
|


Fazıl’ın Nazım’ını yurtdışında hayal ederken...
Ah Nazım Hikmet! Keşke yaşasaydın da bu günleri görseydin!
Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kültür Bakanlığı, senin şiirlerinden beste yapılması için piyanonun dahi çocuğu bir Türk’e sipariş verecek. Dünya çapında ünlenmiş bu gencecik Türk piyanist, yüreğini koyarak ortaya mükemmel bir yapıt çıkaracak. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın Senfoni Orkestrası, devletin televizyonu TRT’nin ve Kültür Bakanlığı’nın çoksesli koroları, senin için bestelenmiş bu müstesna yapıtı seslendirecekler. Ve bittiğinde salonu hıncahınç dolduran 2800 kişinin tümü dakikalarca ayakta alkışlayacak...
Olan - biten, biz 68 kuşağı için o kadar inanılmaz ki...
10 milyara beste Teşekkürler İstemihan Talay. 10 milyar lira gibi küçücük bir parayla, böylesi bir dev yapıtın ortaya çıkmasına olanak tanıdığınız ve aynı kapıyı 15 besteciye araladığınız için.
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, mayıstaki Tiyatro Festivali’nin açılışını Fazıl’ın Nazım’ıyla yapmaya karar vermiş. Ben olsam minicik bir rötuşla Müzik Festivali’ni Fazıl’ın Nazım’ıyla açardım. Hem Kültür Bakanlığı’nın Fazıl Say’a yaptığı siparişin ruhuna da (Türk bestecilerinin eser üretimlerini teşvik projesi) daha uygun düşerdi.
Böylesi bir eser ortaya çıktığına göre belki daha da iyisi, gelecek yıl hem Tiyatro Festivali’ni, hem de Müzik Festivali’ni biri Genco’nun, diğeri de müziğin ön planda olduğu 2 farklı Fazıl’ın Nazım’ıyla açmaktır. Zaten benim uzaktan izleyebildiğim kadarıyla Fazıl Say, eminim bu ilk büyük orkestra yapıtına, her seferinde yeni birşeyler katacaktır.
Genco baskın çıktı Aslında ben önceki akşam küçük bir düş kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. Bir Fazıl Say hastası olarak onun bestesini ve piyanosunu dinleyeceğimi zannederken, Genco Erkal’ın tiyatrosu baskın çıktı. Yanlış anlaşılmasın, Genco Erkal uzun yıllar açık ara en beğendiğim tiyatro sanatçısıydı. Şimdilerde pek tiyatroya gitmiyorum, ama Genco’nun Aslan Asker Svayk’ını da, Bir Delinin Hatıra Defteri’ni de defalarca izlemiştim.
Önceki gece ise Lütfü Kırdar’a müzik dinlemeye gitmiştim. Ve Fazıl’ın büyük orkestra için bestelediği ilk eserini çok merak ediyordum. Ama Genco, güçlü tiyatroculuğuyla sahneye öylesine damgasını vurdu ki, Fazıl’ın dantel gibi işlediği müziğe değil ruhunuzu vermeniz, tam olarak kulak vermeniz bile mümkün değildi. Oysa Fazıl, Nazım’ın dizelerini öylesine bir hünerle notalara dökmüş, kelimelere notalarla öylesine ifadeler katmıştı ki...
Bu yapıt eminim her seferinde ayakta alkışlanacak. Ama benim hayalim, şiirleri daha az teatral bir havada dinleyip, Fazıl’ın piyanosu ve bestesindeki Nazım’la daha çok başbaşa kalabilmek.
Laf aramızda önceki gece Lütfü Kırdar’dan ayrılırken benim gibi düşünenler sayıca hiç de az değildi. Belki de şef Naci Özgüç’le kanatlanan 100 kişilik Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na ek olarak 100 kişilik çoksesli koronun da müthiş başarılı performansı, özellikle müziksever - Fazılsever izleyicilerde böyle bir heves yaratmıştı. Tiyatrosever - siyasetsever - Gencoseverler ise coşkudan neredeyse ağlamaklıydılar.
Fazıl Say, dün Radikal’deki söyleşisinde bu yapıtla dünya sahnelerine de çıkacaklarını müjdeliyor. Şiir ve şarkılar o ülkenin dilinde, koro ise üst yazılarla izleyenlere ulaşacakmış. Eğer bu yapıtı Avignon Tiyatro Festivali’nde sergileyeceklerse mesele yok. Ama Royal Festival Hall ya da Metropolitan gibi Londra ve New York’un ünlü konser salonlarında sergilemeyi düşünüyorlarsa, müzikseverlerin ağırlıkta olduğu bu ortamlarda aynı coşkuyu yakalayamayabilirler.
Müzikseverler, 20. yüzyılın en ünlü Türk şairinin dizelerinin 21. yüzyılın en ünlü Türk bestecisi olmaya aday Fazıl Say tarafından nasıl notalara döküldüğünü, müziğin ön planda olduğu bir ortamda dinlemeyi tercih edeceklerdir. Ve yukarıda adı geçen ünlü konser salonlarında pek çok ilk yapıt dinlemiş bir müziksever olarak, Fazıl’ın Nazım’ının fonda şiirlerle oralarda da ses getireceğini kuvvetle tahmin ediyorum.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|