
|


BBG evinde diktatorya: Kadınlar faşist mi sever?
‘Halktan kopmuş" aydınların ileri geri konuşmaları gerçeği değiştirmez. Hakikat şudur: Yapış yapış ortalama değerlerin laboratuvar ortamı olarak Biri Bizi Gözetliyor (BBG) programı insanlık tarihi açısından son derece faydalı bir icattır. Gerek insan ruhunun kahredici ölçüde sakilleşebileceğine ilişkin sunduğu sınırsız gözlem imkanı, gerek günün bezginlik saatlerinde ruha öfkeden kaynaklanan bir zindelik vermesi açısından yeri doldurulamaz bir yapımdır. Öyle ki, "Reha Muhtar'la Ateş Hattı" programı ile dönüşümlü olarak izlenmesi halinde dünyadan el etek çektirecek kadar derin bir tefekküre neden olabilir. Sonuç olarak hafif bir baş ve göz dönmesi eşliğinde kendinize felsefenin temel sorularını sorarken bulabilirsiniz kendinizi: İnsan nedir? Neden varız? İnsanlık nereye gidiyor? Nasıl oluyor da oluyor? vb...
İşte bu, her bir anı tek tek elden geçirilesi BBG adlı gösterge şöleninde son günlerde bir "Edi Problematiği" yeşermekte. Çok basit gibi görünen problematik, bugüne kadar hiçbir düşünürün adamakıllı çözemediği "İnsanlar neden diktatörleri besler?" gibisinden ciddi ve acayip zor bir sorunun mikro halidir esasen.
Ruh hali origamiden beter!
Edi, "Mazaretim var asabiyim ben" şiarını yükselterek, evdeki herkesin ruh sağlığına yönelik sistematik işkence başlatmış mümtaz bir şahsiyettir. Bugün itibarıyla ağlatmadığı tek bir kadın, süngüsünü düşürmediği tek bir erkek ev ferdi kalmamıştır. Enteresan olan şu ki, Edi Bey, ev halkının ruhsal vaziyetini "origamiden beter" hale getirmesine rağmen yüce milletimizin oylarıyla "En Sevilen BBG Kişisi" seçilmiştir. Buyrun bakalım!
Daha da enteresan yanı, Edi tarafından ağlatılan dişilerin, kadın - kadına konuşmalarda "Edi aslında çok duygusal! Geçmişte çok acı çektiği için böyle" gibi acayip bir psikolojik sürece girip, Edi'ye korkuyla karışık şizoid bir sevgi beslemeye başlamış olmalarıdır.
Faşist - sever kadınlar
Edi Bey, "Her kadın bir faşiste aşık olur" vecizesinin ekmeğini kemirirken, kadınlar bu mikro - diktatörü "mağdurlaştırarak" sözkonusu ekmeği yağlı ballı bir hale getirmektedirler. Kişiliklerine yapılan saldırılar karşısında ağlamaktan başka yöntem bulamayan pasif - agresif Türk kadınının nadide örnekleri olan BBG kadınları aynı zamanda halkların bir diktatörü iktidara taşıması aşamasındaki "acıma - korkma" şizofresini yeniden üretmektedirler. Buna mukabil, evin Kofi Annan'ı Ali'nin "iyi niyetli barış girişimleri" gözden düşmekte, bugüne kadar birinci olan "sempatik zenci", diktatoryanın mikrobunun yayılmasıyla silik hatta mıymıntı bir kişiliğe dönüşmektedir.
Ağır suçluluk, aşağılık ve daha önemlisi sünepe bir kendi kendini sevmeme sendromundan musdarip kadınların diktatörleri önce mağdurlaştırıp sonra da şefkatle bağırlarına basmaları "Faşizm iki kişilik ilişkilerde başlar" (Bachmann) ve "Her kadın bir faşiste aşık olur" sözlerini onaylar, evet. Ama evin erkekleri niçin armut toplamaktadır? Hadi bakalım!
"Manyak mısın kardeşim?"
Halklar, aklını kaçırmış kişilere "Git işine kardeşim. Manyak mısın?" diyecek sağduyularını yitirdiklerinde, onları dev sosyo - psikolojik kaldıraçlarla yukarılara koyup, tepelerine diktatör olarak dikerler. İşte bu yüzden BBG evinin (mikro insanlık) iki seçeneği vardır. Ya Edi'yi bir gece (İspanyol BBG'sinde kadınların dövülmesini savunan birine böyle yapılmıştı) kapının dışına koyup diktatorya mikrobundan kurtulacaklar ya da bu "ev kabadayısına" tabi olup dahil olmanın "huzuruna" dalacaklar. Merakla izlemekteyiz. Bakalım ne yapacaklar?
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|