
|


Milliyet, Bülent Bey ve anılar...
Milliyet yazarları tüm Anadolu'yu dolaşıyor, halkın dertlerini dinliyorlar ya... bu kez de Ankara'da Başbakan Bülent Ecevit'i ziyaret edip ona gördüklerini, saptadıklarını anlatmak istediler... Ama bir de baktılar ki, meslektaşımız Ecevit'in onlardan daha çok derdi var!
Az değil, yaklaşık 55 yıldır Bülent Bey hem meslektaşlarıyla, hem de politika ile iç içe!
Bülent Bey'e Milliyet eski Ankara temsilcisi yazar arkadaşımız Derya Sazak sormuş, "Efendim, bizimle beraber Anadolu gezilerinden birine gelir misiniz?"
Ecevit, sorununun altında bir amaç var diye düşünmüş olacak!
- Ne o, demiş, beni politikadan emekli mi etmek istiyorsunuz?
Bu teklif ve cevabı bana nasıl köşe yazarlığına başladığını anımsattı ve de bir tatlı hikayeyi!
Çetin Altan'ın yerine Ecevit Çetin Altan'ın Milliyet'in 2. sayfasında yazdığı yazıların kesilmesi, yani gazeteden çıkartılması büyük olaydı 60'lı yılların ortalarında. O köşeye ille bir yazar bulunacaktı, dengeyi sağlamak için. Pek çok isim dolaşıyordu ortada, bir yandan da, Çetin'den sonra o köşede yazı yazmak talihsizlikti!
Gazetenin Ankara temsilcisi İzzet Sedes'in Ankara'dan İstanbul'a geldiği bir gün Genel Yönetmen Abdi İpekçi sordu:
- Ne dersin İzzet, Çetin'in yerine kimi düşünürsün?
- Bülent Ecevit... Ulus'ta gayet güzel yazılar yazıyor. Toplumcu, özgürlükçü...
- Kabul eder mi acaba?
- Neden etmesin? Herhalde eder.
Aslında İpekçi Ecevit'i düşünmüş, hatta Ercüment Karacan'ın onayını da almıştı. İzzet'in ne düşündüğünü öğrenmek istiyordu. Zonguldak milletvekili olan Ecevit ve İpekçi buluştu Ankara'da ve yazı başına 100 liradan anlaşmaya varıldı. Eh ayda 3 bin lira o dönemde fevkalade iyi bir ücretti. Üstelik Ecevit'in milletvekili maaşı da vardı ki, 1965 yılında böylece Ecevit'in hayatının en çok para kazandığı o dönemdir diyebilirim. 14 Mart günü Zonguldak'ta işçi ve grev olayları gündemdeydi, Ecevit bu konuyu ele alarak birinci sayfadan "Zonguldak" başlığı ile yazılarına başladı. Sonra içe dönüldü. Bu yazılar 6 ay kadar devam etti, Ecevit seçimleri ve parti çalışmalarını öne sürerek Milliyet'ten ayrıldı.
Odanıza kadın ister misiniz? Kıbrıs krizi nedeniyle Uluslararası Basın Enstitüsü Rodos'ta bir seminer tertiplemiş, Türk gazetecilerinden (1961) Abdi İpekçi, Necati Zincirkıran ve Bülent Ecevit'i davet etmişti.
Abdi, Necati ve Bülent Bey Atina yolu ile Rodos'a gitmeyi daha elverişli buldular. Abdi'nin ünlü Volkswagen'i ile yola koyuldular. Direksiyonu bir Necati, bir Abdi kullanıyor, Ecevit arkada oturuyordu.
Atina'ya 10 kilometre kala bir motelde kalmaya karar verdiler. Motelci Almancadan başka dil bilmiyordu, bizimkiler ise İngilizce. Abdi ile Necati bir odada kaldılar, Ecevit'e tek kişilik oda verildi. Uyumak için ayrılmalarından yarım saat sonra Bülent Bey bizimkilerin kapısını tıkırdattı. "Hayrola ne var?" "Adam Almanca bir şeyler söyleyip duruyor. Necati sen şunu Almancanla soruversen?"
Necati adamı çağırdı. Ne istediğini öğrenince bastı kahkahayı.
Tabii arkadan Abdi durmak bilmeyen ünlü kahkahalarını atmaya başladı. Hii hiii hiiii... Meğer Rum motelci Ecevit'e:
- Odanıza bir kadın ister misiniz diye soruyormuş!
SAYFA BAŞI

|
|

|