
|


Amerika, sevgilim...
Aşk adil değil. Biri hep biraz eksik, diğeri hep biraz fazla seviyor. Bu yüzden aşk, felaketin kucaklaşmasına muhtaç
İnsan bazen nurtopu gibi bir felaketi olsun ister. Dağda, kırda, bayırda yeterince el ele gezilmiş; denizde, havuzda, evin banyosunda yeterince su savaşı yapılmıştır. Ağaçtan ağaca kovalamaca oynamak da kabak tadı vermiştir işte en nihayetinde. Şimdi, şöyle eski Türk filmleri tadında, tam o kıvamda bir felakete ihtiyaç vardır. Aşkın devamı için, hayatın devamı şarttır. Ve hayat öyle gül, oyna, koş, zıpla geçemez. En başta insanın hormonları buna müsaade etmez. Sonra da aşkın doğası...
Her aşk biraz karşılıksız Zira aşk adil değil. Hiç olmadı, asla da olmayacak. Aşkın taraflarından biri hep biraz eksik, diğeri hep biraz fazla... Hep biri, diğerini daha çok seviyor; daha büyük bir tutkuyla, daha büyük bir hırsla, daha büyük bir şeyle, neyse artık o? Diğeri hep daha tutumlu sevgisinde, daha ulaşılmaz, uzlaşılmaz, anlaşılmaz... Bu yüzden her aşk biraz karşılıksız, biraz da yalnız. Ve bu yüzden felaketler olmazsa, felaket ihtiyaç doğurmazsa, ihtiyaç kucaklaşma yaratmazsa bitmeye mahkum her aşk.
"Sana ihtiyacım var" Tüm aşk filmlerinde, hatta romantik komedilerde aşk hep bir engelle, küçük çaplı da olsa bir felaketle sınanıyor. En olmadı Meg Ryan, esas oğlan Tom Hanks yüzünden işini kaybediyor. Sonra onu, buna rağmen seviyor. Hep bir şeylere rağmen sevmemiz gerekiyor. Aşkın "rağmen"i anlatılıyor daima, "neden"i asla! Nedeni, gerçek olamayacak kadar basit galiba. Ve kesinlikle sıfır romantik.
Aşkın cümlesini yazsam yeniden, "seni seviyorum"un yerine "sana ihtiyacım var" dedirtirdim aşıklara...
Burnu büyük sevgilinin burnuna uçak çarptı Türkiye, Amerika karşısında aşkın daha çok seven, çünkü daha çok ihtiyaç duyan tarafı oldu daima. Kendine güveni olmayan, kendini sevecek neden bulamayan, içten içe bir felaketle, aniden ortaya çıkacak bir ihtiyaçla sevilmeyi bekleyen yeniyetmeler gibi biraz... Bu yüzden Amerika’nın başına gelen felaket "acayip şen" karşılandı Türkiye’de. İşte nihayet burnu büyük sevgilinin burnuna uçak çarpmıştı. İşte nihayet, burnu büyük sevgili bize muhtaç kalmıştı. Artık bizi daha iyi anlayacak, daha çok sevecekti.
Aşkın gözü kör mü acaba? Amerika bizi şimdi daha çok mu seviyor? Hayır. Çünkü hayat Türk filmi değil. Patronun oğlu kör oldu diye, işçi kıza gönül düşürmüyor gerçek hayatta. Düşürse de aşkın zayıf tarafı olmuyor. O yine, küçük- büyük tüm dağları yaratan Amerika. Aşk hâlâ adil değil zira.
tuba.k@superonline.com
CUMARTESİ


Suların altındaki KAŞ
‘Kocaya el kalkmaz’
Babylon sezonu açtı
Orkestralar sezonu açıyor
Ne var, ne yok?
Birlikte egzersiz...
ARANIYOR..
Arabın aşkı
Sizi kan tutuyorsa, okumayın
Amerika, sevgilim...
SAYFA BAŞI

|
|

|