
|


Anayasa...
NEDEN sürekli bir anayasa sorunumuz vardır?
Türkiye, tartışabildiği günden beri, 1946'dan bugüne, Anayasa'yı tartışıyor. Hiçbir anayasamız, büyük kesimleri uzlaştıran bir milli mutabakat belgesi olamadı.
Hatta istikrarlı, oturmuş bir "anayasa dili"ne bile sahip değiliz. İşte hukuki terimler bile anayasa metinlerinde başka, Anayasa Mahkemesi kararlarında başkadır!
Siyaset bilimcilere göre, bir ülkede anayasaların bu kadar tartışılması, rejimdeki istikrarsızlığın göstergelerinden biridir.
İşte Fransa, Devrim'den itibaren 1958'e kadar 15 civarında yeni anayasa veya büyük anayasa değişikliklerini denemiş! Neden mi?
Raymond Aron'a göre, bunun önemli sebeplerinden biri, Fransa'da anayasaların halkın üçte birini "hain" olarak gören radikal düşüncelerle yapılmış olmasıdır! (Demokrasi ve Totalitarizm, sf. 224)
Bu hainler bazen Katoliklerdir, bazen devrimciler, bazen komünistlerdir... Her defasında istikrarsızlık!
* * *
TBMM Başkanı Ömer İzgi son derece iyimser. Dün telefonda, 37 maddenin tamamının büyük bir uzlaşmayla Meclis'ten geçeceğini söyledi:
- Danışma Kurulu üyesi arkadaşlarla görüştüm. Bütün partilerin temsilcileri bu değişikliğe inanıyor. Farklı görüşler var, çeşitli önergeler de verilecek tabii... Ama neticede çoğunluğun benimsediği metin, diğer arkadaşların da desteğiyle Meclis'ten geçecektir, hem de yüksek oranlı kabul oylarıyla...
Ben de iyimserim; değişiklik metninin Meclis'ten geçeceğine de inanıyorum.
Çünkü kendi açılarından daha liberal değişiklik yanlısı olanlar, neticede "hiç yoktan iyidir" diyerek destek vereceklerdir.
Anayasa'da 12 Eylül'ün kurduğu devletçi yapıyı korumak isteyen ama AB sürecinde bir şeyler yapmak gerektiğini görenler de memnun; çünkü atılacak adımları zararsız buluyorlar.
* * *
PARTİLERİN uzlaştığı metinde sonradan bazı değişiklikler yapıldı. Yasaklanabilir alanlar tarif edilirken "eylem" yerine, daha geniş bir kavram olan "faaliyet" kelimesi konuldu.
13. ve 14. maddelerde, "Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine" şeklindeki hükme, "laiklik" de ilave edildi. Halbuki "Anayasa'nın sözü ve ruhu, demokratik toplumun gerekleri" ifadesi zaten laikliği de içerirdi.
Aynı şekilde "milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, ülkenin ve milletin bölünmezliği" ifadesine "Cumhuriyetin nitelikleri" deyimi de eklendi. Halbuki Cumhuriyetin nitelikleri, bütün anayasallığın temelidir zaten.
Bunlar, basında çıkan haberlere göre, askerlerin istediği ilaveler... Yine haberlere göre, askerler, parti kapatma konusunda, sadece üyelerin ya da sadece yönetim yetkisi olanların yasaları ihlal etmesi halinde partilere yaptırım uygulanmasını istiyorlardı. Metinde bu kabul edilmemiş! Üyelerle birlikte bazı yöneticiler yasayı ihlal ederse partiye yaptırım uygulanabilecek.
Türkiye önce Gümrük Birliği için 1995'te, şimdi de AB sürecinde "ulusal program" için Anayasa'da değişiklikler yapıyor. Yeterli olup olmadığı tartışılabilir ama yönü doğrudur. Bir vatandaş olarak ben destekliyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|