
|


‘KOBİ’ler sahipsiz’
Sermaye Piyasası Kurulu’nun eski başkanlarından Ali İhsan Karacan diyor ki: "İyi işleyen reel sektör, istihdam, üretim, ihracat ve vergi demektir.
Reel sektörün sorun içinde olması ülkenin kamu maliyesi, mali kesimi ve ülkede yaşayan herkes için sorun demektir. Bu nedenle sorunların çözülmesi önemlidir. Bu, bankalar için de önemlidir."
Doğru söze ne denir? Konumuz, "İstanbul" yaklaşımı diye sunulup, sayıları sınırlı büyük ölçekli şirketleri kurtarmaya dönük finans - üretim kesimi centilmenlik anlaşması. Sözün özü; bu iş olmayacak...
TOBB ne yapacak? Bizim takılıp kaldığımız konu; bu toplantılara katılan ve sesi en çok çıkması gerekirken sesi kısılan bir kesim: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB). TOBB yönetimi susuyor, TOBB yönetiminin sesi gür çıkamıyor.
900 bin üyeli, orta ölçekli işletmelerle aslında reel sektörün aynası olan bir kurum sesini acaba neden yükseltmiyor? Anladığımız kadarıyla TOBB’un "İstanbul" yaklaşımı meselesinde net bir çizgisi yok.
Ancak küçük bir hatırlatmada bulunmak bizim görevimiz; Eximbank kredisi konusunda yaşanan sıkıntı TOBB’da yönetimin değişmesine neden olmuştu. "İstanbul" yaklaşımı mayıs ayında yapılacak seçimlerde TOBB yönetiminin başının belası olmasın!
Duyumlara bakılırsa; TOBB yönetimi tamamen mayıs ayında yapılacak seçimlere kilitlenmiş durumda.
Onlara kolay gelsin diyoruz da bu işin özüne baktığımızda tablonun "havanda su dövmekten" öteye geçemeyeceğini görüyoruz. Ve adil bir sektör seçiminin nasıl yapılacağını görmeye çalışıyoruz.
Politikacı diyaloğu Biliyoruz ki; bir sektör sıkıntıya mı girdi, en çok bağıran kesimler, politik bağları güçlü kesimler olarak karşımıza çıkıyor.
Sorunlarının çözümünde kamuoyu önünde şeffaflık yerine politikacılarla özel diyaloglar tercih ediliyor. Toplum hafızasız ya bir şey fark etmiyor, sonra her şey unutturulup gidiyor.
Örneğin; 1980’li yıllarda Anadolu Bankası’na genel müdür tayini tamamen Başak Grubu operasyonuydu.
Başak Grubu kredilerinin yeniden yapılandırılmasına dönük bu çalışmada siyasetçilerin ne kadar etkin olduğunu şimdi hatırlayan var mı?
Ya da 1981 yılında tanıştığımız "bankerlik krizi" olayı... Transtürk Holding’e bağlı bankerlik şirketinin durumu. Acaba o gün bankacılık yapanlar bugün ne yapıyor dersiniz? Aslan Nakliyat olayını düşünün. Farklı mı?
Kendimizi kandırmayalım! Serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte yaşanan sorunlara çözüm bulmak yerine biriktire biriktire bugüne geldik ve "cankurtaran simidi" gibi Ankara’dan pompalanan her gelişmeye "çözüm" diye sarılıveriyoruz.
Zaten bankalar, hatırlı müşterileri için "protokol ya da centilmenlik anlaşması yapmıyor mu?" O halde sıkıntıda olan ve KOBİ dediğimiz kesim ile ilgili nasıl bir çözüm bulacağız?
Sorun bu değil mi? Anladığımız kadarıyla bu tür problemlerin çözümünde genel değil, özel çözümler üretmek herkesin daha çok işine geliyor!
Sakın, özel çözümlere karşı olduğumuz düşünülmesin. Ama sonuçta bu işin çözümü Meclis’te, olayın özü karşılıklı anlaşmayla "şirket ve banka" kurtarma operasyonu ise biz de geçmişten bugüne bir hatırlatma yapalım istedik. Kıssadan hisse! Kendimizi kandırmayalım.
melihao@cnnturk.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|