07 Ekim 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Ankara'dan: Siyasette bir dönem kapanıyor!

     ANKARA

     Başbakanlık'ta, Milliyet TIR'ının önünde Ecevit'le hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. "Sayın Başbakan" diyor Derya Sazak, "Bir dahaki Milliyet Kervanı'na sizi de bekliyoruz."
     Ecevit'in yanıtı ilginç:
     "Politikayı bırakmamı mı istiyorsunuz yani?.."
     
Bir an gözlerimi kaçırıyorum Ecevit'in yüzünden. Önüme bakıyorum. İçim burkuluyor çünkü...
     Otuz yılı geçti gazeteciyim. O kadar yıldır Ecevit'i izliyorum, bütün inişleri çıkışlarıyla... Başbakanlık koridorundaki Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün başbakanlarının fotoğrafları asılı yan yana.
     En başta İsmet İnönü.
     
Anılar sanki dipsiz bir kuyu.
     Ecevit'in 1972'de İsmet Paşa'yı yenerek CHP Genel Başkanı seçildiği o çalkantılı kurultay. Genç bir muhabir olarak izlerken nasıl da duygu fırtınasına kapılmıştım.
     Ecevit'in Karaoğlan dönemiydi. İşte, Ecevit'inki o yılların bir fotoğrafı. 1973 sonunda ilk kez başbakanlık koltuğuna oturduğu zaman çekilmiş olmalı.
     Zaman akıp gidiyor.
     Ecevit'in bazı yanları var ki yıllar geçse de değişmiyor. Örneğin hala 'köykent'lerden söz ediyor. Üstelik ekonomik krizden çıkışı konuşurken...
     Yine krizden çıkış derken, Türkiye'nin altın ve gümüş madenlerini değerlendirmeye getiriyor sözü. Bunun gibi, devletin sahip olduğu gayrimenkullerin satışını hızlandırmanın önemine işaret ediyor.
     Karamsar hava!
     Böylesi bir havanın bugün Türkiye'nin üzerine çöktüğünü Ecevit de kabulleniyor.
     Yabancı sermaye akışını engelleyen bürokratik engellerden şikayetçi. Davos 2000'de yabancı yatırımcıların kendisine, "Bir yatırım için kırk kapı çalmak zorunda kalıyoruz" dediklerini naklediyor.
     Ecevit'in konuları, gazetelere manşet malzemesi olabilecek şekilde sloganlaştırmadaki hünerinin devam ettiği söylenebilir:
     "Artık kırk kapı değil tek kapı çalacaklar. Tasarı hazır. Üç ayda cevap alamazlarsa, tek imzayla iş bitecek."
     Ecevit, benim de izlediğim o Davos toplantısı sonrasında, yine bu salonda Fikret Bila'yla beni kabul etmiş, aynı müjdeyi vermiş, ertesi gün de Milliyet'e manşet olmuştu.
     Aradan birbuçuk yıl geçmiş...
     Ecevit IMF'den söz ediyor:
     "Yeter ki IMF ile sorun olmasın."
     
Dalıyorum.
     1978, 1979 Ankara'sı gözümün önünde. Ecevit yine Başbakan. Ben Cumhuriyet'in Ankara temsilcisiyim. Ekonomi muhabiri Yalçın Doğan'ın en çok atlattığı haberler IMF ile ilgili.
     Çünkü Türkiye kriz içinde kıvranıyor. Benzin kuyrukları, karaborsa... Enerji sıkıntısından dolayı gün oluyor, Başbakanlık'ta bile paltoyla çalışıyor insanlar...
     Melih Aşık'ın sorusu:
     "IMF, bakanlık sayısının azaltılmasını mı istiyor? 37'den 20'ye indirilmesi..."
     
Ecevit:
     "Olabilir de olmayabilir de... Bu oldu diye ekonomi düzelmez. Psikolojik sonuçları olabilir, o kadar. Ayrıca, üç partili bir koalisyonu yürütmek kolay değil. Sarsıntılar çıkabilir ki, bunun göze alınabileceği bir dönemde değiliz."
     Ne istiyor IMF, Washington?
     
Bazı bankalara daha el konulmasını mı? Yeni bir program mı? Bu hükümetin bakan sayısını azaltıp güven tazelemesini, yani güven oylamasına gitmesini mi?
     Aslında Washington'dan gelen haberler iç açıcı değil. Ancak Türkiye'nin, hele 11 Eylül sonrası kendi kaderiyle baş başa bırakılmayacağı da malum. Ancak ek mali yardıma ne gibi ekonomik ve siyasal koşulların bağlanacağı ve bunların Ankara'da nasıl karşılanacağı henüz belli değil.
     
Ecevit'i izliyorum.
     Sami Kohen'in bir sorusunu kaçırıyor. Başbakanlık'tan ayrılırken, Ecevit'in "Ne o yani, politikadan ayrılmamı mı istiyorsunuz?" sözü kulağımda...
     İçimi hüzün basıyor.
     Siyasette bir dönemin kapanmakta olduğu çok açık. Bu gerçek, politikanın başkentinde, Başbakanlık koridorlarının loş, biraz da kasvetli tenhalığında daha iyi anlaşılıyor. Yeni döneme geçiş inmşallah kısa ve az sancılı olur.
     İyi pazarlar!
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Aşk nedir?..

Fikret BİLA
‘Devleti değil özel sektörü küçülttük’

Hasan CEMAL
Ankara'dan: Siyasette bir dönem kapanıyor!

Güneri CIVAOĞLU
Tır Başbakanlık'ta

Can DÜNDAR
Ecevit'in sonbaharı

Abbas GÜÇLÜ
Başbakan eğitime yabancı

Sami KOHEN
"Öteki tehlike'ye dikkat!"

Mehmet Y. YILMAZ
Aşkın ömrü kaç yıldır?

Hasan PULUR
Demokrasi nedir?

Derya SAZAK
Ecevit'i sarsan krizler

Meral TAMER
Ankara küçülmeden Türkiye büyüyemez

Ece TEMELKURAN
İnsan = 10100.0.10.01.1.1010

Metin TOKER
Anayasanın Hikayesi - 2

Osman ULAGAY
Dolar, IMF, G - 7 derken kafam fena karıştı

Güngör URAS
Herkes dertli Ecevit bile!..

© 2001 Milliyet