetli olacak ki, kimse Alman Şansölyesi Schröder’in yaptığı "Bu saldırı, uygar dünyaya saldırıdır" açıklamasını, bu açıklamanın "uygar olmayan" ülkeleri hedef gösterici içeriğini çiğ ve aceleci bulmayacak.
Büyük "ötekileştirme" Olaydan bir-iki saat sonra ABD’nin Meksika sınırını kapatması çok psikolojik bir şey gibi görünüyor: En yakın "esmer" tehlikeye karşı önlem alınıyor. Aynı anda ABD televizyonları kameralarını "Toz ülkelerindeki" saldırıyla ilgili sevinç gösterilerine çeviriyor. Korku ve panikle "Biz bir şey yapmadık" manasına gelen Ortadoğu menşeli resmi taziye mesajları, sevinç gösterilerinin yanında inandırıcılığını gitgide kaybederken "Suçlu esmerdir" kanaati saatler içinde pekişiyor. NTV’de Ruşen Çakır’ın dikkat çektiği üzere, Türkiye televizyonlarında yapılan "İslami Terör" tahminleri de "Esmerler suçludur" ateşini körüklüyor. Japon Kızıl Tugaylar da saldırıyı üstlenerek bir şaka gibi işin içine girince... Bütün bu görüntü ve bilgi bombardımanı, belli bir mesafeden okunduğunda aslında dünyanın bundan böyle çok daha net bir biçimde ikiye bölündüğü görülüyor: Beyaz Anglo-Saksonlar ve diğerleri! Fransız hükümetinin bile "karşı saldırının ölçülü olmasını" istemesi bu yüzden; çünkü herkes şimdi ABD’den toz insanlarına yönelik bir soykırım bekliyor. Peki "Toz ülkeleri"nin insanları, top yekun ölümlerine bile neden olacak bu sevinç gösterilerini neden yapıyor?
Yakın çekimin gücü Televizyondaki çekim tekniklerinin psikolojik mesajları vardır. Uzaktan çekilmiş genel görüntü, olaydaki psikolojik etkisini ve gerçekliğini sizden uzaklaştırır. Bir insanın bütün vücudunun gösterilmesi dikkatinizi onun eylemine çeker. Daha yakın bir portre görüntüsü, kişinin ne düşündüğüne odaklanmanıza yol açar. Gözlere, yüze yapılan yakın çekim ise o insanla empati kurmanızı sağlar. Şimdi soralım bakalım? ABD’nin Irak’a yaptığı saldırılarda kaç tane yakın çekim gördünüz? Sadece Bağdat üzerinde havai fişekler gibi uçan bombaları hatırlıyorsunuz değil mi? Sanki insanlar ölmedi gibi değil mi?
Bir günlüğüne Ortadoğu Geçelim Filistin’e... New Left Review’un 2000 Türkiye seçkisinde (Everest Yayınları) yayınlanan makalesinde Filistinli aydın Edward Said’in dediği gibi ABD televizyonları, terörün kaynağı olarak her zaman taş atan Filistinli gençleri gösterir. Onların hiçbir yakın çekimini göremezsiniz, hep topluluk halinde taş atmaktadırlar. Ya da Afrikalı açlar... Onların hiçbiriyle röportaj yapıldığını gördünüz mü? Sanki onların yaşadıklarına ilişkin düşündükleri bir şey yoktur; bu sanki onların doğal kaderinin sonucudur ve kabullenmişlerdir. Esmerlerin yaşadığı acı, hep genel görüntüdür. Ama olaydan on saat sonra hala ekranlarda döndürülen, gözüne toz kaçmış itfaiyecinin yakın plan çekimleri çok yakın, çok gerçektir. Ortadoğu’daki bütün ölümler ise "genel görüntüdür". Ortadoğu’daki insanların hissettikleri söylenen "sevinç", bütün tarih boyunca bir kez olsun kendi kaderlerinin, bu kötü kaderi maniple eden ABD tarafından paylaşılmış olmasındandır. Diğer yandan, bu sevincin de bir "kamera hilesi" olma olasılığı hala saklıdır.
Savaşın yeniden tarifi Michael Ryan ve Douglas Kellner’ın "Politik Kamera" (Ayrıntı Yayınları) kitabına göre Hollywood, felaket filmlerini ABD’de Demokratların iktidarda olduğu dönemlerde piyasaya sürer. Şimdi Cumhuriyetçi Başkan Bush, o filmlerdeki Demokrat başkanların rolünü oynamakta, "ölü köpek gözleriyle" mağduriyet açıklamaları yapmaktadır. Yaralı dev, ayağını kaldırmıştır ve nereleri haritadan sileceğine karar verecektir. Öyle görünüyor ki, bu olay bir savaş ilanından ziyade bütün "ötekileri" kapsayan büyük bir ava dönüşecektir. "Savaş, savaş hukuku, ülke, taraf, müttefik" kavramları yeniden tarif olunacaktır. Çünkü, bütün "esmerler", masumiyeti ispatlanana kadar suçludur! Dünya "tozdan" temizlenecektir! Kameralar hangi tarafa yakın çekim yaparsa "haklı" olan o olacaktır. "Gerçek" kavramını yitiren yeni dünya, yeni bir savaş biçimi tarif edecektir. Beyaz Adam büyük avına başlayacaktır!
ecetem@hotmail.com
PAZAR


BİR DÜNYA ŞEHRİ NEW YORK
Sipa Press Bey...
Telefon edin, müze gelsin
‘Asıl assolist benim’
Bir mübadele öyküsü
‘Tankere tekme atıyorlar’
Bu "Divan"da oturulur
İnternette ‘piknik’
Porto şarabının başına gelenler...
"Şışşt zilli"
"Çakmaktan beter ederim"
DVD / Selim BOY
Patlamayı okumak ve savaşın yeniden tarifi
Antalya’da Talya Oteli
Kanlı ruhların okuru
Stella Rimington
İstanbul’un nüfusu azalır mı?
Tatlı bir inat...
Bir serçenin peşine takılarak...
Zirvedeki iki kız kardeş
SAYFA BAŞI

|
|

|