
|


Biri sağcı, öteki solcu!
SAĞCI Mesut Yılmaz ile solcu Murat Karayalçın'ın devlet konusunda benzer şeyleri söylemesi ilginç değil mi?
Yılmaz, bayram mesajında Cumhuriyet'in "biçimsel unsurlarındaki ilerlemenin anlayış ve uygulamaya yeterince geçirilemediğini" belirterek diyor ki:
"Bu çarpıklığın sebebi, devletin millet emrinde ve ona ait bir hizmet organizasyonu olarak görülmek yerine, milletin üstünde, müstakil ve mutlak bir konumda değerlendirilmesidir."
Murat Karayalçın'la geçenlerde bir uçak yolculuğundaki sohbetimizi hatırlıyorum. Erdal İnönü'nün kuracağı partiyi konuşuyorduk. Notlarımda Karayalçın'ın şu sözlerinin altını çizmişim:
- Türkiye artık 'Bonapartçı devlet' modelini bırakmalıdır. Katılımcı demokrasi ve yerel yönetimlerin öne çıkacağı bir yapılanmaya gidilmelidir.
'Bonapartçı devlet' ne demek?
Yılmaz'ın anlattığı devlet demek!
* * *
BONAPARTÇI devlet terimi, İmparator Napolyon'dan gelir. Eski mutlak krallıkla Jakobenizmdeki "mutlak egemenlik" teorisinin sentezidir.
Kralları ya da devletin yeni kurucusu İmparator Napolyon'u yüceltmek için yaratılan siyasi mistisizm devlete yansımıştır: Devlet halkın üstünde, 'kutsal' bir kurumdur... Kuvvetler ayrılığı yoktur, kuvvetler bir elde toplanmıştır; bizdeki 'tevhidi kuva' ilkesi... Aşırı merkeziyetçi ve müdahalecidir. Yönetim kişi karizmasına bağlıdır vs... (R. Scruton, A Dictionary of Political Thought, sf. 42 - 43)
Böyle bir devlet yapısı, çağımızda gelişmenin temel motoru olan serbest toplumsal dinamizmi kısıtlıyor. Yılmaz'ın dediği gibi:
"Hak ve hürriyeti verilmeyen insanların, sadece hamasetle milli birliği idrak etmeleri ve yaşamaları mümkün olamamaktadır. Bu da Türkiye'nin ekonomik ve sosyal hedeflerine ulaşmasını engellemektedir."
Yılmaz bu yapının "uzun bir geçmişe sahip olduğunu" belirtiyor, hem gelişmemiz için, hem AB üyeliği için "devletin çağdaşlaşması gerektiğini" vurguluyor.
* * *
KARAYALÇIN'A sordum: Eleştirdiğiniz Bonapartçı devlet modelinde Osmanlı'nın ve Cumhuriyet'in yeri nedir? Cevabı şöyle:
- İmparatorluk ve Cumhuriyet diye ayrım yapmıyorum, yapılabileceğini sanmıyorum. Bu modeli 1800'lerin başında aldık, giderek ağırlaştı. Fransa'nın kendisi 1958'de değiştirdi bunu...
1958, yani De Gaulle reformları.
Sosyalist Enternasyonel'de de Gonzales "yeni devlet modeli"ni, yani katılımcı demokrasi ve yerel yönetimlere dayalı yapılanmayı tartışmaya açmış.
Belli ki, İnönü'nün kuracağı parti, 'Bonapartçı' olmayacak, 'sosyal demokrat' olacak. Peki ya laiklik? 'Bonapartist devlet'in laikliği mi, liberal bir laiklik mi?
İnönü ile bu konuyu henüz tartışmamışlar.
Bizde, Osmanlı'da da, Cumhuriyet'te de "Devlet", olabildiğince toplumdan etkilenmeyecek ama toplumu kontrol altında tutacak "müstakil ve mutlak bir varlık" halinde örgütlenmiştir. Darbeler bunun kurumlarını anayasalarla pekiştirmiştir.
Ama artık "muasır medeniyet", hatta bugünkü ekonomik krizden çıkmak için bile bu ağır ve hantal devlet yapısını küçültmek, demokratikleştirmek ve sivilleştirmek gerekiyor.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|