17 Ekim 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Siyaset sahnesinde yeni beklentisi

     Siyaset sahnesinde hiç bugünkü kadar yeni beklentisi olmamıştı. Büyük çoğunluğun 'yeni' bir siyasi hareket, 'yeni' bir parti beklediği söylenebilir.
     Kamuoyu araştırmalarında da görülüyor bu gerçek. Mevcut hiçbir partiye oy vermeyeceğini söyleyenlerin, kararsızlığını ilan edenlerin oranı yüzde 50 civarında.
     Bu oran, bazı uzmanlara göre daha yüksek. Çünkü, kimileri kararsız gözükmemek için herhangi bir partinin adını da verebiliyor. Hatta bazı tahminlere göre bunların oranı yüzde 10'la 20 arasında.
     Kısacası:
     Yarın ne olur bilinmez ama, bugün için var olan partilerden, siyaset sınıfından milletin sıtkı sıyrılmış durumda...
     Peki ama yeni ne?
     Örneğin Tayyip Erdoğan yeni mi?
     Ya da ne kadar yeni?
     Recep Tayyip Erdoğan'ın da, partisinin de yeniliği su götürür. Ancak, denenmemiş bir siyaset adamı ve yeni bir parti olarak sahneye çıktıkları için ilgi görüyorlar.
     Tayyip Erdoğan'lı AK Parti, 11 Eylül öncesinin seçim araştırmalarında birinci partiydi. Ancak, başlangıç noktasına göre sürekli bir iniş eğrisi çiziyorlar.
     Daha önemlisi:
     Tayyip Erdoğan, milletvekili genel seçimlerine katılmayabilir. Son Anayasa değişikliğinden sonra bu ihtimal güçlendi. Ayrıca DGM'lerde bazı yeni davalar açılabilir Tayyip Erdoğan hakkında.
     Genel başkanı milletvekili seçilemeyecek, yani başbakan olamayacak bir parti seçimlerde ne yapar sorusu bizim siyaset sahnemizde hiç kuşkusuz önemli bir soru...
     Siyaset sahnesinde, daha doğrusu perde arkasında bir süredir 'yeni'nin peşinde olan bir siyaset adamı daha var:
     Erdal İnönü.
     
O da programıyla, tüzüğüyle, kadroları ve vitriniyle yeni ve 'devletçilik'le bağını tümüyle koparmış çağdaş bir sosyal demokrat parti kurmak için çalışıyor. Geçmişte parti içi çekişmeler ve 'hizipçilik'ten kaynaklanan bazı yanlışlardan bu kez uzak durmaya gayret ediyor.
     Bilindiği gibi İnönü bu partinin yalnızca kuruculuğunu yapacak. Bir şemsiye olacak. Bir süre için genel başkanlık koltuğuna oturacak ama başbakan olmayacak. Yeni partide aktif politikayı yeniler yapacak.
     Peki, eskiler ne olacak?
     İnönü'yü belki de en çok bu soru uğraştırıyor. 'Yeni' partinin vitrininde, üst yönetiminde 'eskiler'e yer vermekten yana değil.
     İnönü'nün bir engeli bu.
     Fakat yeni kadrolar bulmak da öyle sanıldığı gibi kolay olmuyor. Yaptığı bazı görüşmelerde bunun güçlüğünü İnönü'nün de yaşadığı söylenebilir.
     Şansı nedir?
     Erdal İnönü eğer eskiler engelini aşabilirse, gerçekten yeni kadrolarla kamuoyu önüne çıkabilirse, gençliğe 'yeni' bir şeyler söyleyebilirse, tüzüğüyle programıyla öngördüğü parti yapısını gerçekleştirirse, partinin kuruluş zamanlamasını da iyi yaparsa, kamuoyunda, özellikle CHP ile DSP'de bir ilgi dalgası yaratabilir.
     Zekeriya Temizel ne yapıyor?
     Mümtaz Soysal'la birlikte olabilir mi?
     Uzak ihtimal...
     Ya Erdal İnönü'yle.
     Bu da yakın ihtimal değil. İnönü'nün altında çalışmak istemediği söylenebilir. Ayrıca Temizel'in, Murat Karayalçın, Mehmet Moğultay gibi isimlerle birlikte politika yapmak istemediğine dair işaretler var.
     Zekeriya Temizel'in Ecevit'le ilişkisine gelince... Soğuk, hatta kopuk denebilir. BDDK Başkanı iken, Kamran Çörtük'ün Romanya'daki bankasının kurtarılması konusunda Başbakan Ecevit'in bir isteğini geri çevirmesi yatıyor bu kopukluğun altında...
     Bir başka soru:
     Yeni arayışı deyince, Kemal Derviş bugün hangi noktada?
     Derviş'in eski popülaritesi yok. İnişte! Bunu kendisi de biliyor. Popülarite oranı hala yüzde 22 - 23'lerde bulunsa da, gençler arasında ilgi görmeye devam etse de, başlangıçtaki havası kalmadı Derviş'in...
     Ekonomideki gidişle, Ecevit'in, hükümetin durumuyla ilgili olarak moralinin de iyi olduğu söylenemez. Ekonomide yapacak o kadar çok işi var ki, siyaset düşünmeye fazla vakit ayırdığına ihtimal vermek güç.
     Ama bu arada Derviş'in dost çevrelerinde, "Acaba Telekom krizi sırasında istifa etseydi, daha iyi mi yapmış olurdu?" gibisinden sorular da kulaklara çalınıyor.
     Başa dönüyorum:
     Evet, siyaset sahnesinde hiç bugünkü kadar yeni beklentisi olmamıştı. Çünkü halkın mevcutlardan sıtkı sıyrılmış durumda. Bu apaçık! Şimdilik apaçık olmayan, bu yeni beklentisinin nasıl ve kimlerle karşılanacağı...
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Referandum yanlış...

Melih AŞIK
Yurt görevi...

Fikret BİLA
Bölgesel barış gücü

Hasan CEMAL
Siyaset sahnesinde yeni beklentisi

Güneri CIVAOĞLU
Yıpranma menzili

Abbas GÜÇLÜ
Türkiye'yi bürokrasi yönetiyor

Hurşit GÜNEŞ
IMF’nin rolü nedir?

Nail GÜRELİ
Herkes için ulaşılabilir olmak

Sami KOHEN
Ortadoğu'da Afgan etkisi

Mehmet Y. YILMAZ
Milletvekillerine neden maaş ödüyoruz?

Meliha OKUR
‘KOBİ’ler sahipsiz’

Tuncay ÖZKAN
Hükümet Cumhurbaşkanı'na karşı atakta

Hasan PULUR
Sinema da krizde...

Meral TAMER
TBMM, 1931'de vekil maaşını düşürmüştü

Ece TEMELKURAN
BBG evinde diktatorya: Kadınlar faşist mi sever?

Güngör URAS
Fon’a devir yok, tasfiye / birleştirme / devletleştirme var

M. Ali BİRAND
Demek bizden asker isteniyormuş...

© 2001 Milliyet