
|


Pısırıklık ve acizlik temkinli olmak değildir!
Acıma duygusu hayli güçlü hassas insanlarız biz Türkler. Bir hafta önce, New York'ta patlayan o müthiş terör olayının etkisi altındaydık. Feci şekilde yaşamını yitiren kadın, erkek, çocuk binlerce kurbanın acısıyla yüreklerimiz titremişti, öfke içindeydik bu terör eylemini yapanlara karşı. Acaba kimler bu hain katliamı tertipledi, hangi alçaklar var arkasında diyorduk hepimiz.
Amerika'nın güvenlik güçleriyle, o müthiş teknolojisi katliama bulaşan teröristleri kısa süre içinde tespit etti. Başkan da çetebaşı olan ismi açıkladı, Usame bin Ladin. İlk hedef olarak Afganistan çıktı dünya kamuoyunun karşısına.
Usame bin Ladin... Gazetelerde, TV kanallarında yanlış yazılıp yanlış okunan bu teröristin isminin yukarıda olduğu gibi yazıldığını, Laa'nın uzatılması gerektiğini Murat Bardakçı açıkladı, şimdi her yerde doğrusu konuşuluyor. Ama "Hafıza - i beşer nisyan ile maluldür" derler, "yani insan hafızası çabuk unutur", şu geçen günler içinde ilk günkü nefretin heyecanın, öfkenin bazı çevrelerde yumuşadığı, görülüyor.
Acındırma edebiyatı görevde
- Acaba Ladin mi yaptı? Ya o değilse!
- Yahu adam cinayetlerinden 15 gün önce cinayetleri işleyeceğini, Amerika'yı sarsacağını açıklamadı mı? Ve sonunda ele geçen belgeler hep Ladin'i göstermiyor mu?
- Ama Afganistanlı güzel gözlü kıza, onun gibi masum insanlara yazık değil mi? Bombardımanlar sırasında ölecekler.
- Peki kardeşim, New York'ta ölen çocuk, genç, ihtiyar binlerce insana yazık diye ağlamıyor muyduk? Orada ölen bizim insanlarımız da var. Bütün dünya korkuya paniğe kapılmadı mı?
- Öyle ama!
- Aması maması yok! Teslim etsinler teröristi ve çetesini hem kendi canlarını, hem değer veriyorlarsa ülkelerinin insanlarının canını kurtarsınlar!
- Amerika çok sert gidiyor! Diğer ülkeler...
- Bugün Amerika'ya yapılan saldırı Allah saklasın Londra'ya, Paris'e, Roma'ya, Berlin'e yapılsaydı Avrupa çökerdi, ya dünya savaşı çıkardı ya ihtilal! Valla, Amerika yine de iyi tolere etti bu darbeyi. Şimdi elbet terörün kökünü kazımak isteyecek, aklını başına toplayan Avrupalı liderler de aynı düşünce ile "bugün ona yarın bana" diyerek Amerika'nın yanında yerini alacak.
Karşıtları: "Ahh Süleyman Bey olsaydı!" Siyasi liderler sıkıntılı, tehlikenin kriz dönemlerinde ortaya çıkar, kendini gösterir! Gerektiğinde cesur ve atak, gerektiğinde temkinli ama pısırık değil! Ama ikisi de şart.
Bizimkilerin ne dediklerini, ne yapmak istediklerini ise, büyük çoğunluk gibi henüz anlamış değilim. Pısırıklığı, acizliği temkinli olmak diye yutturmak mümkün mü? Şimdi çok ilginç; Süleyman Demirel'in yeniden cumhurbaşkanı seçilmemesi için ağır yazılar yazanlar, konuşanlar döküldüler ortaya, "Ahh keşke Demirel cumhurbaşkanı olsaydı" diyorlar. Hükümetin de, liderin de açığını kapatır, gerektiğinde Bush ile diğerleriyle direkt telefonla konuşurdu, çıkarlarımızı korur, olayı lehimize çevirirdi diye hayıflanıyorlar!
SAYFA BAŞI

|
|

|