
|


İliklere kadar işleyen 'yeni' beklentisi!
Bekir Coşkun kendine has üslubuyla dünkü yazısında, "Kendi yarattığı krizden dolayı ömrü uzayan bir hükümet, yeryüzünde görülmüş duyulmuş şey midir?" diye soruyordu.
Haklı, böylesi kolay çıkmaz.
Ancak, bugün yaşadığımız krizin temelinde de bu durum yatıyor.
Yani alternatifsizlik!
Başbakan Ecevit'in alternatifi olsaydı, parlamento çatısı altında bu hükümete bir alternatif bulunsaydı kriz çıkmazdı.
Çünkü Türkiye'yi allak bullak eden şubat krizinden sonra Ecevit derhal başbakanlık koltuğuna veda eder, yeni bir başbakanla yola devam edilirdi.
Demokrasinin gereği buydu.
İstikrar bu demekti.
Olmadı.
Olamadığı için de Türkiye krizden kurtulamıyor. Siyasi istikrar o yüzden hala Kaf Dağı'nın arkasında.
Parlamentosundan hükümet alternatifi çıkmayan bir ülkede hiç istikrar sözü ağza alınabilir mi?
Rejim işliyor denebilir mi?
İşte bunun içindir ki, kendi yarattığı krizden dolayı ömrü uzayabilen bir hükümet örneğine yalnız bizim demokrasimizde rastlanıyor.
Siyaset oyunu böylesine dar bir alanda oynandığı için de kısırlıktan, ufuksuzluktan, yaratıcılıktan yoksun oluyor.
Çözümden çok, sorun yaratıyor.
Sorun biriktiriyor!
Böyle olduğu için de vatandaşta bıkkınlık ve tepkiye yol açıyor bugünkü siyaset oyunu. Sokaktaki adamın gözünde inandırıcılığını yitiriyor.
Hükümetle birlikte mevcut siyaset sınıfına güven kalmıyor.
Evet, Ecevit hükümetinin ekonomik alanda attığı reformcu adımlar var. Evet, parlamento geçen dönemde iyi çalıştı. Evet, parlamentonun Anayasa değişikliği demokratik açıdan küçümsenemez.
Ancak, Ecevit hükümeti ekonomide Türkiye'ye öylesine büyük bir kriz yaşattı ki, Türkiye'yi öylesine yoksullaştırdı ki, artık ağzıyla kuş tutsa bile eski güven havasının bir daha geri gelmesi imkansız...
Tatilden yeni dönen milletvekilleri elbette bu yalın gerçeğin farkında. Yaz tatilinde vatandaşla temasa geçenler siyaset kurumuna halkın duyduğu tepkiyi hiç kuşkusuz not ettiler.
O yüzden şimdi acı acı düşünüyorlar, siyaseten nasıl ayakta kalacaklarını. Bir daha nasıl seçim sandığından çıkabileceklerinin hesabını yapıyorlar.
Bir başka deyişle:
Sadece İstanbul değil, sadece iş dünyası değil hükümete, Ankara'ya tepki duyan. Bizim de Milliyet Kervanı'yla attığımız Türkiye turunda saptadığımız gibi, sade vatandaş da ateş püskürüyor.
Çare?..
Alternatif?..
Çıkış yolu?..
Sihirli formül?..
Kolay gözükmüyor şimdilik.
İşte bu nedenle, "Şimdi sırası mı?" diyenlerin sesi de çıkıyor.
Kendi yarattığı krizden dolayı ömrü uzayan bir hükümet bu nedenle hala iktidarda kalmaya devam edebiliyor.
Oysa, Türk siyaset sahnesi hiç bugünkü kadar yoğun bir yeni beklentisi içinde olmadı. Yeni oluşum beklentisi hiç bugünkü kadar Türk siyasetinin iliklerine kadar işlemedi.
Yeni nedir, bu yeni beklentisine nasıl karşılık verilebilir soruları ise bir başka yazı konusu...
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|