
|


TBMM, 1931'de vekil maaşını düşürmüştü
İzgü hayal kırıklığını, keşke referandum kararından sonra değil de milletvekiline zammın TBMM'de oylandığı 3 Ekim günü yaşasaydı...
TBMM Başkanı Ömer İzgü'nün dün, her saat başı TV haberlerinde karşıma çıkan açıklamalarını, bugüne dek göz dolduran olgun tavrıyla pek bağdaştıramadım.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in milletvekili maaşlarına zamla ilgili Anayasa değişikliğini referanduma götürme kararıyla ilgili olarak "Hayal kırıklığı içinde olduğumu açıkça belirtmek isterim" diyordu TBMM Başkanı dün kameralar karşısında.
Sayın İzgü, keşke bu hayal kırıklığını, milletvekili zamları Anayasa değişikliği paketine son dakika golü olarak girerken yaşasaydınız, ne kadar isabetli olurdu! Böylelikle belki bu abes kararı engellerdiniz ve referanduma da gerek kalmazdı, referandum denince şahsınızda zuhur eden hayal kırıklığına da...
7 Mart 1931'de Hatta son dakika golünü desteklemeyip siz de bir karşı gol atabilir, taa 1931'de TBMM'de kendi maaşlarını yüzde 30 indiren milletvekillerini örnek alabilir ve başkanlığını yaptığınız 549 arkadaşınızı, - jest mahiyetinde, daha küçük oranlı da olsa - bir maaş indirimine davet edebilirdiniz.
Bu arada 70 yıl önceki maaş indirimiyle ilgili ayrıntıları merak ediyorsanız, Aydınlık dergisinin son sayısına bir göz atmanızda yarar var. 7 Mart 1931'de milletvekilleri, ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik krizi gerekçe göstererek 500 lira olan maaşlarını yüzde 30 azaltarak 350 liraya, 300 lira olan yıllık yolluklarını da 125 liraya indirmişler.
Topluma örnek olması gereken milletvekillerinin 70 yıl önceki seviyeleriyle ilgili bu küçük hatırlatmadan sonra, Sezer'in referandum kararı nedeniyle şahsınızın hayal kırıklığına uğramaya hakkı olup olmadığını takdirlerinize bırakıyorum. Ama şunu iyi bilin ki asıl hayal kırıklığı içinde olanlar bizleriz. Bizleri hayal kırıklığına uğratan da sizlersiniz.
Bu arada "Biz yasada gerekli değişikliği yapmıştık, zaten zamlı maaş almayacaktık" yollu savunmanızın da pek geçerliliğinin bulunmadığını hatırlatmak isterim. Zira yasalar Anayasa'nın üzerinde değildir. Ve sizler zam için Anayasa'da değişiklik yapmıştınız.
Referandum tehdidi tuttu Referandum kararına DSP adına tepki koyma görevini üstlenmiş görünen Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de dün TV ekranlarında "Cumhurbaşkanı'nın iradesi, Meclis'in iradesinin önüne geçmiştir!" derken hiç inandırıcı değildi. Hatta iticiydi. Dua edin ki burnundan soluyan halkın nabzını tutabilen bir Cumhurbaşkanımız var ve supap görevi görüyor.
SSK'daki uygulamaları ve seçim bölgesindeki yapıcı faaliyetleri nedeniyle vatandaş nezdinde göz dolduran Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan da, dün TV ekranlarında koalisyonun 3. ortağı ANAP adına yaptığı açıklamalarla okkanın altına gitti. Okuyan çocuk kandırır gibi "Referandumun 50 trilyon liralık maliyeti, ekonomik kriz içindeki Türkiye için lükstür" diyeceğine, "Halkın önüne gitmeye yüzümüz yok, biz kendi içimizde halledeceğiz" deseydi, vatandaşın nezdinde bugüne kadar inşa ettiği inandırıcılığını zedelememiş olurdu.
Sezer sizi sınıyor Aslında referandum yapılacak olsa milletvekilleri ve aileleri hariç tek bir Allah'ın kulunun bu zamma evet demeyeceğini, halk oylamasından eskilerin deyimiyle kahir ekseriyetle HAYIR çıkacağını sizler de bal gibi biliyorsunuz.
Zaten bence Cumhurbaşkanımız da sizleri sınıyor. Yoksa Sezer'in amacı, referandum tehdidiyle sizleri sağduyuya davet etmek olmasın? Ne dersiniz? Referandum açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden, maaş zammının geri alınmasına yönelik Anayasa değişikliğini TBMM'den geçirmeye karar verdiğinize göre, Cumhurbaşkanımız amacına ulaştı bile...
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|