25 Eylül 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Bulgaristan’ın son çarı

Simeon Saxe-Coburg-Gothski, Türklerin Bulgaristan’daki varlığına ve seçim bölgesine saygı gösterdi. Bu büyük azınlığı kazandı, tabii bundan kendi ülkesi de yararlandı

     1946 yılında dokuz yaşındayken ülkesini terk etmek zorunda kaldı; neler olup bittiğini pek anlamış mıydı? Erken olgunlaşan çocuklardandı. Dedesi Tilki Çar Ferdinand’dı. Babası Boris ise, İtalya’nın son kralı ile kayınço oluyordu, yani annesi Kraliçe Giovanna bir Bourbon-Parma prensesi idi, İtalyan prensesin Bulgar halkıyla yıldızının pek barışmadığı söylenir, son Avusturya İmparatoriçesi Zita ile aynı ailedendi ve benzer kaderi paylaşıyorlardı.
     1946 yılının siyaseti amansızdı. Küçük kral, naibler heyetinin Almancı faaliyetlerinden sorumlu değildi; ama ne çare ana kraliçe ile birlikte derdest edilip sınırdışı edildi. Hiç paraları yoktu, onları bekleyen ülke de... Türkiye Reisicumhuru, Çar ve anasına yardımcı oldu. Salimen Mısır’a kadar gönderdi ve başkonsolosumuz aracılığıyla yerleşmelerine yardımcı oldu. İkinci olarak ellerinden tutan Kral Faruk’tu: Saxe-Coburg-Gotha soyundan gelen Simeon, Balkanlar’ın bu Ortodoks Hıristiyan kralına tek yardım edenleri ve misafir olduğu sevimli ülkeyi tanıyınca (Mısır öyledir) birçok Balkanlı ve Avrupalı politikacının aksine Türkler ve Araplara sevecen gözle bakmayı öğrenmiştir. Nitekim oğlunu zorlukla okutan Kraliçe Giovanna, Cumhurbaşkanı İnönü’ye ve Türkiye’ye olan şükran duygularını her zaman açıkça ifade edermiş. Kral, Mısır’ın yardımıyla olacak, Victoria Koleji gibi iyi okullarda okumuş. İngilizce, Fransızca ve Arapçası mükemmel, ama proleter kralın bazen delik pabuçla gezdiğini söylerler. Hayat Mısır’da zordur.
     Eli ekmek tutunca ver elini İspanya, kurduğu iş ve kendi gayretiyle zenginleşmiş. Bulgarcası eski ve kibar, biraz aksanlı diyorlar. Sekiz-dokuz lisanı sular seller gibi çalışmaktan hiç çekinmiyor. Türklerin varlığına ve seçim bölgesine saygılı davrandı. Şiddet yoluna sapmadan hukuki yollarla mücadele eden bu büyük azınlığı kazandı, (yedi buçuk milyon nüfusun bir buçuğu Türk deniyor) tabii ülkesi de bundan yararlandı. Boşalan Türk köylerine soydaşlarımızın bir kısmı yeniden dönüyor, ama dönenlerin çoğu Almanya yolunu tutuyor. Bulgaristan’ın Almanya’ya ödediği diyet bitmez, şimdi de genç nüfusunu veriyor. Yeni kralın önündeki önemli bir sorun bu. Eski komünist maliyeci Lukanov’un bir tarihte devlet kesesinden Avrupa’da okuttuğu ve orada kalan parti üyelerinin çocukları şimdi çar-başbakanın etrafında Bulgaristan’ı yeni dünyanın ekonomik-mali yapısına hazırlıyorlar. Eskilerin başarılı belediye başkanı ve idarecilerinden de birkaç kişi yanında. Gelişmelerden memnun olmayan milliyetçiler, kralı "komünistlerle işbirliği" yapmakla suçluyorlar. Hariciye vekili Musevi, yardımcısı Türk. Eski Çar ve yeni Başbakan, en azından, "delil aramadan vuralım, sonra bakarız" diyen halk çocuğu ve Yale diplomalısı Hillary Clinton ile mukayese kabul edilmeyecek derecede hukuka saygılı. Elaleme azınlıklara saygı öğretmeye kalkıp, evdeki yabancı işçileri iteleyen ırkçı cinayetlerin faillerini bir türlü yakalayamayan Alaman ve İsveçliler gibi değil. Bu konularda sahiden tutarlı ve duyarlı... Adı Simeon Saxe-Coburg-Gothski. Bulgaristan Başbakanı, son Bulgar Çarı. Bazıları kızıyor, "Çar gelecektiyse padişah daha iyiydi" diyorlar. Ama Bulgaristan elbirliğiyle ve komşularının desteğiyle düze çıkıyor gibi. Balkanlar ilginç, bazen ne değişti ki diye sormak lazım. Yetmiş yıldır aynı iklim, aynı siyaset, çarkıfelek dönüyor, dönüyor, aynı yere geliniyor. Ama değişen asıl unsur nüfus; eskisi gibi genç Balkanlar artık yok. İhtiyarlayan bir dünya Balkanlar ve ihtiyar dünyanın hastalıkları daha da devasız. Simeon, ağırbaşlılık ve huzurlu bir politika ile ihtiyarlık sorunlarının yatıştırılabileceğini anlamış görünüyor.
     



 PAZAR


‘Ben de Amerika ceza versin istiyorum’
Gökyüzünde yalnız gezen bir yıldız
Sanki birden boyu uzadı
Londra’yı da aydınlatacak
Bu saati kim alacak?
Lezzet bu "Halat"la bağlandı
Frankenştayn gökdelen
Tekel’e rakı savaşı açıldı
Önce bir "punch" alın, sonra masa ve sandalye
Şarap festivali
‘Televizyonda istismar çok fazla’
DVD / Selim BOY
Isparta’da "Baba’nın Kebapçısı" Kebapçı Kadir
Boynuz nasıl parlatılır?
Bulgaristan’ın son çarı
Depresif olmak ne güzel!
Bir kısa roman: "Sıfır Treni"
11 Eylül 2001 portreleri


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet