03 Ekim 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Bu bir medya savaşı değil

     Uzan Ailesi’nin sahibi olduğu halka açık şirketlerin içini kendilerine özgü yöntemlerle nasıl boşalttıklarına ilişkin haberleri izliyorsunuz.
     Uzanlar’ın da dahil olduğu bazı çevreler bu konuyla ilgili olarak yayımlanan haberleri bir ‘medya savaşı’ olarak sunma çabası içindeler.
     Her şeyden önce şunu sormak istiyorum: Yasalara aykırı davrandığı kamu denetleme kuruluşlarının ve mahkemelerin kararlarıyla saptanmış bir grubun aynı zamanda bazı medya kuruluşlarının da sahibi olması, bu haberlerin görmezden gelinmesini mi gerektiriyor?
     Ellerindeki yayın kuruluşlarını bu haberlerin yayımlanmasını önlemek için bir tehdit silahı olarak kullanan bu grubun şantajlarına karşı direnmek gazetecinin görevi değil mi?
     Uzanlar’ın kara para trafiğini suç üstü yakalatan İş Bankası’na ve yöneticilerine karşı girişilen medya terörünü önlemek herkesten önce gazetecilerin görevi değil mi?
     Bu, Uzanlar’ın ve bir kısım islamcı medyanın göstermek istediği gibi bir medya savaşı değil.
     Ortada medya gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin çıplak bir örnek varken kimse bizden susmamızı beklemesin.
     Bu haberleri yayımlarken, Uzanların ellerindeki medya gücünü, grubumuza karşı yalan kampanyası yaratmak için kullanacağını biliyorduk.
     Nitekim öyle de oldu. Uzanlara ait radyolar, televizyonlar ve gazeteler şimdi akla hayale gelmeyecek iftiralarla grubumuza çamur atmaya çalışıyorlar.
     Şunu söylemeliyim: Baltayı taşa vurdular. Bizi korkutup, susturamayacaklar.
     Yaptıklarının hesabını mahkemelerde birer birer verecekler.
     
Maliye Bakanlığı suça ortak mı?
     RTÜK Kanunu’na göre televizyon kuruluşları reklam gelirlerinin bir bölümünü RTÜK’e ödemek zorundalar. Uzanların televizyonu, türlü fatura oyunlarıyla, paravan şirketler de kullanarak bu ‘vergiyi’ ödemiyor.
     RTÜK’ün bu konuyla ilgili olarak eli kolu bağlı. Olayın araştırılarak gerekli paranın tahsil edilmesi için Maliye Bakanlığı’na RTÜK tarafından yazılan yazılara hiçbir yanıt verilmiyor.
     En gariban esnafın üç kuruş vergisi için mahkemeleri, polisi seferber eden Maliye Bakanlığı, Uzanlar’a gelince sus pus oluyor.
     Maliye Bakanı şantajdan korktuğu için mi Uzanlar’ın üstüne gidemiyor? Bakanın korkacak bir şeyi mi var? Yoksa başka siyasi hesaplar mı Uzanlar’a dokunulmasını önlüyor?
     Maliye Bakanı’nın bu soruşturmanın neden yapılmadığını açıklamasını bekliyoruz.
     
     mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Sponsor şart...

Fikret BİLA
Org. Kıvrıkoğlu'ndan uyarılar

Hasan CEMAL
İliklere kadar işleyen 'yeni' beklentisi!

Güneri CIVAOĞLU
Eşref saati

Abbas GÜÇLÜ
Cumhurbaşkanı güzel konuşuyor da...

Hurşit GÜNEŞ
13 milyar $ ya yurtdışına, ya Antep kasasına!

Nail GÜRELİ
Ecevit ve bireysel silahsızlanma

Sami KOHEN
Güvenlik özgürlük dengesi

Mehmet Y. YILMAZ
Bu bir medya savaşı değil

Meliha OKUR
Borç sendromu

Tuncay ÖZKAN
Karşıyım, karşıyım, karşıyım

Hasan PULUR
Çeşme'nin suyu...

Meral TAMER
Kırkpınar pehlivanları gibiler

Ece TEMELKURAN
Biz Bay A.’yı çok sevmiştik!

Tamer HEPER
Yapı denetimi yapılacak

Güngör URAS
IMF’siz olmaz ama plansız da olmaz

M. Ali BİRAND
Derviş’in morali çok bozuk...

© 2001 Milliyet