20 Eylül 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




İslamcı rejimlerle mücadeleyi ciddiye almak!

     İslam coğrafyasında terör, terör örgütleri var mı? Evet. Bunların büyük çoğunluğu İslam dini adına mı teröre başvuruyorlar? Evet. İslam dinini siyasete alet ederek şiddet mi uyguluyorlar? Evet.
     Hangi örgütler mi?
     Bin Ladin'in El Kayda'sı. Bugün arkasında Afganistan'ın Taliban rejimi var.
     Lübnan'daki Hizbullah. Arkasında, kuruluşundan beri İran yer alıyor (Türkiye'deki Hizbullah örgütünün de İran desteğinden yararlandığı malum).
     Filistin'deki İslami Cihad. Dış desteği daha çok İran'dan geliyor. Yine Filistin'deki Hamas. Kuruluşundan beri Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap dünyası ve Diaspora'daki Filistinlilerden destek alıyor.
     Mısır'daki Cihad ve İslami Cemaat örgütleri. Birinci örgüt, İsrail'le barış anlaşması imzaladığı için Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'ı öldürmüştü. İslami Cemaat ise Mısır'da yabancı turistlere karşı yaptığı terör eylemleriyle adını dünyaya duyurdu. Her iki örgüt liderlerinin halen Usame Bin Ladin'le birlikte oldukları belirtiliyor.
     Ve Cezayir'de, İç Savaş sırasında oluşan ve kanlı şiddet eylemleriyle sahneye çıkan Silahlı İslami Grup, kısa adıyla GİA.
     
İslam coğrafyasındaki bütün bu örgütler terörü seviyorlar. Ne için mi terör yapıyorlar?
     Tümünün hedefi ortak:
     İslami bir devlet düzeni kurmak!
     
Onun için bu örgütler, demokrasiyi küfür düzeni olarak görüyorlar. Başta Amerika olmak üzere Batı onların gözünde en büyük şeytan sayılıyor. Usame Bin Ladin bu nedenle Amerika'yı başı ezilmesi gereken bir yılan olarak görüyor.
     İslam dinini devlet ve toplum düzeninin temeline yerleştirmek isteyen bu güçler açısından, örneğin Atatürk'le seçimini Batı'dan yana yapmış olan Türkiye'nin laik demokratik cumhuriyet modelinin yok olması, yıkılması da başlıca hedeflerden biridir.
     Özetlersek:
     Bunlar terör örgütü. İslam'ı kendilerince kullanıyor. Şiddeti politika olarak benimsemiş ve İslam dinini siyasete alet eden örgütlerle elbette mücadele edilecek.
     Bu mücadele, İslam dinine karşı bir mücadele mi?
     Haçlı seferi mi?
     
Değil. Kesinlikle olmamalı. Terörizmle mücadele ederken, uygarlıklar savaşı tuzağına düşülmemeli. Terörle mücadele ayrı, din ayrı. İslamiyet terörle özdeş değildir ve özdeş kılınamaz. Bu konuda, terörizme karşı mücadeleyi sanki İslam dinine karşıymış gibi gösterip hedef saptırmak isteyenlerin oyununa düşmemek için de azami özen mutlaka gösterilmeli.
     Peki, İslam coğrafyasındaki terörle mücadele ederken, bu terörün köklerini sulayan bazı İslamcı rejimler, özellikle Afganistan, İran, Sudan gibi bazı ülkeler, bu arada bir Irak göz ardı edilebilir mi?
     Unutulmasın.
     Demokrasi bir hayat tarzıdır.
     
Kendini koruma hakkı vardır.
     Siyaset ve ekonomide serbest rekabeti, özgür yarışmayı öngörür. İnsan haklarına, hukukun üstünlüğüne dayanır. Vicdan özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ve girişim özgürlüğünden oluşan bir sacayağının üstünde oturur. Farklılıkların bir arada yaşamasını mümkün kılar.
     Demokrasinin özeti budur.
     Bu hayat tarzı geçen yüzyılda iki tehditle karşı karşıya kaldı:
     Faşizm - nazizmle komünizm.
     
İlkini yenmek için insanlık İkinci Dünya Savaşı gibi korkunç bir felaketi yaşamak zorunda kaldı. İkinci tehditle, yani komünizmle mücadele Soğuk Savaş'ta verildi. 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılışıyla birlikte, bu totaliter sistem de tarihe karıştı.
     Bugün yeni bir tehditle karşı karşıya demokrasiler:
     Terörizm.
     
Ve bu terörizmin kökleri, demin belirttiğim gibi, İslam coğrafyasına da uzanıyor. Bu coğrafyadaki İslamcı rejimler tarafından da sulanıyor. Bugün için Usame Bin Ladin'le Taliban bunun en çarpıcı örneği...
     
     Demokrasi görevi...
     Demokrasiyi bir hayat tarzı olarak ciddiye alıyorsak, o zaman yalnız terör örgütleriyle değil, o örgütleri destekleyen ve demokrasiyi küfür düzeni sayan İslamcı rejim ve ülkelerle mücadeleyi de ciddiye ya da göze alabilmeliyiz.
     Bu mücadelenin askeri, ekonomik, ideolojik, siyasal boyutlarının kuyumcu titizliğiyle belirlenmesi şarttır. Bunun kısa bir süreç olmayacağı, aceleye getirilemeyeceği bilinmelidir.
     Bu süreçte çifte standartlar mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Bu çerçevede insan hakları hukukuyla terör tariflerinde değişiklikler de gerekebilir.
     Ancak bütün bunlar yapılırken, soğuk savaş döneminde, Batı'da demokrasinin özünü zedelemiş olan 'cadı kazanları'ndan sakınmak ve terörizmle mücadeleyi dine karşı mücadele haline dönüştürmek isteyenlerin tuzağına düşmekten kaçınmak da demokrasi görevidir.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
'Din ve terör'

Melih AŞIK
Özal taklitleri

Fikret BİLA
Asker ve 5. madde

Hasan CEMAL
İslamcı rejimlerle mücadeleyi ciddiye almak!

Yılmaz ÇETİNER
Pısırıklık ve acizlik temkinli olmak değildir!

Güneri CIVAOĞLU
Terör gazisiyiz

Can DÜNDAR
Savaş isteyen önden buyursun!

Abbas GÜÇLÜ
Trakya’nın Hakkâri’si

Sami KOHEN
Terörle savaş nasıl olmalı?

Mehmet Y. YILMAZ
Ucuz Hollywood yapımları pahalıya mal olacak

Meliha OKUR
Kurallara uymak...

Tuncay ÖZKAN
Üzeyir Garih cinayetini örtmek istiyorlar

Hasan PULUR
Ağrı'nın hakkı...

Derya SAZAK
Doğu'da organize sanayi (1)

Tamer HEPER
Saç ekimi serbest

Güngör URAS
Kırklareli iddialı

Serpil YILMAZ
‘Burası çok kötü, çünkü burası Afganistan’

M. Ali Birand
Amerika tanınmaz bir hale giriyor...

© 2001 Milliyet