
|


Harki, harka
Bandırasında mavi, beyaz, kırmızı bayrak dalgalanan özgürlük ve eşitlik ve kardeşlik cumhuriyetinin anavatanından muzaffer gelip yenik dönenlerin sonuncu zırhlısıydı Oran limanından demir almaya hazırlanan savaş gemisi.
Bir deniz yüzbaşısı, soluk soluğa tırmandı kaptan köşkünün merdivenlerini, içeri girdi, selam çaktı ve tam: "Komutanım..." diye başlamıştı ve geminin yükünü aldığını, artık tek bir kişiye bile yer kalmadığını söyleyecekti ki, süvari albayın ağladığını, rıhtıma dikili gözlerinden sicim gibi yaşlar süzüldüğünü gördü, sustu, ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırmıştı. Komutanın baktığı yöne çevirdi gözlerini ister istemez. Oysa ne göreceğini zaten biliyordu: Rıhtım, geminin merdivenine ulaşabilmek için birbirini ezen binlerce asker kaynıyordu. Üniformaları, Fransız üniformalarıydı ama tenleri esmer.
Süvari albay, yüzbaşıya dönüp: "İskeleyi kaldırın!" dedi.
İskele kalktı. Demir alındı. Dev motorları çalıştı zırhlının ve yavaş yavaş uzaklaşırken limandan, rıhtımda kalanların son çığlıkları duyuldu önce, sonra makineli tüfeklerin tarakaları. Zırhlı, burnunu Akdeniz’e çevirdi. Süvari albay: "Tam yol!" dedi. Eğer arkasına baksaydı, makineli tüfekler sustuktan sonra, can çekişen hançerelerden çıkan son hırıltıları, hançerlerin kestiğini görecekti.
Onlara "harki" diyorlardı. Fransız ordusunun Müslüman askerleriydiler. Birinci Dünya, Hindiçini savaşlarında dövüşmüşler, kendi ülkeleri Cezayir Kurtuluş Savaşı’nda ise bağımsızlık için mücadele eden isyancıların safına katılmak yerine, Fransız subaylarının emrinde onlara karşı savaşmışlardı. Cumhuriyete bağlılık yeminleri vardı. Çünkü Fransa onları, "Cezayir’in Fransız kalacağına" inandırmış ve kendisine sadık kalan Cezayirlileri özellikle yerli askerleri, harki’lerini asla geride bırakmayacağına söz vermişti.
Oysa bıraktı. Alçakça, haince bıraktı hem de.
Cezayir’de Fransız ordusunun "yedek er" olarak maaşa bağladığı harki’lerin dışında, Fransız devletinin silahlandırdığı ve aylığa bağladığı "köy korucuları" da vardı. Toplam 150 bin kişilik bir kolluk gücü oluşturuyordu bu yan kuvvetler.
Fransa, Mart 1962’de Cezayir’den çekilme kararı aldı. Tüm asker ve köy korucu Cezayirliler, ellerinden silahları alındıktan sonra, evlerine, köylerine gönderildiler. Bazı Fransız komutanların ve subayların gayreti, emirlere karşı gelmesiyle aralarından yirmi bin harki, Fransa’ya götürüldüler. 4 Temmuz 1962’de, son Fransız askeri birimi Cezayir’den ayrıldı. Ve katliamlar başladı. Cezayir Kurtuluş Cephesi militanları, geride kalan 130 bin harki’yi, yani düşmanla işbirliği yapan hain Cezayirliyi, bugün nasıl birbirlerini boğazlıyorlarsa, öyle boğazladılar.
Onların ölüm emrini imzalayan, öldürüleceklerini bile bile silahlarını bile ellerinden alıp öyle giden Fransa, beraberinde götürdüğü 20 bin harki’yi daha mı iyi koşullarda yaşattı dersiniz? Ne gezer.
Yirmi bin harki ve aileleri, Lozere bölgesinde bir temerküz kampına tıkıldılar. Yıllarca, dikenli teller ardından baktılar Fransa’ya. Sonra, diğer Araplarla karışmayacakları mahallelere yerleştirildiler. Çünkü... Çünkü Fransızlar, onları Arap diye sevmiyorlardı. Fransa’nın yabancı işgücü olarak ithal ettiği Arap göçmenler ise, "işbirlikçi" oldukları için. Bugün Fransa’da 4,5 milyon Kuzey Afrikalı Müslüman var. Ama aralarında en itilip kakılanları, en aşağılananları, en yoksul bırakılanları... Bir zamanlar Fransa’ya sadakatle hizmet edenler, harki’ler.
Geçen hafta salı günü, kırk yıl sonra günah çıkardı Fransa. Cumhurbaşkanı Chirac’ın ağzından harki’lerin Fransa için ne kadar değerli hizmetler verdiği açıklandı ve madalyalar dağıtıldı. 1962’den bu yana nüfusu 400 bine ulaşan Harki cemaatinin, Arapların bile "hain oğlu" diye iş vermediği işsiz gençlerine, iş sözleri verildi.
Ama artık harki’ler, Fransa’nın nasıl söz tuttuğunu biliyorlar.
PAZAR


Savaşmayan şahinler
Kriz sonrası striptizcileri
Sergide buluştular
Savaşla hatırlananlar
Birleşmiş gönüllüler
Ya Brad Pitt olmasaydı?
Amerika’ya nal çakıyor
Prego’da aşk soslu makarna
Ölümsüz geyik Nostradamus
Anadolu’nun şarap mirası
"Aşkı anlatıyorum, eşcinsel aşkı değil"
DVD / Selim BOY
Edirne’de Çorbacı Hakkı Baba
Harki, harka
Büyük Britanya nefesini tutmuş bekliyor
Enver Paşa gayretkeşliği
Erkeklerin dünyası
Nuh’un gemisi İstanbul’da
Enkaz altında kalmayan sanat
SAYFA BAŞI

|
|

|